Anasayfa / Beslenme / Yiyecek Sorunları ve Ayartmaları

Yiyecek Sorunları ve Ayartmaları



Yiyeceklere karşı duyarlı mısınız?

Spastik kolon sendromu (IBS), kronik yorgunluk ve belli yiyeceklere aşırı duyarlılık ya da alerjiler, Batı dünyasında hızla yayılıyor. Yıllar boyunca, kliniklerimize gelenlerin en azından % 50’si kabızlık, ishal ve gaz gibi sindirim sistemi sorunları yaşıyorlar. Daha da fazla sayıda insan yorgunluktan, baş ağrılarından ve genel olarak hâlsizlikten yakınıyor. Bu semptomlar genellikle beslenme düzenleriyle bağlantılı görünüyor. “Yiyecek alerjisi” şeklinde ifade etmek neredeyse moda hâline geldi ama “alerji” kelimesi, farklı tepki anlamına gelir ve sık sık hem doktorlar hem de hastalar tarafından yanlış kullanılmaktadır.

yeme

Kliniklerimizde, kişiler daha iyi beslenmiş olduklarında ve artık işlenmiş yiyecekler ya da kimyasallarla dolu bir beslenme düzeni izlemediklerinde, bağışıklık sistemlerinin güçlendiğini ve “yiyecek alerjilerinin” genellikle üstesinden gelinebilecek geçici duyarlılıklara dönüştüğünü gözlemledik.

Gıda Duyarlılığı ve Kilo Sorunları

Bağışıklık sistemimizin işleyişi kişiselliğimizin bir parçasını oluşturur. Bu sistem, bizi enfeksiyonlara karşı koruyan akyuvarlar ve antikorlar (kan proteinleri) üretir. Bir maddenin, vücudunun metabolizmasının bir parçası mı yoksa dışarıdan gelen “yabancı” bir madde mi olduğunu anlayabilir. Bazı kişiler bu yabancı maddelere karşı sıra dışı bir duyarlılık geliştirebilirler ve bu da “alerjik” tepkilere yol açar. Buna bir örnek, buğdayda bulunan bir protein olan glüten duyarlılığıdır; bağırsak duvarlarının hasar gördüğü ve besinlerin sindirimini zorlaştırdığı bir durum olan kolik hastalığına yol açar.

Bazen kandaki değişiklikler, akyuvarlarda veya antikorlarda olsun, yiyeceklere ters tepki veren insanlarda fark edilemez. Böyle durumlarda, “gıda duyarlılığı” ifadesi kullanılır. Yiyecek alerjileri görece ender olmakla birlikte, gıda duyarlılığının giderek yayıldığı ve genellikle daha hafif semptomlar gösterdiği gözlemlenmektedir.

Önemli besinlerin eksikliğinden dolayı beyin kimyası olumsuz şekilde etkilendiğinde, bağışıklık sistemi etkili şekilde çalışmakta zorlanır. Bağışıklık sistemimiz zarar gördüğünde, belli yiyecekleri ve içecekleri “toksin” olarak yanlış tanımlayabilir. Bu noktada vücutta bir kimyasal tepkime oluşur ve bunun sonucu olarak, tanımlanan “toksinleri” dışarı atmak için kan bölgeye hücre pompalar. Sıvı tutulumu ve kilo alımı, bu oluşumun yan etkileridir. Aslında, “toksik” yiyecek veya içeceklerden uzak durduklarında, hastaların sadece bu gıdaları dışarıda bırakmakla bir aylık süreçte 6 kiloya kadar verebildiklerini gözlemledim. Birkaç ay geçtiğinde ve besin değerleri normal seviyelere döndüğündeyse, daha önce rahatsızlık veren yiyecekler veya içecekler, daha fazla kimyasal tepkime yaratmadan yine kullanılabi

liyor ve kilo normal kalabiliyordu. Bu, beslenme düzenimizi dengeye oturtmanın kilomuzu kontrol altında tutmakta bize nasıl yardımcı olabileceğine klasik bir örnektir.

Yiyecekler ve Alerjiler

Yiyecek alerjilerinin egzama, astım, kurdeşen, burun yangısı, dudak veya boğaz şişmesi, romatizmalı atardamar yangısı (romatizmal artrit) ve migren gibi rahatsızlıklarda rol oynadığı bilinmektedir. Yiyecek duyarlılığı, spastik kolon (IBS) rahatsızlığım ilerletebilir ki erkeklerin en azından % 20’sini, kadınlarınsa yaklaşık % 25’ini etkilemektedir. Hasta ya kabızlık ya da ishal sorunu yaşar ve genellikle karında gaz ağrılarına, bazen sancılara, genellikle kramp benzeri acılara neden olabilir. IBS için gerçekten etkili geleneksel bir tedavi yoktur ama uzmanlar, beslenme düzeninde değişiklik yapmanın ve düzenli gevşeme egzersizlerinin vakaların çoğunda semptomları kontrol altına almaya yardımcı olduğunu belirtmektedir. Cambridge’deki Addenbrooke’s Hastanesi’nde IBS üzerinde yapılan araştırma -Dr. John Hunter önderliğinde-, beslenme düzeni ve IBS arasında açık bağlantılar ortaya koydu. Şaşırtıcı bir şekilde, IBS ile bağlantılı gösterilen en yaygın yiyeceklerden biri, özellikle kepek ve kepekli ekmek şeklinde kullanılan buğdaydı. IBS için diğer yaygın tetikleyiciler arasında süt, peynir, çay, kahve, alkol ve hatta sigara sayılabilir. 10. Bölüm’de IBS’i yenmek konusunda daha fazla bilgi bulabilirsiniz.

Konu yiyecek duyarlılıklarını tespit etmeye geldiğinde, kesin ve katı kurallar yoktur. En yaygın sorun kaynakları, buğday ve kepekli ürünler, yulaf, arpa ve çavdar, ayrıca süt, peynir ve krema dâhil olmak üzere süt ürünleridir. Gerçek Yaşam Diyeti’nin sayfa 185’de başlayan 1. Aşama’sı, size bir harici beslenme düzeni sunacaktır ve bu plan, beslenme unsurlarının sağlığınızı ve kilo verip formda kalmanızı etkileyip etkilemediğini anlamanıza yardımcı olacak şekilde tasarlanmıştır.

Gerçek Bir Hikâye

Bonnie, 27 yaşında, çalışmak için Avustralya’dan Ingiltere’ye gelmiş bir gazeteciydi. İngiltere’ye geldiğinde semptomlar ortaya çıkmıştı ve 5 kg. almıştı.

“Artık kilomu veya regl dönemlerimden önce ruh hâlimi kontrol edemediğimi fark ettim. Kendimi çok yorgun hissediyordum ve ayın büyük bölümünde kabızlık ve gaz sorunları yaşıyordum. Maryon’un çalışmasını bir dergide okudum ve onunla görüşmeye karar verdim.

Beni Gerçek Yaşam Diyeti’ne başlattı ve başlangıçta bütün buğday ve süt ürünlerini kestirdi. Buna ek olarak, düzenli olarak spor salonuna devam etmeye başladım. Gaz ve kabızlık sorunlarım neredeyse hemen geçti ve biraz kilo verdim. Artık öğle yemeği yedikten sonra uykum gelmiyordu ve bu da iyi bir kazançtı.

Birkaç ay içinde normal kiloma geri döndüm ve kendimi çok daha iyi hissettim. Yine giysilerimi giyebiliyordum ve çok daha mutluydum. PMS’min tamamen geçtiğini, konsantrasyonumun geri döndüğünü ve artık regl dönemlerimde baş ağrıları veya sancılar yaşamadığımı gördüm. Daha sonra süt ve buğday ürünlerini yine beslenme düzenime aldığımda, herhangi bir sorun yaşamadım.

Artık kendimi harika hissettiğimi söyleyebilirim. Beslenme ve egzersiz düzenlerimi seviyorum; sağlığımın büyük ölçüde kendi kontrolümde olduğunu hissediyorum.”

Yiyecek Arzularınıza Eğilmek

Belli yiyeceklere, özellikle çikolataya istek duymak, son derece yaygın hâle geldi; bu sorun İngiltere’de kadınların % 75’ini etkilerken % 60’ı sorunlarının çikolatadan kaynaklandığını açıkça itiraf ediyor. Bu sadece kadınlara özel bir durum da değil. Araştırmalara göre, erkekler de çikolataya açlık duyuyor. Ve genellikle bu arzumuza yenik düştüğümüzden, kilo alıp duruyoruz ve sonunda fazla kilolarımızı vermekte zorlanıyoruz.

İşin ilginç yanı, genellikle bu açlıklar psikolojik bir nedene dayanıyor. Beyin ve sindirim sistemi, normal şekilde çalışmak için sürekli olarak iyi besinler ister ama stresli yaşamlarımız, her zaman gerektiği kadar sağlıklı beslenemeyeceğimiz anlamına gelir. Öğünleri atlar veya ayaküstü bir şeyler atıştırırız. Bunun sonucu olarak kan şekerimiz düşer ve bize enerji vermesi için glikoz arayışına gireriz. O zaman ne yaparız? En yakındaki çikolata veya şekerli bisküvi paketine saldırırız ve bu, glikoz kaynaklı hızlı bir enerji artışı sağlarken besin değeri açısından zayıf kalır. Dahası, bu hızlı enerji takviyesi genellikle geçicidir ve çok geçmeden yine tatlı bir şeyler istemeye başlarız; dolayısıyla döngü, bel ölçümüzü felakete sürükleyecek şekilde tekrarlanır.

Burada işin püf noktası, bu döngüyü nasıl kıracağınızı bilmektir çünkü çikolata genellikle alkol, uyuşturucu veya sigara gibi gerçek bir bağımlılığa dönüşür.

Yiyecek arzularınızı yenmek

Beslenme Referans Değerleri Komitesi tarafından hazırlanan bir rapor, süt dışı şeker tüketimimizi % 50 oranında azaltmamızı önermektedir; buna şekerli tüm yiyecekler ve içecekler dâhildir. İdeal tavsiyeler olması gerekmez çünkü konu her şeyden önce ne kadar çok yediğinize bağlıdır. Ancak hem diş hem de genel sağlığınız açısından ulaşılabilir bir hedef sunmaktadır.

Kanınızdaki glikoz seviyesini ideal ölçüde tutabilmek için yeterince doğru besin almaya dikkat etmek önemlidir. Kan şekerini düzenlemek için gereken temel besinler şunlardır:

• B vitaminleri (beynin ve sinir sisteminin ideal fonksiyonları için gereklidir)

• Magnezyum (normal hormon fonksiyonları için gereklidir)

• Krom Oligoelement

B vitaminleri, magnezyum ve krom, yiyeceklerden alınabilir ama nerede arayacağınızı bilmeniz gerekir (sayfa 369’a bkz.). Ayrıca, kısa sürede kanınızdaki şeker seviyelerini düzeltmek için özel olarak hazırlanmış besin takviyeleri almayı da düşünebilirsiniz. Örneğin, Krom Kompleksi (sayfa 154’e bkz.), B vitaminleri, magnezyum ve kroma ek olarak, az miktarda C vitamini içerir ve NHAS Postayla Sipariş Servisi’nden temin edilebilir.

Neyi, ne zaman yemeli?

Konu iştahınızı kontrol etmeye geldiğinde geldiğinde, neyi ne zaman yediğiniz önemli rol oynar. Beslenme düzeninizi baştan aşağı değiştirip birkaç püf noktasına dikkat etmenin, kandaki glikoz seviyelerini iyi bir seviyeye getirmekte ne kadar etkili olduğunu görünce şaşıracaksınız ki bu, artık çikolatalarla hızlı çözümlere yönelmeyeceğiniz anlamına gelir. Bunun sonucu olarak, aşırı kilolarınızdan kolayca kurtulduğunuzu görebilirsiniz. Hedeflemeniz gereken şeyler şunlardır:

• Kan şekeri seviyenizi düzenli tutmak için besin değeri yüksek yiyecekleri sık ve az yiyin. Her gün üç öğün yiyin; sabah ve öğleden sonra ilerleyen saatlerde ara atıştırmalar alın.

• Mümkün olduğunca taze ve evde pişmiş yemekler yiyin.

• Kurutulmuş meyve, taze meyve, kuruyemiş ve çekirdek gibi kendi içinde şeker barındıran yiyecekler tüketin.

• Yemek yerken gevşeyin ve yemeğinizin tadını çıkarın.

• Öğünlerinizi ve atıştırmalarınızı önceden planlayın (kadınlar için regl öncesi haftalarda günlük kalori ihtiyacının 500 birim arttığını unutmayın).

• Açken değil, daima yemek yedikten sonra yiyecek alışverişi yapın.

• Çay ve kahveyi azaltın. Bunları çok miktarda tüketirseniz, insülin salgısında artışa neden olabilirler. Çay veya kahvede tüketilen bol miktarda şeker, kanda dengesiz glikoz seviyelerine yol açabilir. Sağlıklı yiyecek mağazalarında satılan bitkisel çayları ve kahve benzerlerini deneyin.

• Krom, magnezyum, B ve C vitaminleri açısından zengin, tam kepekli, acı, karabiber ve tavuk içeren beslenme düzenlerine odaklanın.

• Alkol tüketiminizi azaltın. Alkolün kalori oranının yüksek olması bir yana, aşırı miktarda alındığında karaciğerinize zarar verebilir ki bu da kan şekerinizin ciddi oranda düşmesine veya hipoglisemiye yol açar. Örneğin, bir öğün yerine iki-üç kadeh cin-tonik içmek, kandaki glikoz seviyenizde ciddi yükseliş ve düşüşlere yol açarak, hipogliseminin bütün semptomlarını yaratır.

Harekete geçin

Günlük hayatınıza düzenli egzersizler yerleştirmek, kan şekerinizi kontrol etmenize yardımcı olacak, metabolizma hızınızı artıracak ve kilo vermenizi sağlayacaktır; ayrıca daha birçok farklı sağlık yararı da vardır. Egzersiz, vücudun insülin tepkisi duyarlılığını artırır ve bu da kan şekeri seviyesini daha rahat kontrol etmenizi sağlar. İdeal olarak, haftada en az dört kez nefes nefese kalana kadar egzersiz yapmanız gerekir.

Vücudunuzu ve beyninizi geri alma görevine soyunmadan önce plan yapmak için zaman ayırmanız gerekir. Yapmanız gereken tüm değişiklikleri, sayfa 395’deki Gerçek Yaşam Diyeti’nize kaydedin. Atıştırmalar için haftalık menü planlayın ve alışverişe çıktığınızda sadece listenizdekileri alın. Eğer hazırda yoksa bir egzersiz programı hazırlayın; güne başlamadan önce evde dans etmek veya video eşliğinde aerobik yapmak bile bir seçenektir. Ayrıca, gevşemek için ayıracağınız zamana karar verin (sayfa 103’e bkz). Fiziksel ve zihinsel formunuz açısından kendinizi nasıl hissettiğinizi kaydetmek akıllıcadır.

Gerçek Bir Hikâye

Jackie korkunç şeker açlığı çekiyordu ve kendini kaptırmanın sonucu olarak 12,5 kilo almıştı. Yazın ilk tanıştığımız zamanı çok iyi hatırlıyorum çünkü elbisesinin sırtındaki düğmeler iliklenmiyordu ve dikişleri neredeyse patlamak üzereydi. Tahmin edileceği gibi çok depre-sif, gergin ve oldukça da umutsuzdu. Onu Gerçek Yaşam Diyeti’ne başlattım ve Krom Kompleksi de ekledim (sayfa 154’e bkz). Noel’e kadar 16’dan 12 bedene inmişti ve görünüşü öylesine değişmişti ki istasyonda karşılaştıklarında kendi kardeşi bile onu tanımadı. Bir çikokolik olduğunun farkındaydı ama artık böyle bir ihtiyacı kalmamıştı. Ayrıca, kafeinden vazgeçmişti ve geceleri rahat uyuyordu. Konsantrasyonu güçlendi, PMS sorunundan kurtuldu, libidosu geri döndü ve son görüşmemizde bana kendini ne kadar harika hissettiğini söylerken çok mutluydu.



Bağımlı mısınız?

Hayatımız dengesini kaybederken günü geçirebilmek için uyarıcılar veya rahatlatıcı yiyecek ve içecekler kullanmak çok kolaydır. Dolayısıyla bir sigara, bir kupa kahve veya bir kadeh şarap içmeden günü geçiremiyorsanız, bağımlı olabilirsiniz, bağımlılığa yönelmiş olabilirsiniz veya en azından kötü alışkanlıklar ediniyor olabilirsiniz. Sağlığınızı etkilemeden o alışkanlıktan kurtulun. Alkol ve tatlı yiyecekler gibi rahatlatıcılar, yüksek kalori içerikleri yüzünden genellikle kilo almamıza neden olur ve kötücül bir döngü oluşur.

Canınızın istediği şeyi biraz yapmak size iyi gelebilir ama “biraz” kelimesi artık yaşam tarzınıza uymuyorsa, kendinizi her türlü soruna açık hâle getiriyor olabilirsiniz. Bağımlılığa eğilimli bir kişiliğiniz olduğunu düşünüyorsanız, şimdi bir durum değerlendirmesi yapma zamanınız gelmiş demektir. O sigara paketine veya şarap kadehine neden uzandığınızı hiç düşündünüz mü? İçinizde çözülmesi gereken bir soruna dışarıdan çözüm aradığınızı gösteren bir işaret olabilir.

Kişiliğinizi değiştiremeseniz bile, bir bağımlılığı tanımayı öğrenebilir ve kontrol altında tutmak için gerekli adımları atabilirsiniz. Aşağıdaki testi yapmak, bağımlılığa eğilimli bir kişiliğiniz olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak, sorunlu alanları tanımlamanızı ve izlemeniz gereken en iyi yolu belirmenizi sağlayacaktır.

Sigarayı bırakmak, alkolü azaltmak ve kola veya kafein alışkanlığından vazgeçmek kimse için kolay değildir. İlk adımlar, bağımlılıklarınızın sağlığınızı nasıl etkilediğine dikkatlice bakmanızı ve başkalarının endişelerini dinlemenizi gerektirir.

Bağımlılık düşünce kalıplarınızın da farkında olmanız gerekir: Bunu sadece bu kez yapmakta sakınca yok… Yarın bırakmaya başlayacağım… Ayrıca, bu açlıkların arkasında yatan ihtiyaçları görmeye çalışmak da yararlı olabilir çünkü aslında daha fazla duygusal güvenlik veya daha güçlü özgüven arayışından kaynaklanabilir.

Bağımlılık eğilimlerinizin doğasını daha iyi kavradığınızda, onlarla yüzleşip hemen ve tamamen kurtulmak için ne yapmanız gerektiğini okuyun.

Kafein

Kafeine bağımlı hâle gelmenin neden kolay olduğunu anlamak için bir cadde boyunca uzanan kafelere bakmanız yeterli-dir. Ve aslında mesele sadece kahve ve kafein içeren çaylar değildir. Çikolata, çikolatalı içecekler, kola, kola bazlı içecekler, bazı ağrıkesiciler ve Red Bull, Red Kick ve Virgin Energy gibi içecekler de kafeinle doludur.

Düşük miktarlarda kafein sizi uyanık tutarak konsantrasyonunuzu güçlendirirken aşırı miktarda alındığında çabucak sağlıksız bir maddeye dönüşür. Sizi gergin, sinirli ve endişeli yapabilir. Ayrıca, nabız atışlarınızı hızlandırır ve çarpıntıya neden olur. Kalp hastalıkları, yüksek tansiyon ve hatta kısırlığa ek olarak, kadınlarda göğüs hassasiyetini azdırmaya yol açtığı gözlemlenmiştir.

Kafein, vazgeçmesi kolay bir madde değildir çünkü eksikliği size baş ağrıları, titreme, mide bulantısı ve ishal getirebilir. Yavaş yavaş azaltmak, en iyisidir ve eğer yapabiliyorsanız, önce bir hafta sonu “kahvesiz günler” planlayın, böylece yan etkileriyle daha kolay başa çıkabilirsiniz.

Kahve

Alışkanlıktan kurtulmak

• Birkaç haftaya yayarak yavaş yavaş azaltın.

• Kendinize günde sadece en fazla iki kupa kafeinsiz kahve izni verin.

• Karahindiba kahvesi veya kafeinsiz içecekler gibi alternatifler düşünün; bunların hepsini sağlıklı yiyecek mağazalarında bulabilirsiniz.

• Filtreli kahve seviyorsanız, kendi filtrenizi yanınızda taşıyabilirsiniz ama kafeinsiz versiyonlar veya kavrulmuş karahindiba köküyle bunu yapın. Yapmanız gereken tek şey, kahveyle yapacağınız gibi, tohumları öğütmek ve filtreden geçirmektir.

Çay

Bir bardak içmeden tek bir gün bile geçiremeyeceğinizi düşünebilirsiniz ama gerçekte kafeinle doludur ve içinde tanin denen bir madde daha vardır ki bu, özellikle çinko ve demir başta olmak üzere besinlerin sindirimini engeller. Kahvedeki gibi yan etkiler bekleyebilirsiniz ve çay içmediğinizde kabızlık sorunu yaşayabilirsiniz, bu yüzden çayı yavaş yavaş bırakmak en iyisidir.

Alışkanlıktan kurtulmak

• Kahveyle aynı tavsiyeleri izleyin.

• Bitkisel çaylar, içlerinde kafein veya tanin bulunmadığından iyi bir alternatiftir. Limon, zencefil, rezene ve karışık küçük taneli meyve çayları en sevilenlerdir. Alışmanız biraz zaman alabilir ama bir kez alıştığınızda, sıradan çaya tercih ettiğinizi göreceksiniz.

Kafeinli Asitli İçecekler

Serinletici, canlandırıcı ve -reklamlardaki erkeklere inanırsak- imajımız açısından iyi olabilirler ama kafeinli asitli içecekler aynı zamanda bolca şeker doludur (bir kutu kolada yaklaşık sekiz çay kaşığı şeker vardır) ve diğer kimyasal katkı maddelerinden söz etmeye bile gerek yok. Diyet olanlarında şeker bulunmayabilir ama kimyasal katkı maddelerin miktarları inanılmayacak kadar yüksektir. Vazgeçmenize yardımcı olması için kahveyle aynı tavsiyeleri izleyin ama baş ağrıları ve mide bulantıları gibi semptomlarla karşılaşabileceğinizi unutmayın.

Alışkanlıktan kurtulmak

• Kahveyle aynı tavsiyeleri izleyin.

• Süpermarket raflarında bulabileceğiniz Appletize, Ame ve Irish Spring gibi daha sağlıklı asitli içecekler deneyin. İçerik listesinde kafein, fazladan şeker ve kimyasal katkı maddesi bulunup bulunmadığını kontrol edin.

• Maden suyuna meyve suyu katarak kendi asitli içeceğinizi de yapabilirsiniz.

Alkol

Çok fazla alkolün sağlık ve bel ölçüsü açısından ne kadar zararlı olduğunu hatırlatmamıza gerek yok. Birkaç kadeh şarap gerçekten biraz iyi gelebilir ama kendinizi içkiye kaptırırsanız, her türlü sağlık sorununa da kapıyı açmış olursunuz. Başlangıç olarak, alkol çoğu besini etkisiz hâle getirir ve yıllar içinde beden dokularını yok eder. Ayrıca, kardiyovasküler hastalıklar, sindirim bozuklukları, karaciğer hastalıkları, kanser, beyin dejenerasyonu, düşük ve osteoporoz da dâhil olmak üzere çok çeşitli hastalıklara yol açar.

Eğer çok fazla içtiğinizi düşünüyorsanız, ipin ucu kaçmadan yardım almanız önemlidir. Dengeli ölçü; kadınlar için haftada 14, erkekler için 21 birimdir. Bir birim, ortalama büyüklükte bir kadeh şaraba veya çeyrek litre biraya denktir.

Alışkanlıktan kurtulmak

• Haftada en az iki gün alkolden uzak durun.

• Alkollü içkiler yerine meşrubat veya su için.

• Bir saat içinde bir birimden fazla içmeyin.

• içki sofrasındaysanız, kendinize 3-4 birimlik bir sınır belirleyin ve onu aşmayın.

• Barlarda kullanılan ölçülere sadık kalın ve içlerine bolca kokteyl karıştırın.

• içerken oburluktan kaçının (yani bir seferde 8 birimden fazla içmeyin).

Sigara

Sigara içenlerin sayısını azaltmak için belirlenen ulusal hedeflere rağmen, yakın zamanda yapılan araştırmalar çok sayıda çocuğun bağımlı genleri taşıdığı için sigara içme olasılığının yüksek olduğunu gösterdi. Ve devletin sürekli tekrarladığı sağlık uyarılarına ve farkın-dalık kampanyalarına rağmen, hâlâ % 26’ımız sigara içiyor. Ama bunu yaparak kendimizi tehlikeye atıyoruz. İngiltere’de önlenebilir hastalıklar ve erken ölümlerin bir numaralı nedeninin sigara olduğunu gösteren sayısız araştırma var. Sigara içmek kilo aldırmasa ve aslında sigara içenler iştahları kapandığı için öğün atlasa bile, sigara içenlerin alkole daha eğilimli olduğunu ve genellikle yüksek kalorili, besin değeri düşük yiyecekler seçtiklerini biliyoruz.

Tütün tüketimi her yıl İngiltere’de 106,000 kişinin ölümüne yol açmaktadır ki bu, bir günde 300’den fazla (bir uçak dolusu) insanın ölümü ve tüm ölümlerin % 20’si anlamına gelir. Aynı zamanda, çeşitli kanserler de (en önemlisi akciğer kanseridir) dâhil olmak üzere çok çeşitli hastalıkların, solunum bozukluklarının ve kalp hastalıklarının da nedenidir.

Eğer sadece sigara içiyorsanız, sağlığınız için yapabileceğiniz en önemli şey sigarayı bırakmaktır. Kolay olmayacaktır ama sadece üç ayda kan dolaşımı düzelir, akciğer fonksiyonları % 40 güçlenir ve daha kolay egzersiz yaparsınız. Öksürüklerden, hırıltılardan ve nefes darlığından da kurtulursunuz. Teniniz parlamaya başlar ve yiyeceklerin tadını daha keskin alırsınız. Fazladan kazanç olarak, artık kötü sigara dumanı kokmazsınız.

Alışkanlıktan kurtulmak

• Sigarayı bırakmak için bir tarih seçin. Arkadaşlarınıza, ailenize, iş arkadaşlarınıza ve sizi destekleyebilecek herkese, sigarayı ne zaman bırakacağınızı söyleyin.

• Yeni alışkanlıklar edinin. Sigarayı bırakmadan önce, sizi meşgul edecek ve dikkatinizi dağıtacak sağlıklı alışkanlıklar kazanın. Ödüller hazırlayın; sigaraya harcadığınız parayı bir tatil veya başka bir şey için biriktirin.

• Hareketlenin. Egzersiz yaparsanız başarı şansınız artar ve sigarayı bıraktığınızda kilo alma olasılığınız düşer.

• Düşünce tarzınızı değiştirin. Sigarayı neden bırakmak istediğinizi ve bırakmanın yararlarını kendinize sürekli hatırlatın (nedenlerinizi bir karta yazarak yanınızda taşımak yararlı olabilir). Günbegün yol alın.

•  İlk haftayı planlayın. İlk günlerin genellikle en zoru olduğunu unutmayın. Sigarayla bağdaştırdığınız yerlerden ve insanlardan uzak durun. Publardan, kulüplerden ve dumanlı atmosferi olan diğer yerlerden kaçının.

• İsteğinizi bastırın. Sigara yakmak isterseniz, uzun, yavaş nefesler alın, bir bardak su için, sigarayı bıraktırıcı destekler kullanın, yürüyüşe çıkın, bir arkadaşınızı ziyaret edin veya bir film izleyin. Sigara açlığınızın geçeceğini unutmayın.

•  Kararlı olun. Teslim olur ve sigara yakarsanız, nedenini düşünün ve bu deneyimi tekrar denemek için kullanın. En başarılı olanlar, ancak birkaç kez denedikten sonra bırakmıştır. İngiltere’de sigarayı bırakanların sayısı 12 milyonu bulmuştur. Siz de onlara katılabilirsiniz.

• Nikotin bağımlılığını sürdürmeye neden olan nikotin takviyeleri yerine, bir sigara bırakma programına katılın; EFT (geçmişe dönük terapi) ve hipnoz çok işe yaramaktadır. Bu yöntemler, sigara içme nedenlerinizi görmenize ve yeni alışkanlıklar edinmenize yardımcı olur.

Gerçek Bir Hikâye

Susie, 24 yaşında, kilolu bir ilkokul öğretmeniydi. Ciddi panik atakları ve depresyonu için yardıma ihtiyacı vardı.

“Kendimi şişman ve üzgün hissediyordum. Öylesine yoğun panik dalgalan yaşıyordum ki çalışamayacak hâle gelmiştim. Çabalıyordum ama panikler öylesine ağırdı ki kapıdan çıkamıyordum. O dönemde reglim yeni sona ermişti ama arada bağlantı kuramadım. Ayrıca, günde 30 ila 40 sigara içiyordum.

Maryon’un kitaplarından birini okuduktan sonra, gidip onunla görüşmeye karar verdim. Benim için yeni bir beslenme düzeni hazırladı, semptomlarıma yardımcı olacak takviyeler önerdi ve düzenli egzersiz yapmamı söyledi.

Bir ay sonraki ilk takip randevumda, kendimi daha mutlu ve daha az endişeli hissediyordum. Sigarayı, çikolatayı, pastaları ve şekerlemeleri bıraktım. Bir sonraki randevumda, hiç paniğe kapılmadan 300 çocuğun bulunduğu bir topluluğu yönetebiliyordum ve bu gerçekten büyük bir başarıydı.

Maryon’un Gerçek Yaşam Diyeti’ni izleyerek hiç çabalamadan 12 kilo verdim; kendimi yeniden zinde hissediyordum ve hayatımın kontrolünü elime almıştım. Birçok kişi ne kadar farklı göründüğümü söylüyor ve ben de farklı hissettiğimi biliyorum. Artık mesai başlangıçlarımı sabırsızlıkla bekliyorum.”

Sizi bağımlılıklarınızdan kurtaracak tüyolar

Tek başınıza başarmakta zorlanabilirsiniz. Arkadaşlarınızdan ve ailenizden yardım isteyin.

• Bağımlılık döngünüzü kırmakla neler kazanacağınızı düşünün.

• Bağımlılığınızdan kurtulma nedenlerinizin hepsini yazın ve işler zorlaştığında o listeye bakın.

• Moraliniz bozulduğunda neye yöneldiğinize dikkat edin ve farklı bir şey yapın.

• Açlığınızın iradenizi yenebileceğini gösteren uyarı işaretlerini fark etmeyi öğrenin. Önceden uyarılmak, önceden silahlanmak demektir.

• Teslim olursanız, kendinizi hırpalamayın. Sadece tekrar denemekte kararlı olun.

• Dayanma ve sorun çözme becerileri geliştirin; böy-lece işler ters gitmeye başlarsa, hızlı çözümlere başvurabilirsiniz.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.