Anasayfa / Kadın Sağlığı / Yıllardır cinsel yaşamı olmayan kadınlarda rahim ağzı kanseri

Yıllardır cinsel yaşamı olmayan kadınlarda rahim ağzı kanseri



Yıllardır cinsel yaşamı olmayan kadınlarda rahim ağzı kanseri

Sekssiz Evliliklerde Kadınların Sağlığı

Çoğu yıllardır evli. Bazılarının da uzunca bir süredir aynı evi paylaştığı erkek arkadaşı var. Yaşamlarında yıllardır bir erkek bulunmasına karşın seks hayatlarının olmaması ise onların ortak hikayesi.

45 yaşındaki arkadaşım da evli ama hayatında cinsellik olmayan binlerce kadından sadece biri. 12 yaşında bir kız çocuğu var. Doğumdan bu yana kadın hastalıkları ve doğum uzmanına hiç muayene olmamış. Kuzeninin ısrarıyla seneler sonra üniversite hastanesindeki bir jinekologa birlikte muayene olmaya gidiyorlar. Kuzeni “Artık kendimizi ihmal etmeyelim” diyerek nerdeyse kolundan çekiştirerek onu doktora götürüyor.

Jinekolojik muayene sırasında şiddetli kanaması oluyor. Doktor ciddi bir sorun olabileceğinin altını çizerek daha detaylı tetkikler istiyor. Test sonuçları geldiğinde arkadaşım hiç beklemediği bir anda kanserle tanışıyor. Teşhis “rahim ağzı kanseri” ya da diğer adıyla “serviks kanseri”. Acilen ameliyat oluyor, radyoterapi görüyor.

DOĞUMDAN BU YANA JİNEKOLOĞA GİTMEYEN KADINLAR

Arkadaşım kimyager. Yani üniversite mezunu bir kadın. Doğumdan bu yana bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına kontrole gitmemesinin nedenini soruyorum. “Hiçbir şikayetim yoktu ki” diye yanıt veriyor. Kimbilir, bu satırları okuyan kadınlar içinde onun gibi düşünen, sağlık kontrollerini ihmal eden kaç kişi vardır?

Arkadaşımın kocası kendisinden 13 yaş büyük; bugün 58 yaşında. Doğum sonrasında eşiyle aralarındaki seks ilişkisinin sıklığının giderek azaldığını söylüyor ve ekliyor:

“Birlikteliğimizin ilk yıllarında 20 günde, ayda bir sevişirdik. Eşim zaten cinselliğe çok düşkün bir erkek değildi. Açıkçası sevişmediğimiz günler, geceler benim için de bir kayıp değildi. Cinsel dürtüleri, arzuları güçlü bir kadın olmadığımdan aynı yatakta birbirimize sarılarak uyumak bana yetiyordu. Doğumdan sonra dört beş ayda bir sevişmeye başladık. Giderek ara açılmaya başladı. Yaklaşık beş yıldır ise hayatımızda hiç seks yok” diyor.

HER ÜÇ EVLİLİKTEN BİRİNDE SEKS YAŞANMIYOR!

Avrupa Cinsel Sağlık Birliğinin son araştırmasına göre, her üç evlilikten birini aseksüel evlilikler oluşturuyor. Peki yıllardır süren birlikteliklerde cinsel mutluluğa düşen gölgenin nedenleri neler? Orta yaşın üzerindeki erkeklerde giderek artan şişmanlık, diyabet, hipertansiyon gibi hastalıkların cinsel sorunları da beraberinde getirmesi mi? Alışkanlığın tek düzeliği mi? Kariyer basamaklarında zirveye tırmanma, evi geçindirme, çocukları iyi bir okulda okutabilme gibi konuların günümüzde giderek yükselen stresi mi? Eşler arasındaki duygusal ya da parasal anlaşmazlıklar mı?

Uzmanlara göre, tüm bunlar cinsel arzuyu etkileyerek, yatak odasındaki mutsuzluğun sebebi olabiliyor. Cinselliğin yaşanmadığı evliliklerde bu durumun sebepleri her ilişkide birbirinden çok farklı. Üstelik bu konu detaylı bir şekilde mercek altına alınması gereken başka bir problem. Benim burada asıl dikkat çekmek istediğim konu, sekssiz birlikteliklerde kadınların sağlığı.

Partneriyle hiçbir cinsel paylaşımı olmayan, aile planlaması yöntemlerine de gereksinim hissetmeyen kadınlar, jinekolojik kontrollerini yaptırma konusunda iyice tembelliğe, ihmalkarlığa sürükleniyorlar. Halbuki cinsel ilişki sırasında kanama rahim ağzı kanserinin ileri dönemlerinde ortaya çıkan uyarıcı bir belirti. Aseksüel evliliği olan kadınlar, her yıl düzenli aralıklarla kadın hastalıkları ve doğum uzmanına gitmedikleri için hastalığın erken evrede yakalanma şansını da yitiriyorlar.

“RAHİM AĞZI KANSERİ 15-20 YILDA GELİŞİR”

“Rahim ağzı kanseri çok fazla belirti veren bir kanser türü değildir. Belirtiler hastalığın daha ileri dönemlerinde ortaya çıkar. Bu belirtiler ise düzensiz kanamalar, ilişki sonrasında kanama ve ağrı şeklinde sıralanabilir” diyen Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Macit Arvas şu bilgiyi veriyor:

• Rahim ağzı kanseri oluşumunda en çok suçlanan etken HPV virüsüdür. HPV tek tip virüs değildir. 200e yakın tipi vardır. Genital sistemde 40’a yakın virüs bulunur ve hepsi kanser yapmaz. Kansere neden olabilen 15 tane virüs bilinmektedir.

• Her HPV virüsü olan kişinin mutlaka kanser olacağı savı yanlıştır. HPV virüsünü alan kişilerin yüzde 90’ında bu virüs iki yıl içinde vücut tarafından ortadan kaldırılabilmektedir. Bu nedenle, HPV’si pozitif olan kişilerin hemen telaşa kapılmamaları gerekir.

• Koruyucu yöntemlerden biri de, HPV virüsüne karşı geliştirilen aşılardır. HPV aşısı üç doz halinde yapılır. Aşı, ilk uygulamadan üç ve altı ay sonra olmak üzere toplam üç doz uygulanır. Günümüzde 130 ülkede uygulanan HPV aşısı, genelde 9-26 yaş arasındaki kadınlara önerilmektedir.

• Rahim ağzı kanserinin gelişme süresi ortama 15-20 yıldır. Bu süre içinde kansere yol açabilecek öncül lez-yonların tespit edilmesi, bunların takibi ve gerekiyorsa tedavi edilmesi son derece önemlidir.

• Yukarda bahsettiğimiz süre içerisinde oluşan lezyonlar hafiften ağıra doğru bir süreç izler. Hafif lezyonların her zaman tedavi edilmesi gerekmez. Bunlar takip edilebilir.

• Rahim ağzındaki hücre bozukluğunun derecesi yüksekse bunların tedavi edilmesinde yarar vardır. Tedavide belirlenen lezyonların tamamen temiz olarak çıkartılması gerekir.

• Rahim ağzındaki riskli lezyonlar temizlendiği zaman kanser de önlenmiş olur. Bu süreçteki lezyonların kanserle hiçbir ilişkisi yoktur. Ancak kanser oluştuktan sonra tümörün büyüklüğü, kan ve lenf damarlarına girmesi, yayılması son derece önemlidir. Özellikle tümörün 4 santimden küçük olduğu ve metastazların, özellikle lenf yayılımının bulunmadığı durumlarda (erken evre) rahim ağzı kanserinin ameliyatla rahatlıkla tedavi edilme şansı vardır. Rahim ağzı kanseri dünyada tamamen ortadan kaldırılabilecek bir kanser türü olabilir.”20

JİNEKOLOGUNUZ VAR MI?

Sağlık IQ’su yüksek her kadının güvendiği, kendini rahat hissettiği bir jinekologu olmalı. Sağlıkta sosyal güvencenize göre kadın hastalıkları ve doğum uzmanınızı seçebilirsiniz. Devlet, üniversite hastanesi ya da özel hastanede çalışan bir jinekoloğu doktorunuz olarak seçebileceğiniz gibi, muayenehanesi olan bir hekimi de tercih edebilirsiniz.



Günümüzde bazı devlet hastanelerinde rahim ağzı (serviks) hastalıkları poliklinikleri hizmet vermektedir. Hangi devlet hastanesinde böyle bir imkanın olduğunu yaşadığınız ilin sağlık ya da halk sağlığı müdürlüğünün web sitelerinden öğrenebilirsiniz. İl Sağlık Müdürlüğünün web sitesine göre İstanbul’da “Serviks Hastalıkları Poliklinikleri” bulunan kamu hastaneleri şöyle sıralanmaktadır.

• Zeynep Kamil Doğum ve Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi

• Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi

• Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi

• Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi

Üniversite hastaneleri ile özel hastanelerde de jinekolojik kanserler konusunda teşhis ve tedavi imkanlarını araştırmayı ihmal etmeyin. Yerel yönetimlerin de sağlıkla ilgili hizmetleri olabilir. Kadın sağlığı merkezleri kuran bazı belediyeler, meme ve rahim ağzı kanserleri konusunda da taramalar gerçekleştiriyor. Yaşadığınız ildeki büyükşehir ya da ilçe belediyesinin sağlık merkezlerinde böyle bir imkan olup olmadığını öğrenin. Sağlık Bakanlığına bağlı olarak tüm illerde hizmet veren Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim ve Merkezlerinde ya da kısa adıyla KETEM’lerde kadınlara rahim ağzı (serviks) kanseri taraması yapılmaktadır.

Evliyseniz ya da bir ilişkiniz varsa, 40 yaşın üstündeyseniz yılda bir defa rutin kontrollerinizi yaptırmak amacıyla jinekologunuzu ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Yapılan tetkikler sonrasında rahim ağzı,yumurtalık ya da rahim kanseri gibi bir jinekolojik kanser tespit edilirse; tedavi için“jinekelojik onkoloji’ alanında üst ihtisas yapmış bir kadın hastalıkları doğum uzmanını araştırmanız yerinde olur. Özellikle de jinekolojik kanser nedeniyle bir ameliyat geçirmeniz gerekiyorsa.

“40’IN ÜZERİNDEKİ KADINLAR HER YIL JİNEKOLOGLARINA GİTMELİ”

“Kadınlar cinsel birlikteliğe başladıkları yaştan itibaren jinekolojik kontrollerini asla ihmal etmemeli. Evlendikten sonra mutlaka her yıl düzenli olarak kadın hastalıkları ve doğum uzmanına muayene olmalı. Kadınlarda jinekolojik sorunlar ve kanser yaşla birlikte artmaktadır. 40 yaşın üzerindeki her kadın yılda bir kez doktoruna başvurup, gerekli olan muayene ve tetkiklerini yaptırmalıdır.”

“JİNEKOLOJİK KANAMA BİR DEFA BİLE OLSA ÖNEMLİDİR”

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Jinekolojik Endokrinoloji Bilim Dalı ve Tüp Bebek Ünitesi öğretim görevlisi Prof. Dr. İsmail Çepni, kanamalar konusunda özellikle orta i’ yaşın üstündeki kadınları dikkatli olmaya çağırıyor:

“Normalde kadınlar 28 günde bir adet görürler. Ancak bu süreden 7 gün önce veya geç adet görmeleri normal kabul edilir. Adetler en çok 7 gün sürer ve 80 ml’den az kanama olur. Bunun dışında oluşan her türlü kanamada kadınlar hekime başvurmalıdırlar. Düzenli vajinal smear ve gerektiğinde özellikle 35 yaştan sonra rahim içinden teşhis amaçlı parça alınması ya da optik aletler ile rahim içinin kontrolü ve biyopsiyi içeren histeroskopi yapılması önemli muayene ve teşhis yöntemleridir.

Kadınlarda özellikle menopozdan sonra görülen ya da birleşme sonrasında oluşan kanamalar önemlidir. İlişki esnasında kanama ya da koyu akıntı rahim ağzı kanserinin habercisi olabilir. Kanamanın bir kere olması da, bir damla olması da ihmal edilecek bir durum değildir. Böyle durumlarda da mutlaka bir hekime başvurulmalıdır.”

Çoğu kadın kanama denildiğinde sadece kırmızı renkli bir kanamayı düşünüyor. Oysa koyu kahverengi ya da iç çamaşırını kirletecek tarzdaki kanamalar da önemli olabilir. İç çamaşırını kirleten pembelik de kanama olarak kabul edilir.

Bu konuda da kadınlar ihmalkar davranmamalı, hemen bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına kontrole gitmelidir.

JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ NEDİR?

“Jinekolojik onkoloji; kadın alt genital sisteminden çıkan kanserlerin teşhisiyle ve tedavisiyle ilgilenen bir bilim dalıdır. Vulva denilen en dış kısım, vajina, rahim ağzı (serviks), rahim içi (endometrium), tüpler ve yumurtalıktan (över) çıkan kanserler jinekolojik onkolojinin ilgi alanına girer. Bu hastalıkların cerrahi tedavisi ile uğraşan doktorlara da “jnekolog onkolog” adı verilir.

Bir hekimin jinekolog onkolog olması için kadın hastalıkları ve doğum ihtisasının üzerine alt genital sistemden çıkan kanserler konusunda üç yıl eğitim alması gerekir. Bu eğitimler ülkemizde Sağlık Bakanlığı ve YÖK bünyesinde yapılmaktadır. Ancak bu eğitimlerden geçerek “jinekolog onkolog” oluna-bilmektedir. Jinekolog onkologlar saydığımız kanserleri ve bunların yayılmalarını, gerektiğinde tekrarlamalarını cerrahi olarak tamamen ortadan kaldıracak tecrübeye ve eğitime sahip olmalıdır. Çünkü jinekolojik kanserlerin ameliyatları alt batın ve üst batında her türlü cerrahi girişimi yapabilme becerisine sahip olmayı gerektirir. Bu tip ameliyatların gerektiği gibi yapılabilmesi için çoğu zaman üç yıllık eğitimin dahi yetersiz olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.”

Prof. Dr. İsmail Çepni – Kadınlarda adet dışı kanamalar (Esra Kazancıbaşı ile Medikal programı, A Haber, 19 Şubat 2012)

Prof. Dr. Macit Arvas (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Jinekolojik Onkoloji Bilim Dalı öğretim üyesi) JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ UZMANLARINA NASIL ULAŞABİLİRSİNİZ?

Rahim ağzı, yumurtalık ya da rahim kanseri teşhisi konan bir yakınınız varsa ya da jinekolojik kanser sizin de kapınızı çaldıysa uzman bir doktora nasıl ulaşabilirsiniz? İşte, sizi jinekolojik onkoloji konusunda uzman doktorlara ulaştıracak bazı öneriler:

Türk Jinekolojik Onkoloji Derneği

www.trsgo.org

Türk Jinekolojik Onkoloji Derneğinin web sitesinde uzman hekimlerin isimleri yer alıyor. Bulunduğunuz ildeki doktorların iletişim bilgileri için dernek ile temasa geçmeniz gerekebilir. Çünkü derneğin web sitesindeki listede il ve hastane bazında bir ayrım yok. Sadece jinekolojik onkoloji uzmanı doktorların isimleri var.

Hastanelerin web siteleri

Kadınlarda görülen jinekolojik kanserler konusunda uzman bir hekime ulaşmanın bir diğer yolu da yaşadığınız şehirdeki üniversite, devlet ve özel hastanelerinin web sitelerini ziyaret etmek olmalı.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*