Anasayfa / Makaleler / Yaşlanmaya Yeni Bir Bakış

Yaşlanmaya Yeni Bir Bakış



Sağlıklı yaşlanmak için yaşlılığı beklemeyin… Hastalık riskleri orta yaşlara ulaşmadan çok önce başlıyor. Nasıl yaşlandığımızı belirleyen en büyük faktör; yaşlılık hakkında ne düşündüğümüz ve nasıl yaşadığımız… Alışkanlıklarınızı, düşüncelerinizi ve davranışlarınızı değiştirirseniz yaşlanma süresini de değiştirebilirsiniz.

Vücudun esnekliğini ve direncini kaybetmesi, ağrı ve sızıların artması, yaşlılığın kaçınılmaz sonucu olarak görünür… Bu görüş şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. Yüksek tansiyon, kalp hastalığı, romatizma, kronik ağrılar, uykusuzluk, depresyon gibi rahatsızlıklar sadece yaşlılığın belirtileri değil. Aslında yıllarca vücudun ihtiyaçlarını, bakımını, vücut ve düşünce bağını ihmal etmiş olmanın sonuçları bunlar. Strese karşı kısa ve uzun vadeli, sağlıklı bir adaptasyon stratejisi geliştirmediyseniz, günlük yaşantının baskılarıyla da öyle bir noktaya gelinir ki, sürekli gergin, sinirli, doyumsuz, en ufak bir problem karşısında tahammülsüz olursunuz. Sizi rahatsız eden asıl nedene karşı kontrolünüz tükendikçe, umutsuzluk sizde domino etkisi yaratır. Bu da sizi, günlük yaşantıyı idare edecek enerjinin tükenmesinden depresyona, bağışıklık sisteminin zayıflamasına kadar daha büyük sorunlara taşır. Size zevk veren şeylerden zevk almamaya başlarsınız, arkadaş, eş, iş gibi şeyler anlamsızlaşmaya başlar. Tüm bu değişimleri, “Artık yaşlanmaya başlıyorum,” olarak görebilirsiniz, ancak önceki bölümlerde (ve ilk kitabımda) açıklamaya çalıştığım gibi, hayatınızda bu noktalara (çok erken!) gelmemek için, bize yol gösterebilecek pek çok bakış açısı, strateji ve teknik var. Sağlıklı alternatif, kendinizi yıpratmaktan başka bir işe yaramayan bu çemberden çıkıp strese adaptasyonunuz için daha sağlıklı seçimleri fark etmeniz.

Hayatımızdaki strese karşı tepkilerimizi, alışkanlıklarımızı, düşüncelerimizi değiştirerek, bu tip rahatsızlıklardan korunabilecek bir hayat tarzını daha erken yaşta oturtma duyarlılığını ve alışkanlığım yaratmamız gerekir.

Hastalığı iyileştirmek kadar sağlığı korumanın, riskleri ortadan kaldırmanın, yani sağlıklı yaşlanmanın önemini her gün daha çok insan kavrıyor… İnsanlara, artık doktor doktor dolaşıp ağrı ve rahatsızlıklarının yaşları için normal olduğunu, eve gidip ilaçlarını alıp dinlenmeleri gerektiğini duymak yeterli gelmiyor. Sağlıklı beslenme, yoga gibi bedeni esneten ve güçlendiren teknikler, masaj, nefesi fark etme, rahatlama teknikleri, me-ditasyon gibi alternatif terapilerin bugün tüm dünyada çok tutulmaya başlamasının nedeni, bu tip yaşam tarzını hayatlarına adapte edenlerin pozitif tecrübelerini insanlarla paylaşması… Bu tip terapiler vücudu yeniler, stresle boşalan enerjimizi tekrar depolar ve vücudumuzun hiçbir sinyalini dinlemeden alıp başımızı gittiğimiz bir dönemde, bize dur diyebilmeyi öğretir, dolayısıyla hastalığa karşı vücudun direncini artırır. Orta yaşa ulaşmaya başlayan bir yoga öğretmeni olarak, hem kendimde hem de öğrencilerimde sağlıklı beslenmenin, rahat nefes alabilmenin, hareket özgürlüğüne sahip olabilmenin, vücudun esnekliğini koruyabilmenin insana ne kadar enerji veren, ruhunu gençleştiren, motive eden ve kişisel gelişimi sağlayabilen unsurlar olduğunu görüyorum.



Uzun ömürlü olmak için yapacağınız pek çok şey, yaşam kalitenizi de artıracaktır.

Bütün hastalıkların ortaya çıkmasındaki en büyük unsur fiziksel, zihinse] ve duygusal stresin birleşmesidir. Bu durumda bu üç öğenin armoni, yani uyum içinde olması bizi sağlıklı tutar. Bunu sağlayabilmek için günlük yaşantımıza aşağıdaki üç basit yolu uygulayabiliriz.

Hayatınıza mutlaka doğayla baş başa olabileceğiniz zamanlar ekleyin. Yıl içinde doğayla iç içe olan mekânlarda ruhunuza ve vücudunuza dirilik getirecek, enerji verecek tatiller yapın. Hafta sonları doğayla baş başa olabileceğiniz ufak kaçamaklar yapın. Rüzgârı hissetmeniz, yağmuru dinlemeniz sinir sisteminizi yatıştırır. Beş duyunuzu doğayla besleyin. Mutfak pencerenizin içine, balkona, çiçekler ekin. Doğanın, en küçük formunda, bile iyileştirici bir zenginlik vardır.

Yaşadığınız yeri huzurlu bir ortama çevirin. Yapılan bütün araştırmalar, zihinsel ve duygusal açıdan rahat olan insanların, kronik olarak mutsuz ve karmaşa içinde yaşayan insanlardan daha sağlıklı olduğunu gösteriyor. Yaşadığınız ortam, sizin ruh halinizi yansıtır. Evinizin en az bir bölümünü, mesela banyonuzu size özel, kendinizle baş başa kalmaktan mutlu olacağınız ve doğayı yaşayabileceğiniz şekilde döşeyin. Telaş içinde banyo yapıp evden çıkmayın. Günün küçük bir bölümünde dahi olsa, kendinize dönüp düşüncenizi berraklaştırın.

Hayatınıza bir ritim verin. Biyolojik saatinizi ayarlamak için yaşantınızı rutin bir şekle getirin. Öğünlerinizi her gün aynı saatlerde yiyin. Akşam saat 7’den sonraya bir öğün bırakmamaya çalışın. Gün batımından sonra sindirim yavaşlamaya başlar. Haftanıza kalp damar sistemini koruyacak egzersizler (bisiklet, yürüyüş gibi) katın. Aerobik egzersiz stres atmanıza yardımcı olur ama gerçekten rahatlamanız ve sakinleşmeniz için yeterli değildir. Vücudunuzun direnç ve esnekliğini artıracak yoga hareketlerini ve nefesinizi hissederek bedeninizi rahatlatacak tera-pik teknikleri öğrenin ve uygulayın. Vücudunuzun verdiği tepkiyi dinleyerek, nefesinize ve vücudunuza konsantre olarak egzersiz yapın.

Benim haftam dönüşümlü olarak yoga, yürüyüş, bisiklete binmeyle geçiyor, öyle saatlerimi harcamıyorum, ama her gün yarım ya da bir saat vücudumu kuvvetlendirmek, esnetmek, hissetmek günün getirdiği stresle daralan ruhuma da iyi geliyor. Kendimi hem fiziksel, hem de zihinsel olarak en sağlıklı hissettiğim dönemdeyim diyebilirim…

Bedeniniz kadar beyninizde de yenilik istiyorsanız, yapabileceğiniz en önemli şey nefesi; ritmik, sakin ve daha yavaş almayı öğrenmektir. Bilinçli nefes alıp vermek, size ihtiyacınız olan enerjiyi verecek, yatıştırıcı haplara gerek kalmadan rahatlatacaktır.

Tüm kitap boyunca, özellikle bizleri yıpratan düşünce şeklimize ve davranış alışkanlıklarımıza farklı bir yaklaşım sunmaya çalıştım… Eğer hazırsanız, bu kitabın hayatınızda yürümediğine inandığınız ve çözümleri elinizde olan birçok soruna bir rehber olabileceğine inanıyorum.

Yaşam tarzınızı tekrar gözden geçirin, erken yaşlanıp geç akıllanmadan…

Sevgiyle…




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*