Anasayfa / Sağlık ve Hastalık Bilgileri / Yaşam Kaynağı güneş ve D vitamini

Yaşam Kaynağı güneş ve D vitamini



GÜNEŞİN SOFRASINA BUYURUN

Eskiden D vitamini ile ilgili bilgimiz kısıtlıydı. Sadece, kemiklere ve dişlere iyi geldiği, D vitamini eksikliğinin çocuklarda raşitizme neden olduğu bilinirdi. O zamanlar osteoporoz, yani kemik erimesi üzerine de fazla konuşulmazdı. Tıp dünyası, bu vitaminin öneminin henüz farkına varmamıştı, ayrıca yediğimiz içtiğimiz gıdalarla kolaylıkla alınabildiğine inanılıyordu. ‘Güneş giren eve doktor girmez’ diye bir atasözümüz vardır. Bunun doğru bir saptama olduğu bilinse de, nedeni açıklanamıyordu.

d vitamini

Dikkat ederseniz yazın hiç grip salgını görülmez, zatürree vakasına pek rastlanmaz. Neden diye merak ettiniz mi? Doktorlar merak ettiler ve güneşin hastalıklar üzerindeki etkisini araştırdılar. Güneşli yerlerde yaşayanlarda bazı kanserlere daha az rastlandığı anlaşıldı. Mesela, Afrika ülkelerinde kolon ve meme kanseri vakaları diğer ülkelere kıyasla çok daha düşüktü. Güneşin içinde vücudumuza çok iyi gelen, bizi hastalıklardan koruyan bir şey vardı ve bunun D vitamini olduğu anlaşıldı. Daha da ilginci, D vitamininin aslında bir hormon olduğu, yaşlanmayla ilgili bütün hastalıkların şifasında önemli bir rol oynadığı ortaya çıktı. Çoğumuz şehirlerde yaşıyoruz. Artık sabahtan akşama kadar tarlada kazma kürek sallayan, sebze meyve toplayan o insanlar değiliz. Kapalı ortamlara, evlere tıkıldık. Şehir hayatının kirli havası da buna eklenince D vitamini eksikliği kaçınılmaz oldu.

KANSERE KARŞI D VİTAMİNİ

D vitamini eksikliğinin kemik erimesine yol açtığı uzun zamandır biliniyor, ama yukarıda da belirttiğim gibi yeni araştırmalar daha vahim sağlık sorunlarını işaret ediyor. Bu vitaminin eksikliği bazı kanserlere yakalanma riskini artırmakla kalmıyor, kanserli hücrelerin daha hızlı yayılmasına da neden oluyor. D vitamini ile ilişkilendirilen kanserler arasında kalın bağırsak, meme, yumurtalık ve prostat kanserleri ön sıralarda yer alıyor.

Diğer yandan bu önemli vitamin bazı kanserlerde koruyucu, hatta tedavi edici bir kemoterapi ajanı olarak da değerlendiriliyor. DNA’yı keşfeden iki kişiden biri olan Watson yakın bir zamanda kalın bağırsak kanserine yakalanınca, kendisini D vitamini desteğiyle tedavi etmeye çalıştı ve hatırı sayılır bir başarı da elde etti.

D vitamini, bağışıklık sistemimiz için de son derece önemlidir. Vücudumuz iki yüzden fazla doğal antibiyotik üretir ve bunlar D vitamini olmadan işlevlerini yerine getiremezler. Hastalıklara karşı savaşan katil hücrelerimiz göreve gidebilmek için yine bu değerli vitamine ihtiyaç duyar. Bu yüzden onun eksikliğinde nezle, zatürree, bronşit, sinüzit ve grip gibi hastalıklara karşı daha savunmasız hale geliriz. Ayrıca, D vitamini değerleri düşük olanlarda felç ve kalp krizi vakalarına daha çok rastlanıyor, Parkinson, Alz-heimer, multipleskleroz gibi hastalıklara yakalanma riski artıyor.

Depresyon tedavisinde de D vitamini seviyesine bakmak ve eksik ise yerine koymak atlanmaması gereken, önemli bir nokta. Eğer kilo sorununuz varsa, kolay kilo alıyor ve vermekte zorlanıyorsanız sorumlusu yine D vitamini eksikliği olabilir. Bu yüzden kilo problemi olanlar, D vitamini değerlerini yükseltmeden kilo vermeye çabalamasınlar, çünkü büyük ihtimalle yolda kalırlar. Araştırmalar, D vitamini eksikliği olan çocukların ileride şeker hastalığına yakalanma risklerinin arttığını gösteriyor.

ON KOVA SÜT YA DA…

Kemik yoğunluğunuzu ölçtürürken, D vitamini seviyenize de mutlaka öğrenmeye çalışın ve eğer kemik yoğunluğunuzda azalma varsa mutlaka D vitamini takviyesi kullanın. Ekstra kalsiyum takviyesi almanıza gerek yok, çünkü bu minerali zaten yiyeceklerden alıyorsunuz. İki bardak yoğurt günlük kalsiyum ihtiyacınız için yeterlidir. Ama D vitaminini yoğurt, peynir ya da sütten almayı beklerseniz yolda kalırsınız. Bir litre tam yağlı sütte en fazla 60 ünite D vitamini bulunur. Günlük ihtiyacınızın 5000 ünite olduğu düşünülürse, yeterli miktarda D vitamini almak için her gün 10 kova süt içmeniz gerekiyor.

Balıkta ve yumurtanın sarısında da D vitamini vardır, ama bir yumurtadan en fazla 20 ünite alabilirsiniz. Eskiden günlük D vitamini ihtiyacının 400 ünite olduğu düşünülüyordu. Bu rakam önce 1000 e, sonraları da 2000 e çıktı. Ben ise bu değerli vitaminin faydalarından ve koruyucu etkilerinden maksimum faydalanabilmeniz için 5000 üniteye ihtiyacınız olduğunu iddia ediyorum. Günde 200 yumurta yiyemeyeceğinize göre, sadece besinlerle D vitamini ihtiyacınızı karşılamanız imkânsız. O nedenle, senelerdir küs olduğumuz, bucak bucak kaçtığımız güneşle barışmalı ve yeniden güneşe çıkmaya başlamalıyız.

İLİŞKİNİZİ GÖZDEN GEÇİRİN

En sağlam ve en güvenilir D vitamini kaynağı güneştir. Biz doktorlar, cilt kanseri endişesiyle güneşten korunma konusunu abarttık. İnsanlar da güneşten o kadar korktular ki, bucak bucak kaçmaya başladılar. Oysa araştırmalar, güneş kremlerinin cilt kanserlerine karşı yeteri kadar koruyucu olmadıklarını gösteriyor. Bunun en önemli nedeni, bu kremlerin kanser yapan UVA (ultraviyole A) ışınlarından ziyade D vitamini üretimini sağlayan UVB (ultraviyole B) ışınlarını engellemesi. Maalesef bu kremlerin asıl marifeti, bizi D vitamini fakiri kılmak oluyor.

Güneş kremlerini hiç kullanmayın ya da güneşin altında saatlerce yatın demiyorum. Tehlikeli saatlerde güneşten kaçınmaya devam edin, ama güneş ışınlarının dik olmadığı zamanlarda 15-20 dakika kremsiz olarak güneşlenmeye özen gösterin. Güneş kremi tercihinizi kimyasal olmayanlardan yana yapın. Kısacası, güneşle ilişkinizi yeniden gözden geçirmenin zamanı geldi.

GÜNEŞTEN FAYDALANMA REHBERİ

Hayvansal gıdalarla D vitamini ihtiyacımızın maksimum yüzde 10’luk bir bölürnünün karşılanabileceğini anlattım. Bitkisel kaynaklı besinlerde bu değerli vitaminin bulunmadığım da hesaba katarsak geriye, en az yüzde 90 civarında bir açık ile baş başa kalırız. İşte bu nedenle, mutlaka güneşlenmek zorundayız.

Açık havada çalışmak yerine ofislere tıkılan şehirli insanın en büyük sorunlarından biri güneşin bu önemli işlevinden faydalanamamaktır. Yapılacak tek şey, yaz tatillerinde fırsat buldukça güneşlenmek ve cildimize D vitamini üretme fırsatı vermektir. Peki bu büyüleyici mekanizma nasıl işliyor da, güneş ışınlarına maruz kalan cilt kendi kendine D vitamini üretebiliyor? Cildin hemen alt katmanında bir ön madde bulunuyor. Bu madde, güneş ışınlarında bulunan UVB ile temas eder etmez hızla D vitaminine dönüşüyor.



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Denize ya da dağlara gittiğinizde güneş kremi sürmeden 15-20 dakika güneşlenmek bile ortalama 5000 ünite D vitamini üretmenizi sağlıyor. Tatil boyunca yirmi gün güneşlendiniz diyelim, toplam 100.000 ünite D vitamini rezervi ile eve dönüyorsunuz. Günde 5000 üniteden ayda ortalama 150.000 üniteye ihtiyacınız olduğuna göre, bu stok çok kısa sürede tükenecektir.

PÜF NOKTASI

Çok az bilinen ilginç bir noktaya değinmek istiyorum. Diyelim ki bir yaz günü kumsalda uzandınız ve güneşten süzülen UVB ışınları cildinize temas etti. Ve bu temas sonucu cilt hücreleriniz D vitamini üretti. Bu değerli vitaminin önemli bir bölümü cildinizin üzerinde bir yağ tabakası olarak durur. Güneşlendikten hemen sonra duş jeli ya da sabun ile yıkanırsanız, cildinizdeki D vitamini akıp gider. Bu değerli vitamini kaybetmemek için sabunu bir kenara koyup sadece duş almakla yetinin. İsterseniz, sadece koltuk altlarınızı sabunlayın. Yağ olarak üretilmiş D vitamini vücudunuzda bir iki gün kalırsa, cildinize nüfuz edecektir.

TAKVİYELERİN KARNESİ!

Bağışıklık sistemini güçlendirdiği söylenen vitamin takviyelerine not verdik. Hangileri daha başarılı, hangileri orta halli öğrenciler arasında? Gelin beraber keşfedelim. D vitamini: Kullanabileceğiniz en etkin bağışıklık desteklerinden biri. Kapsülleri ve ampulleri var. Yağda eriyen bir vitamin olduğu için dozajının dikkatle yapılması gerekiyor. Notu: 10 üzerinden 10

C vitamini: En çok tanınan bağışıklık destekleyicisi olsa da, ününü gerçekten hak edip etmediği hâlâ tartışmalı. Bana göre, bağışıklık sisteminiz güçlü olsun diye her gün C vitamini yutmanın (eğer yeteri kadar meyve, sebze yiyorsanız) pek gereği yok. Sadece hasta olduğunuz dönemlerde üç-beş günlük C vitamini kürleri yapmanız yeterli olabilir. Notu: 10 üzerinden 7

Çinko: Çinko değerleri düşük olduğunda bağışıklık sisteminin de zayıfladığı yolunda birçok araştırma var. Fakat kandaki çinko seviyesinin vücudun gerçek çinko rezervlerini yansıtmayabileceği de biliniyor. Bu yüzden, “Gribim, nezleyim, çinko içeyim de geçsin,” diye düşünmek de, çinko fakiri olmak da yanlış. Notu: 10 üzerinden 8 Betaglukan: Ülkemizde çok satılan bağışıklık desteklerinden biri olsa da hakkında kesinliği kanıtlanmış bir bilgi yok. Yani işe yarayıp yaramadığı net olarak açık değil. Notu: 10 üzerinden 4

Umklaoba: Güney Afrika kökenli bir bitkiden elde edilen bu özlerin bağışıklık sistemini olumlu etkilediğini gösteren çalışmalar var. Notu: 10 üzerinden 8 Sambucus özleri: Bu bitkisel desteğin de bağışıklık sistemini olumlu yönde etkilediğini gösteren çalışmalar var. Denenebileceğini düşünüyorum. Notu: 10 üzerinden 8 Omega-3 yağları: Özellikle DHA’nın bağışıklık sistemini güçlendirdiğini düşündüren güçlü kanıtlar var. Ben de sık sık faydalanıyorum. Notu: 10 üzerinden 9

D VİTAMİNİ TAKVİYESİ

D vitamini, 25 (OH)D testi olarak bilinen basit bir kan testi ile kolayca ölçülebilir. Testin sonucunda elde edilen ve vücudunuzdaki D vitamini seviyesini gösteren değerin 50’nin altında olmaması gerekiyor. Laboratuvar sonuçları, 0-20 düşük, 20-40 optimum, 40\n üstü ideal olarak değerlendirir. Ama bu değerlendirmeyi pek dikkate almamanızı öneririm. D vitamini seviyeniz kış aylarında 30-40, yaz aylarında ise 50-80 aralığında seyretmelidir. Bana göre ideali lOOdür, fakat 125’in üstüne çıkılmaması gerekir.

D vitamini eksikliğinin ilk belirtilerinden biri halsizlik ve giderek artan yorgunluktur. Denge bozukluğu ve kas güçsüzlüğü de yine D vitamini rezervlerinizin yetersiz olduğunu işaret edebilir. Unutkanlık, odaklanma ve konsantrasyon güçlüğü şikâyetlerinde de akla ilk gelmesi gereken D vitamini eksikliğidir. Bu vitaminin noksanlığı uyku bozuklukları, baş ağrıları ve kronik migren gibi şikâyetlere de neden olabilir. Sık sık tekrarlayan enfeksiyonlarda da D vitamini eksikliği değerlendirmeye alınmalı.

Bana gelerek, sürekli grip olmaktan şikâyet eden hastalanma, her iki ayda bir yoğurdun içine bir adet D vitamini ampulü kırıp yemelerini öneriyorum. Ve kısa süre içinde problemlerinin çözüldüğünü gözlemliyorum.

Bence bu belirtileri hiç beklemeyin. Hatta ölçüm bile yaptırmanıza gerek yok. Çünkü D vitamini eksikliği yüz kişiden sekseninde rastlanan bir durum. Gidin bir D vitamini ampulü alın. D vitamini reklamı falan yapmıyorum; eczanelerde satılan 300.000 ünitelik bir ampulün fiyatı sadece 2 lira.

Küçük bir hatırlatma; D vitamini yağda eriyerek biriken bir vitamindir ve zehirlenme riski hemen hemen yok gibidir. Bunca yıllık hekimlik hayatımda ne D vitamininden zehirlenen bir kimse gördüm, ne de bir hekim arkadaşımdan böyle bir vaka işittim.

REZERVLERİNİZİ NASIL DOLDURURSUNUZ?

Sık sık ama kısa süreli 15-30 dakikalık güneş banyoları sırasında vücudunuz daha fazla D vitamini üretir. Güneşte kalma süreniz ne kadar uzar, cildiniz ne kadar çok kararırsa, D vitamini üretimi de o kadar düşüyor.

Yazın güneş ışınlarının kanserojen etkisinin arttığı 11:00-15:00 arasında güneşten uzak durun, kış aylarında ise aksine bu saatlerde güneşlenmek D vitamini üretiminizi tetikliyor.

Pencereden geçen güneş ışığı ile vücudunuzun D vitamini üretmesi pek mümkün değil. Camlar, D vitamini üretimini sağlayan UVB ışınlarını önlüyor.

Güneşlendikten sonra sadece bir duş alıp çıkmak daha doğru. Uzun uzun sabunlanmak tavsiye edilmiyor. Çünkü D vitamininin cilt tarafından emilebilmesi için yaklaşık 12-24 saat gerekiyor.

Güneş kremlerinin faydalı UVB ışınlarını geçirmediği kesin. Cilt kanserine yol açan UVA ışınlarını ne kadarını engelledikleriyse oldukça tartışmalı! Yani bu kremler cildimizin D vitamini üretmesini engelliyor, ama büyük olasılıkla bizi cilt kanserinden de koruyamıyor. Ben yine de bu kremleri kullanmanızı, ama güvenli ve kaliteli olanlarını tercih etmenizi öneriyorum.

Yaz tatilinde depoladığınız D vitaminleri maalesef bütün yıl yetmiyor. Kışın da fırsat buldukça güneşle buluşun! İmkânınız varsa D vitamini seviyenizi ölçtürün, eğer 50’nin altındaysa D vitamini desteklerinden faydalanın.

D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ NELERE YOL AÇIYOR

  • Hipertansiyon, kalp krizi, kalp yetmezliği, beyin felçleri daha sık görülüyor. Parkinson hastalığı, multipleskleroz ve depresyona yakalanma riski artıyor.
  • Astım ve benzeri alerji hastalıkları, bağışıklık sorunları daha sık görülüyor.
  • Grip, nezle gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, bazen de zatürree, tüberküloz gibi akciğer enfeksiyonları artıyor.
  • Çocuklarda diyabet riski yükseliyor.
  • Kalın bağırsak, meme, prostat kanserine yakalanma riski artıyor.
  • Raşitizmden, kemik erimesine kadar pek çok kemik hastalığına zemin hazırlıyor.
  • Kilo almayı kolaylaştırırken, kilo vermeyi güçleştiriyor.
  • Bellek gücü ve öğrenme kapasitesi azalıyor.



Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*