Yağ Bezecikleri



Yağ Bezecikleri

Yağ bezecikleri, cilt yağlarının serbest kalmasını sağlayarak bu yağların bir karışım hâlinde kanallar vasıtasıyla cilt yüzeyine çıkmasını sağlar.

Vücut yüzeyine bağlı olarak yağ bezecikleri çeşitli büyüklükte olabilmektedirler. En büyük yağ bezecikleri, sırtın üst bölgesinde, göğüste ve yüz çevresinde bulunmaktadır. Aknelerin ağırlıklı olarak yerleştiği bölgeler yine sırt, göğüs ve yüz çevreleridir fakat yağ bezecikleri bunun dışında “güvenli” sayılabilecek el ve ayak üzerinde de bulunmaktadır. Bir tek avuç içlerinde ve ayak tabanlarında yağ bezecikleri bulunmamaktadır.

Birçok yağ bezeciğinin içinde ince saç kılları bulunmaktadır fakat bunlar o kadar küçüktür ki cilt yüzeyine ulaşmazlar. Örneğin, yağ bezecikleri burun üzerinde çok belirgin bir hâlde var olmalarına karşın kanallar içinde kalan saç kılları görülmemektedir. Saç kıllarının kalın veya yoğun olduğu bölgelerde cilt yağlarının da birikmesiyle gözenekler tıkanabilmektedir.

Yağ bezeleri kanallarının iç duvarlarında üst deriye ait cilt hücreleri de bulunmaktadır. Bunlar alt deride yenilenen, büyüyen, yassılaşan ve tamamen yassılaştığındaysa dökülen hücrelerdir fakat gözenek içindeyken de yassılaşabilmektedirler.

İşte cilt yağlarının sahneye çıktıkları yer de burasıdır. Yıkanan ya da ovularak temizlenen cilt yüzeylerinde, cilt yağları içeriden bu ölü hücreleri taşıyarak dışarı atılmalarını sağlar. Cilt yağları bu şekilde cildin temiz ve sağlıklı kalabilmesini sağlamaktadır. Ayrıca saç köklerinin nemli ve esnek kalmalarını, saçların parlak ve düzgün olmalarını sağlamaktadır. Buna ilave olarak cilt yağları asidik yapıda olduklarından zararlı bakterilere karşı koruma sağlarlar.



Ergenlik çağımıza geldiğimizde cilt yağlarımız daha aktif ve akışkan bir hâle gelmektedir. Bunun nedeni, vücudumuzun androjenler adını verdiğimiz hormonları üretmeye başlamasıdır. Sivilceleri yakından ilgilendiren en kayda değer androjen hormonuysa erkeklerin testislerinde, kadınların yumurtalıklarında ve böbreküstü bezlerinde üretilen testosteron hormonudur. Bu hormon ciltte üretilen bir enzimle değişime uğrayarak kısaca DHT (Dihidrotestosteron) adı verilen bir kimyasala dönüşür. DHT’nin ortaya çıkması, yağ bezeciklerinin cilt yağlarını üretmeye başladığının göstergesidir.

Peki biz cilt yağı üretimini “yağ emici” losyonlar kullanarak azaltabilir miyiz? Tam anlamıyla değil. Cildinize ne uygularsanız uygulayın, üreteceği cilt yağı oranını değiştiremezsiniz. Uygularken yüzünüzü gergin ve kuru hissettiren sıkılaştırıcı sabunlar, losyonlar ve kozmetiklerden hangisini kullanırsanız kullanın belki cilt yüzeyinize fazladan yağ katarlar ama ne cilt yağlarının yüzeye çıkış miktarlarını azaltırlar ne de yaygın kanının aksine yağ bezeciklerinin oluşumunu engellerler. Özel olarak yağlı ciltler için üretilen bazı cilt bakım ürünleri yağları çekerler. Alman kozmetik firması Dr. Hauschka’nın ürettiği ürün bu duruma iyi bir örnektir. “Normalizing Day Oil” adlı ürün daha az yağ içerir; çünkü ciltten yeteri kadar yağ almaktadır yani kısacası böyle ürünler kullanmak işe yarar bir yöntem değildir.

Yalnızca hormonlar, stres, genetik ve diyet, yağ bezeciklerinin serbest bıraktığı yağ miktarını düzenlemektedir ve bütün bu temizleyiciler, tonikler ve diğer akne tedavi ürünleriyse hormonal dengeye hiçbir müdahalede bulunamamaktadır. Bu ürünler, cilt yüzeyinin bakterilere karşı korunmasında daha fazla ya da daha az uygun bir duruma gelmesini sağlarlar. Bu nedenle bakterilerin doldurduğu gözeneklerde, cilt yağları kendilerine yerleşecek bir alan bulamazlar.

Yalnızca belirli özellikleri olan ürünlerin sizin sivilcelerinizi neden geçiremediğini anlamanız bu doğrultuda önemlidir. Cilt üzerindeki yağ üretimi, yalnızca diyetten, stresten, genlerden ve hormonlardan etkilenir. Dışarıdan yapılan herhangi bir müdahaleden etkilenmez.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*