Toksik Cilt Sendromu



Toksik Cilt Sendromu

Alarm niteliğindeki bir araştırma, havadaki kirliliğin maskesini düşürerek cilde olan zararlarını ortaya çıkardı. WH, elde edilen “kirli” bulguları masaya yatırıyor…

Bir gün maskelerin neredeyse “edinilmesi farz olan yeni güzellik aksesuarları” olabileceği hiç aklına gelir miydi? Kirliliğin cilt üzerindeki bu zamana kadar anlayamadığımız etkisini gösteren bir araştırma, böyle bir durumun hiç de ütopik olmadığını gösteriyor. Yaşlanma sürecinin hızlanması ve akneden egzamaya kadar tüm cilt sorunlarının artması, büyük şehirlerdeki kirliliğin kaçınılmaz bir sonucu… Ve eğer yaşadığın bölgedeki havanın nispeten daha temiz olduğu düşüncesindeysen, tekrar düşün deriz. Greenpeace Hava Kirliliği Raporu’na göre Türkiye’de kentsel nüfusun yüzde 99,7’si, dış ortam havasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün belirlediği “normal” değerlerin çok üzerinde partiküle maruz kalıyor.

Kısacası, ortada “nefes kesen” gerçekler var.

İngiltere Çevre Koruma Derneği’nden Çevre Bilimci Profesör John Murlis, “Hava kirliliğinden bahsettiğimiz zaman; belli başlı kimyasalların kullanımı, binalardan gelen toz, dizel gibi fosil yakıtların yanması vb. insan davranışlarıyla ortaya çıkan birçok etkiyi kastederiz” diyor ve ekliyor; “Yüzlerce farklı kimyasal var fakat son dönemlerde araştırmaların odak noktası partikül maddelere (PM) çevrilmiş durumda.”

hava-kirliligi-ve-cilt

Bu maddeler farklı büyüklüklerde olabiliyor. Mikroskobik boyuttaki PM2.5 ise büyük bir tehdit oluşturuyor. 2014 yılında Sahra Çölü’nden İngiltere’ye dağılan toz, oradaki insanların havada ne olduğu konusunda farkmdalıklarmm artmasına neden olmuştu. Bahsettiğimiz ince partikül madde ise tahmin edebileceğin üzere, rüzgârda uçuşan tozdan çok daha ince. PM2.5’in çapı, milimetrenin 400’de birine eşit. Murlis, partikül maddelerin bu özellikleri nedeniyle, nefes alırken akciğerin derinlerine doğru çekilebileceğini, vücutla özdeşleşebileceğini ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtiyor.

PM2.5’denbile küçük, aşırı ince ve Murlis’e göre büyük ihtimalle çok daha ciddi etkileri olan partikül maddeleri odağına alan yeni araştırmalar da, konuyu anlamana yardımcı olabilir.

İşin özü şu ki; trafik neredeyse, kirlilik de orada. Bu, büyük şehirlerin kirlilikten en çok etkilenen bölgeler olduğu anlamına geliyor.

Türkiye’de nüfusun en yoğun olduğu -ve giderek arttığı- şehir olan İstanbul’da, hava kirliliği de giderek artıyor. Fakat bu kirlilik, moleküllerin rüzgârla birlikte seyahat ettiği kırsal kesimlere de etki edebiliyor. Murlis, “Bazen kırsal bölgelerde, şaşırtıcı şekilde yüksek miktarda partikül madde görülebiliyor” diyor.

Hava kirliliği cildim sadece dışarıdan etkilemiyor; hücrelere içeriden de zarar veriyor.

BÜYÜK ŞEHİRLERDEKİ TEHLİKE

Peki, tüm bu bilgiler cildin için ne ifade ediyor? Araştırma henüz başlangıç aşamasında olsa da, bazı çalışmalar açık bir şekilde cilt yaşlanmasını hava kirliliğine bağlıyor. Journal of Irıvestigate Dermatolog)?de yayımlanan bir rapor, trafik nedeniyle ağır hava kirliliğine maruz kalan kentlerde yaşayan kadınların alın ve elmacık kemiklerinde yüzde 20 oranında daha fazla pigmentasyon oluştuğunu belirtiyor.

Olay markasına bilimsel danışmanlık veren Şikago Üniversitesi Moleküler Genetik ve Hücre Biyolojisi Bölümünden Dermatolog John Oblong, 2014 yılında hava kirliliği ile ilgili bir araştırma yapmış. Araştırmada, Pekin’in oldukça kirli olan bir bölümü ile daha temiz havaya sahip olan kırsal bölümündeki 200 Çinli kadın incelenmiş. Oblong, kırsal kesimdeki kadınlarda güneş hasarının arttığını; bunun da büyük ihtimalle, işe gitmek için yürümeleri ya da bisiklet kullanmalarından kaynaklandığım söylüyor: “Fakat hava kirliliği olan bölgelerdeki kadınların cildi, daha iyi bakım rutinleri uygulamaları ve daha fazla su içmelerine rağmen, daha düşük nem oranına sahip. Ve bunun da cildin daha yaşlı görünmesine neden olduğunu artık hepimiz biliyoruz.”

Oblong’un çalışmasından önce, 400 Alman kadınla bir başka araştırma yapılmış. Bu çalışmada da, hava kirliliği ve nazolabial kıvrımlar (burnun kenarından dudak kıvrımına kadar uzanan çizgiler) arasında bağlantı kurulmuş, oblong kendi araştırmasından çıkan sonuçların, İngiltere’deki örneklerle birlikte çoğaltılabileceğini umuyor: Her ne kadar hava kirliliğinin türleri farklı olsa da (örneğin Çin’de kömür yakılması nedeniyle oluşan kirlilik, İngiltere’dekinden farklı) ciltte benzer etkiler görülebiliyor.

HÜCRE HASARI Hava kirliliğinin cildine verdiği zarara gelirsek… Gelişmekte olan bilim, uzmanlara bazı ipuçları veriyor ve çoğu araştırma da belirttiğimiz gibi PM2.5 üzerine odaklanıyor. Oblong, “Partiküllerin cilde nüfuz etmek için fazla büyük olduğunu biliyoruz” diyor. “Fakat onları küçük golf topları olarak hayal et. Cilde yapışıyorlar ve yüzeyi diğer kimyasallarla kaplanıyor. Bu kimyasalların ciltteki yağ ile karıştığını ve böylelikle cilde işleyerek hasara neden olduğunu düşünüyoruz.” Oblong, bu partiküllerin cilde tek başına etki etmediğine vurgu yapıyor: “UV ışınları hâlâ en büyük etken. Ama üzerine kirlilik de eklendiğinde, bu ikili cilt hücrelerini alt üst ediyor. Ciltteki proteinlere ve kolajene hasar veriyorlar.”

Hava kirliliği cildini sadece dışarıdan hedef alıyor gibi görünse de Oblong, -nefes alırken toksinleri içine çekmenin bir sonucu olarak-hücrelere içeriden de zarar verebileceği konusunda uyarıyor: “Eğer hava kirliyse, dolaşım için zehirli gazlar oksijenle yarışır. Bu da cilde giren oksijen miktarında azalmaya neden olur.” Sonuçta cilt hücrelerinin işlevselliği ve kendini onarabilme gücü azalır. Bu durumda endişelenmen gereken tek şey, cilt yaşlanması değil. Woodford Medikal Estetik’ten Dermatolog Mervyn, “Egzama ya da akne gibi bir cilt sorunun varsa cilt bariyerin hasar görmüş olabilir. Cildin, hava kirliliği ve UV ışınlarına karşı daha hassas hâle gelebilir” diyor.



Aslında bu bir kısır döngü. Meksika’da yürütülen bir araştırma, havası kirli bölgelerde yaşayanların cildinin daha yağlı veya egzamaya meyilli olacak şekilde kuru ve pul pul olduğunu saptamış. Patterson, “Enflamasyon kaynaklı bu durum, cilt sorunlarının ve yaşlanmabelirtilerinin artmasına yol açıyor” diyor.

YÜZLEŞME ZAMANI

Sayısı gittikçe artan araştırmaların sonucunda, kirliliğin etkileriyle savaşmayı vadeden birçok yeni ürünle karşılaşmamız şaşırtıcı değil. Bu ürünlerin çoğu çift etkili: İlk olarak, cilt bariyerini güçlendiren proteinleri tetikliyor; ikinci olarak cildin epidermis tabakasının derinliklerini nemlendiriyorlar. Bu sayede kirliliğin ciltte su kaybı oluşturmasına engel oluyorlar.

Cilt bakımında uygulayacağın ilk ürün elbette iyi bir temizleyici. Patterson, “Cilde yapışan birikintilerden kurtulmak için yüzünü sabah ve akşam temizle” diyor. Ancak cildini ovalamak cazip gelse de bunu yapma. Patterson, “Cilt bir bariyerdir ve kirlerin saldırısıyla uğraşırken en son ihtiyacı olan şey aşırı ovmaktan kaynaklanan tahriştir” diyor. Önerisi, cildin temizleyiciye tepki vermiyorsa sadece AHA (alfa hidroksi asitler) ve retinoid içeren ürünler kullanman: “Cildini tahriş eden her şey, onu korunmasız hâle getirir.” Oblong’un araştırması, bir tür B3 vitamini olan niasinamide odaklanmış. “Araştırma, bu vitaminin cilt bariyerini iyileştirdiğini ve yeniden yapılandırdığını, cildi hücresel düzeyde geliştirerek yeterli suyu almasına yardımcı olduğunu gösteriyor” diyor. Cildini temizlikten sonra, niasinamid içeren nemlendiricini SPF içeren güneş kreminle karıştır.

Oblong, güneş korumasının en önemli savunma olduğunu söylüyor. Birçok yeni kirlilik karşıtı cilt bakım ürünü, A ve C vitaminleri gibi konsantre edilmiş antioksidanlar içeriyor. Oblong’a göre, kimyasallarla savaşmak adına bu ürünlerin cildin en üst katmanında yer almaları önemli. Patterson ise içeriklerin en iyi şekilde serumlarla etki ettiğini belirtiyor.

Antioksidanları sadece dışarıdan almamalı, cildini içten savunmak için beslenme düzenine de eklemelisin. Uluslararası Anti-Aging Enstitüsü Beslenme Uzmanı Lorraine Perretta, “Toksin aldığında ortaya çıkan serbest radikallerle savaşmak için antioksidan içeren A C ve E vitaminlerine ihtiyacın var. İlk kaynağın besinler olmalı: Günde, sekiz-10 porsiyon meyve-sebze yemeyi hedefle, kuru yemiş ve tohumlara da yer ver. Ancak çok fazla kire maruz kaldığımız için besinler tek başına yeterli değil. Likopen ve beta karoten içeren takviyeler almaya da ihtiyacın olabilir” diyor. Ayrıca susuz kalmamalı, günde en az bir buçuk litre su içmelisin. Kahve yerine, kateşin adlı bitkisel antioksidanı içeren yeşil çay tercih etmeye çalış.

ZARARI AZALT

Şehir hayatında kirliliğe daha az maruz kalmak için Murlis, trafiğin yoğun ve kirliliğin bol olduğu caddelerden uzak durmanı, onun yerine mümkünse daha sessiz ara sokaklarda yürümeni ya da bisiklete binmeni öneriyor. Ayrıca sana, henüz ülkemizde satışa sunulmayan fakat durumun vahametini gözler önüne seren bir üründen de bahsedelim: Toksinleri filtreleme özelliği olan Japon Hiroki ağacından yapılan Freka Yüz Maskesi, İngiltere’de piyasaya sürülmüş. Murlis, maskenin etkinliğinin tartışılır olduğunu ve ne kadar toksin filtrelediğinin bilinmediğini söylüyor. Ancak kendisi bu maskeyi Pekin’de kullandığında aradaki farkı gördüğünü de eklemeden edemiyor.

Şu an, bir yüz maskesiyle ana caddede taksi çevirmeye çalıştığını hayal ettiğinin ve bu fikrin sana biraz absürt geldiğinin farkındayız. Fakat, ne yazık ki bu “komik” görünen an, hava kirliliğinin gidişatına bakıldığında çok da uzak olmayabilir.

 

KİRLİLİK KARŞITI 8 ÜRÜN

Aşağıdaki sekiz ürün, cildini nemlendirmekten parlaklık vermeye, kirlilik hasarına karşı savaşmasına yardımcı olmaktan cilt bariyerini güçlendirmeye kadar birçok ihtiyacını karşılamayı vadediyor.

1/ DECLEOR HYDRA FLORAL ANTI-POLLUTION ACTIVE
LOTION (£170; yetkili spa ve güzellik merkezlerinde)

içeriğindeki Moringa Olifeira özü, kir partiküllerine karşı cildi koruyor. Portakal çiçeği yağı ise cildi nemlendirip sakinleştiriyor.

2/ LIERAC MESOLIFT SERUM
(6205; eczanelerde)

Beş vitamin (A, C, E, B5, B6 vitaminleri), altı mineral (kalsiyum, bakır, demir, magnezyum, manganez, çinko) ve hyaluronik asit karışımından oluşan mesolift kokteyli, cilde dolgunluk ve parlaklık veriyor. Kan portakalı ekstresi ise cilde enerji vererek detoks etkisi yaratıyor.

3/SHISEIDO ULTIMUNE POVVER INFUSING CONCENTRATE
(50 mİ, fc399)

içeriğindeki probiyotikler cildin bağışıklık sistemini geliştiriyor, kirliliğin yarattığı hasara karşı savaşmasına yardımcı oluyor.

4/ CREME DE LA MER THE INTENSIVE REVITALIZING MASK (6450)

Özel olarak kirlilikle savaşmak üzere geliştirilen bu ürün, ıhlamur ve deniz yosunu da içeren fermente içeriklerden oluşan bir antioksidan karışımına sahip. Cilt bariyerini güçlendiriyor ve nem sağlıyor.

5/ OLAY TOTAL EFFECTS DAY MOISTURISER SPF 15
(634,90; Gratis mağazalarında)

Kirlilikle savaşan niasinamid içeren ürün, cilt bariyerini koruyor ve nem veriyor.

6/ LA ROCHE-POSAY MICELLAR W AT ER SENSITIVE SKİN
(645,90; eczanelerde)

Miselarsu, mıknatıs gibi çalışarak ciltteki kiri çıkarıyor. Paraben, su, alkol ve boyar madde içermeyen ürünü hassas ciltler rahatlıkla kullanabiliyor.

7/ KIEHL’S CILANTRO & ORANGE EXTRACT POLLUTANT DEFENDING MASOUE

(6119; kiehls.com.tr) içeriğindeki portakal ve kişniş özleri ile cildi güçlendiriyor ve çevresel faktörlerden zarar görmemesini hedefliyor. Portakal özü, antioksidan özelliğiyle cildi dış etkenlere karşı korumaya; kişniş ise cilt bariyerini güçlendirmeye yardımcı oluyor.

8/ CHANEL RINSE-OFF FOAMING CLEANSER MOUSSE CLEANSER BALANCE+ANTI-POLLUTION (6149; sevil.com.tr)

Formülündeki özel bitki ekstreleriyle cildi etkili bir şekilde kirden arındırıyor, nem veriyor.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*