Anasayfa / Gereksiz Bilgiler / NEDEN AĞLARIZ?

NEDEN AĞLARIZ?



NEDEN AĞLARIZ?

Her gözde, gözün dış köşesinin üzerinde yer almış bir gözyaşı bezi vardır. Her göz kırpışımızda, gözyaşı salgı kanallarının açılışına bir miktar sıvı pompalanır. Amaç gözün saydam tabakasını uyarmak ve onu kuru kalmaktan korumaktır. Ağladığımız zaman da aynı şey olur. İnsan çok güldüğünde de gözlerinden yaş gelir. Bunun nedeni, aşırı ölçüde güldüğümüz zaman kasların gözyaşı bezlerini sıkıştırmasıdır.

3 çeşit gözyaşı üretimi vardır: Bazal gözyaşı, yukarda belirttiğimiz gibi; gözü korur ve nemli kalmasını sağlar.

Refleks gözyaşı, gözü rahatsız eden bir durum ortaya çıktığında üretilir. Refleks gözyaşları; fiziksel veya kimyasal uyarana karşı tepki olarak üretilir ve tahriş eden nesneleri gözyaşlarıyla uzaklaştırır. Örneğin; soğan soyarken birden gözlerimiz yaşarmaya başlar; soyulan soğandan gazimsi yapıda zerrecikler yayılır. Bu zerrecikler gözümüze ulaştığında, onların tedirgin edici etkisinden gözyaşı dökerek korunuruz. Dökülen gözyaşı, tedirgin edici zerrecikleri yıkayıp götürür. Yoğun duman karşısında da aynı şey olur; otomatikman ağlar, böylelikle gözlerimizi dumandan korumuş ve temizlemiş oluruz.



Duygusal gözyaşı ise üzüntü, stres ya da fiziksel acı gibi duyguların yoğunluğuyla ilgili durumlarda görülür. Bu durumda; korneadaki sinirler aynı zamanda beyindeki cerebra’ya ulaşır ve böylece duygusal gözyaşları oluşur. Yapılan araştırmalara göre; duygusal gözyaşlarında daha fazla manganez bulunmaktadır. Manganez bünyeyi etkiler ve süt üretiminde rol oynayan bir hormon olan prolaktinin daha fazla salgılanmasına neden olur. Prolaktin ve manganez vücuttaki stres seviyesini azaltır ve kişinin kendini daha iyi hissetmesini sağlar. Prolaktin hormonun kadınlarda buluğ çağında, âdetlerinde, hamilelikte, emzirirken ve stres altındayken arttığı tespit edilmiştir. Oran olarak da kadın bedeninde erkeklere göre yüzde 60 daha fazla prolaktin bulunuyor. Dr. VVilliam Frey’in ortaya koyduğu kurama göre prolaktin; kadınların duygularını etkileyerek, endokrin (salgı) sistemini etkiliyor ve daha fazla ağlama eğilimi yaratıyor. Fransız psikiyatr Patrick Lemoine’a göre; erkekler de ağlamayı becerebilseler, şiddet kullanma ve alkolizm tehlikesinden kısmen kurtulabilecek ve kendileriyle daha barışık yaşayabilecekler. Kadınlar yılda ortalama 64 kez, erkekler ise 17 kez ağlıyor. Doktor Lemoine, 21. yüzyıl erkeğinin, ağlamanın hüner sayılmadığı bir kültür ortamında yetiştirildiğini, oysa ortaçağda erkeklerin ağlamasının yadırganacak bir durum değil, doğal bir tepki olarak görüldüğüne dikkat çekiyor. Şunu da belirtmekte fayda var ki; orta yaşları geride bıraktıkça kadınlar daha az ağlayıp, daha fazla kızmaya başlıyor. Sebebi kadın hormonlarının azalması ve erkeklik hormonu olan testosteronun bunun yerini alması. Erkeklerde ise tam tersi, testosteron seviyesi düşerken, dişilere özgü hormonlar devreye giriyor ve erkekler yaşlandıkça daha çok ağlamaya başlıyor.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.