Anasayfa / Cilt Bakımı - Cilt Sağlığı / KOZMETİK ŞİRKETLERİ CİLT BAKIM ÜRÜNLERİNDE NEDEN ZEHİRLİ KİMYASALLAR KULLANIRLAR?

KOZMETİK ŞİRKETLERİ CİLT BAKIM ÜRÜNLERİNDE NEDEN ZEHİRLİ KİMYASALLAR KULLANIRLAR?



KOZMETİK ŞİRKETLERİ CİLT BAKIM ÜRÜNLERİNDE NEDEN ZEHİRLİ KİMYASALLAR KULLANIRLAR?

Çünkü bunu yapabilirler.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi ve Kanada Sağlık Dairesi, yeni çıkan binlerce kozmetik ürünündeki tüm kimyasalları muhtemelen gözden geçiremez, yine de kozmetikte kullanılmaması gereken kimyasalların geniş bir listesi vardır. Önce zararlı etkileri kanıtlanan kimyasallar tespit edilir, bunlar “kara listeye” alınır ve piyasadan kaldırılır. Ancak her yıl binlerce yeni kimyasal geliştirilmekte ve kozmetikte kullanılmaktadır. Tüm yeni kimyasalların zararlı etkileri yoktur fakat gerçekten vücudunuza yaptığı zararları ileride fark edebilmek için yıllarca bir ürünü kullanmak ister misiniz?

Hükümetin pek çok durumda kozmetik ürünleri ve kişisel bakım ürünleri için sağlık çalışmalarına veya pazar öncesi kullanım testlerine gerek görmemesine, bu güzellik ürünleri pazarının 35 milyar dolar değerinde olduğunu öğrendikten sonra pek şaşırmazsınız. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) Kozmetikler ve Renkler Ofisi’ne göre, “kozmetikler ve içeriklerinin satışa sunulmadan önce onay almalarına gerek görülmüyor.” Bu, üreticilerin boya katkıları ve birkaç yasaklanmış madde dışında istedikleri her hammaddeyi veya içeriği ürüne uygulayarak hükümetin gözetimine girmeden ve onayını almadan pazara sokabilecekleri anlamına gelmektedir.

Cilt bakım ürünlerinin içeriğindeki toksikler genellikle yalnızca Kozmetik Hammadde İnceleme paneli (CIR) adındaki sanayi güvenlik komitesi tarafından test edilmektedir. Testler üreticiler tarafından gönüllü ve kontrollü olarak gerçekleştiril-mektedir, bu da tarafsız bir tekrar gözden geçirme işlemini zorlaştırmaktadır. Bunun sonucu olarak kişisel bakım ürünlerinin içeriklerinde bulunan 10.500’den fazla maddenin %89’unun güvenilirliği CIR, FDA ya da diğer herhangi bir sorumlu enstitü tarafından onaylanmamıştır.

Çünkü kâr elde etmeye ihtiyaçları var.

Kalitesiz kimyasalları kullanmak, pahalı ama daha az toksik barındıran içerikleri kullanmaktan daha ucuza gelmektedir. “Organik” cilt bakımı çizgisinde olduğunu iddia eden bir firmanın CEO’suyla ürünlerinin formülünde bulunan trietanolamin ve dimetikon (her ikisi de organik konseptle zor uyum gösteren içeriklerdir) üzerine konuştuğumda ilk başta sinirlendi fakat sonra o serideki ürünlerin içeriklerinin değişmesi için fazladan yarım milyon dolar harcaması gerektiğini itiraf etti.

Klinik ve laboratuvarlardaki araştırmalar, gelişmeler, testler, yeni içeriklerin satın alınması, makinelerin tekrar ayarlanması, paketlerin tekrar dizayn edilmesi ve belki de yeni pazarlama kampanyaları, bunların hepsi toplamda altı haneli rakamlara çıktığında bunu fiyat etiketine uyarlamak oldukça zor olmalıdır. Diğer taraftan kozmetik firmalarının çalışma formülleri ve üretim yöntemleri sabit olduğundan masrafların artmaması için gerekliliklerini azaltırlar, belki kokuda ya da renkte yapılan bir değişiklikle minik bir değer artışını kabul edebilirler. Araştırmalara ve ürünlerin yeniden formüle edilmesine harcanan milyonlarca dolara rağmen genç kadınlar arasında kanserin dramatik yükselişinde güneşi suçlamalarındaki çelişkiyi söylemeye gerek bile duymuyorum. Ne de olsa güneşe kimse para harcamıyor ama kimyasallara harcıyor.

Çünkü sentetik cilt bakım ürünlerinin satışları iyidir.

Gerçek şu ki tüm bu sentetik kimyasal çöplük; üreticileri, CEO’larım ve hisse sahiplerini zengin etmek için tasarlanmışlardır. Trietanolamin, parabenler, formol ve diazolidinil üre maddeleri ürünlerin raf ömrünü uzatmakta, böylece üründeki kıvam ve güzel koku bozulmamaktadır. Talk pudralar ucuz dolgu, losyonlar ucuz matlaştırıcı ve triklosan ucuz antibakte-riyel etkendir. Mineral yağlar, akışkanlık kazandırırlar ve böylece kremler cildinizde harika bir şekilde kayarlar. Ürünlere eklenen çoğu sentetik aromatik etkenler (bazen bir üründe 200 tanesi birden bulunur), bileşimlerin keskin kokusunun önüne geçmek için güzel bitki ya da çiçek kokuları saçarlar.

Kokusuz, düzgün olmayan dokuda beyaz akışkan bir kremle, menekşe ve gül kokulu, pırıl pırıl parlayan, ambalajı cicili bicili bir krem arasında seçim yapmanız gerekse hangisini alırdınız.

Fiyatı ne olursa olsun, eğer sağlığınızı düşünüyorsanız kanserojen içerikli cilt bakım ürünlerinden uzak durmalısınız. Örneğin, The Body Shop ve Urban Decay firmaları ürünlerini tekrar formüle ettiler ve doğum sorunlarına yol açan kimyasalları ürünlerinden çıkarıp müşterilerine güvenli bir seçim hakkı tanıdılar. Yine de çoğu firma toksik içerikli ürünlerine 100 dolar ve üzeri fiyat etiketi koymaktan geri durmuyor. Klinik olarak bu ürünler göğüs kanseri araştırmalarını desteklediğinden ambalajlarına logomsu pembe etiketler koyulur. Toronto’da büyük bir kozmetik mağazasında satış yapan Mylene, “Kanseri artıran ürünler satarak kanserle savaşıyorlar” diyor umursamaz bir alaycılıkla.

Acı ama gerçek; çoğu popüler cilt bakım ürünündeki içerikler sağlığınıza kesin biçimde zarar vermektedirler. Bu hasar alerjik reaksiyondan astıma, körlükten kansere kadar uzanabil-mektedir. Yaşantımızdan tüm zararlı kimyasalları çıkarmamızın neredeyse imkânsız olduğunun farkındayken lütfen bütün bu tehlike potansiyeli taşıyan cilt bakım ürünlerini kullanırken dikkatli olalım ve kısıtlı bir süre kullanalım. Potansiyel kanserojen içeriklere sahip ürünleriyse doğmamış çocuğunuz üzerindeki riskleri azaltmak için hamileyken asla kullanmamanızı öneriyoruz.



Güvenli olmayan içeriklere sahip ürünleri kullanmaya karar verdiyseniz, en iyi yöntem sınırlı bir sürede bunları kullanmak olacaktır. Aknenizi tedavi ettikten sonra hemen genel olarak güvenli olan doğal organik cilt bakım ürünlerine geçilebilir. Bazı bitki içerikleri ve esansiyel yağlar da ayrıca alerjiye yol açabilir ama doğrusu çoğu insan bu alerjileri kansere tercih eder.

İlerleyen bölümlerde akneye eğilimli bütün cilt tipleri için tasarlanan cilt bakım ürünlerinin listesini bulacaksınız. Kanserojen içeriğe sahip herhangi bir ürünü kullanmanızı asla önermiyoruz. Önerdiğimiz her bir ürünün içerikleri titizlikle kontrol edilmiş ve güvenilir kaynakların verdiği sağlam veriler kullanılarak hazırlanmıştır. İlaveler B’de, kaynakların gösterildiği bir liste bulabilirsiniz.

Cilt bakımınızda kullandığınız zararlı kimyasalları kısıtlamak için size her zaman evde yapabileceğiniz doğal solüsyonları tavsiye edeceğiz. Çok güzel kokmasalar ya da ticari ürünler gibi güzel paketlere sahip olmasalar bile ev yapımı cilt bakım ürünleri asla kansere yakalanma riskinizi ya da diğer çeşitli hastalıklara yakalanma ihtimalinizi artırmaz.

Şu andan itibaren sizi karaciğerinizden, midenizden ve akciğerlerinizden ayıran tedavi yöntemlerini bırakın. Cildiniz en büyük organınızdır ve onu basit şekilde bir kıyafet gibi görmek aptalcadır; sizi pırıl pırıl, mükemmel, özel ve güzel gösterecek yegâne şey cildinizdir. Cildiniz, bütün vücut sisteminizle sıkı sıkıya bağlı hayati bir organınızdır ve bunu anlayıp kabul etmedikçe lekelerden ve cilt sorunlarından kurtulamazsınız.

NEDEN ORGANİK ÜRÜNLER?

Zararlı ve sivilceye sebep olabilecek içerikleri hayatınızdan uzaklaştırmanızın en iyi yolu, organik cilt bakım ürünlerini kullanmaktır. En ılımlı fiyat etiketleriyle seçebileceğiniz ürünler arasında Avalon Organik, Kiss My Face, Weleda, ve Jason Organics (Organik) gelmektedir. Daha pahalı ürünler ise Pri-mavera, Lavera, Dr. Hauschka, Apivita (İngiltere ve Avrupa’da bulunmaktadır) ve Jurlique firmalarının ürettikleridir.

Birçok “doğal” sıfatındaki ürünler mağazalarda bulunmasına rağmen cilt bakımı üreticileri ürünlerin etiketlerinde çekingen bir şekilde “%78 organik” yazıp içlerini parabenler ve trietanolaminlerle doldurabilmektedirler, bu durumda orijinal olanı nasıl anlayabilirsiniz?

Bazı güzellik firmaları hiçbir ürünün %100 doğal olamayacağında ısrar etmektedirler. Esansiyel yağı damıttıklarında veya balmumu hazırladıklarında dahi insanların plastik ya da metalden yapılan kimyasalları artırıcı ve doğal olmayan aletler kullanmak zorunda olduklarından bahsederler. Örneğin, cocoamide DEA, “Hindistan cevizi yağından yapılmaktadır”, mükemmel bir doğal kaynaktan gelmektedir, peki bunun organik olmayan yanı nedir? Gerçek şudur ki; cocoamide DEA’nın üretim aşamasında, adlarının yanında DEA, TEA, MEA yazan çoğu içerik gibi -trietanolamin (TEA), monoetanolamin (MEA) veya dietanolamin (DEA)- kanserojen sentetik kimyasallara ihtiyaç duyulmasıdır. Bu yüzden herhangi bir şeyin doğal bir kaynaktan geliyor olması onun organik olduğu ve sizin için genel olarak iyi olduğu anlamına gelmez. Örneğin; votka da buğdaydan yapılmaktadır fakat biz onu organik bir ilaç olarak değerlendirmiyoruz!

Aynı zamanda kimyasal endüstri karbon içeren herhangi bir ürünü “organik” olarak tanımlar. Bu da ham petrolden elde edilen metil parabeni mükemmel bir organik yapar ki kendisi milyonlarca yıl içinde yaprakların ve hayvanların çürümesiyle oluşur.

Bu yüzden kozmetik endüstrisi, şu organik tanımım geliştirmiştir: Böcek ilacı, ot öldürücüler ve fumigant gibi sentetik kimyasalların büyüme, yetiştirme ve üretim aşamasında kullanılmadığı bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen maddelerdir. Ulusal Organik Standartları Kuruluna göre, organik tarım bir ekolojik üretim sistemidir ve yaşamsal çeşitliliği, biyolojik döngüyü, toprağın biyolojik aktivitesini destekleyip artırır. Sertifikalı organik ürünler üçüncü şahıslar tarafından değerlendirilir, katı bir şekilde uluslararası standartlara tabidirler ve bu standartlar tohumdan ekime, depolanmaya kadar tüm aşamaları kapsamaktadır. Organik uygulamaların her şeye rağmen kalıntı barındırmayan ürünler oldukları garanti edilemez ama organik yöntemlerin havanın, suyun ve toprağın kirlenmesini en aza indirmeyi harika bir şekilde başardıkları bir gerçektir.

En yüksek kalitedeki sentetik cilt bakım ürünlerinin savunucuları, her zaman doğal olan bir şeyin güvenli olduğu anlamına gelmeyeceğini söylerler. Bunu kanıtlamak için de saf hâldeki esansiyel yağların güçlü kokularını ve nane veya greyfurt gibi rahatsız edici botanik ekstraktları gösterirler. Aslında bu kitaba dâhil etmek için yalnızca bir tek organik cilt bakım ürününü alıp test etmedik (organik güzellik bağımlısı takımı olarak bu ürünlerden yaklaşık 500 tanesini test ettik!). Bazıları çabuk geçmeyen tahrişlere neden oldu. Organik güzellik ürünleri üreticileri, daha konsantre losyonlar ve iksirler üretmeliler (tabii bu benim mütevazı görüşüm).

Temel olarak cildinize uyguladığınız herhangi bir şey, ye-nilebilecek kadar güvenli olmalı. Cildinize bir şey uygularken düşünün: Bunu yiyebilir miyim? Bunun temelindeki gerçek, cildinize ne uygularsanız uygulayın en sonunda vücudunuzun içine geçeceğidir, bu ürünü yediğinizde olduğu gibi.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.