Anasayfa / Makaleler / Kendimi Seviyorum

Kendimi Seviyorum



Kendimi Seviyorum Çünkü Sadece Kendim İçin Neşe, Keyif ve Zevkle Yapıyorum.

Nurdan ellili yaşlarına yaklaşmış, mesleğinde oldukça başarılı, çok hoş bir kadın. İki kızı var. “Gerçekten kendi değerimi bilmek istiyorum” diyerek geldi. Artık kadın olmanın değersizliğini değil değerini yaşamak istiyordu. Bunun için yaşadıklarından ötürü başkalarını yargılamayı, suçlamayı bırakmış, kaderin arkasına gizlenme kolaycılığından çıkmıştı. Belki de onu, kendi değerini bilmesi için harekete geçiren, son sevgilisinden yediği dayaktı. Bazı insanların dönüşümü için dibe vurmaları gerekir. Dibe vurmadan yukarıya sıçrayamazlar. Nurdan için de yediği dayak dibe vurma noktasıydı. Ben kendi değerimi bilmediğim için bu dayağı yedim farkındalığına varmıştı.

İlk seansta, bu bölümün başlığı olarak seçtiğim olumlama cümlesine, kendini sevmediği gerçeğine yanıt olacak elli farklı eylem yazmasını istedim. Elli farklı maddeyi doldurmak zorlamıştı onu. Aslında kendisi için pek bir şey yapmadığını, kendini yeterince sevmediğini, kendine değer vermediğini fark etti. Bu farkındalıkla birlikte bugüne kadar yaptığı eylemleri sıralarken bir şey dikkatimi çekti.

On yıldır sürekli aynı yere, İstanbul yakınında doğası güzel olan bir yere gidip ormanda yürüyüşler yapıyordu. On yıldır aynı otelde kalıyordu ve hafta sonunu dinlenerek geçiriyordu. On yıl boyunca hep aynı yere, aynı otele gidiyorsanız bilinçaltı güvenli, konforlu sandığı alanda sizi tutuyor, yeniye direnç gösteriyor demektir. Bunu biraz sorgulayınca, diğer otellerde erkeklerle para karşılığı birlikte olan kadınların kaldığını söyledi. Bilinçaltı artık çözmek serbest bırakmak istediği duyguların ipuçlarını veriyordu.

kendimi seviyorum

Burnu iyi koku alan bir dedektif gibi iz sürerek sorularıma devam ettim. Hissettiğim şey, sevişen kadınlara karşı büyük bir yargısının olduğu idi. Aslında yargıladığı kendiydi. Sebebini, çıkış noktasını bulup tüm yük yaratan inanç kalıplarından ve duygularından özgürleşmesinin zamanı gelmişti. Bilinçaltı artık çatışmayı çözmeyi istiyordu. Parayla seks yapan kadınlara ve erkeklere yargımızı bıraktığımızda BİR olduğumuz gerçeğini daha fazla hissedebiliriz. Bu kadınlar, seks ve Nurdan arasında bir bağlantı vardı. Onları yargılıyor, biraz da suçluyordu; hiç tanımadığı halde… Bu kadınların gerçekliklerini bilmediği halde… Ve bu kadınlar bir şekilde onun rahatsız olduğu bir konuyu, bir duygusunu ona aynalıyorlar-du. Bundan kaçarak değil bunun üzerine giderek, sorgulayarak farkındalık sağlanabilirdi.

Bir anda, boşandıktan sonra yaşadığı birlikteliklerden dolayı kendini suçladığını itiraf etti. Sevişmek kendini suçladığı bir şeydi. Ve her suçun bilinçaltına göre bir cezası olmalıydı. Yediği dayak da cezasıydı! Ve bunu bugüne kadar gittiği hiçbir psikolağa ve psikiyatriste anlatamamıştı. Bilinçaltının derinliklerinde gizlenmiş suçluluk ve utanç duygularını ifade edememişti. Sanırım bu doğal itirafta, benim sevişmeye, seks yapmaya, paralı seks yapmaya bir ön yargımın olmaması etkendi.

Yaşadığı sevişmelerden dolayı duyduğu suçluluk duygusunu ağlayarak serbest bırakmaya başladığında, duygunun yoğunluğuyla birlikte regresyon yapmak için en ideal zamandı. Çünkü bedeni duygunun yoğun hissini önce boğazında baskı ve ardından midesinde sıkışma olarak veriyordu. “Sevişmekten suçluluk duymana sebep olacak bir söz hatırlıyor musun?” diye sorduğumda aklına ilk anneannesi geldi. Anneannesinin annesine söyledikleri ve annesinin de Nurdan’a ilettiği sözler…

“Aman kızım dikkat et. Bizi ele güne rezil etme, kendini elletme, erkekler seninle oynar” ve benzeri…



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Nurdan’ın anneannesine birikmiş epey kızgınlığı vardı ve boğazındaki baskının sebebi, ifade edilmemiş bu kızgınlıktı. Bunları ifade etmeye başlayınca doğal olarak bedeni rahatlıyordu.

0 anda daha derindeki başka bir olayı açtı bilinçaltı…

12 yaşlarındaydı sabah erken uyanmıştı. Annesi ile üvey babasının yatak odasından gelen iniltiler duyuyordu. Üvey babasının kahkahasını işitiyordu. Görmüyordu; sevişmenin nasıl bir şey olduğunu o yaştaki çocuk olarak bilmiyordu ama bilinçaltı seslerden sevişme referansını vermişti.

12 yaşındaki küçük Nurdan ne hissediyor diye sorduğumda, “İğrenç” dedi.

Küçük bir çocuğun deneyimlemediği bir şey hakkında iğrenç demesi başkasından öğrenilmiş bir bilgidir.

Ardından başka bir olayı hatırladı…

ıı yaşlarındayken anneannesinin evindeydi. Dayısının bornozunun açıldığım ve ilk kez yetişkin bir erkeğin erkeklik organını gördüğünü hatırladı. Ona da iğrenç dedi küçük kız.

Nurdan yetişkin bir kadın olarak sevişmeyi seviyordu ama bilinçaltına atılan bu kayıtlar sebebiyle sevişmenin, erkek cinsel organının iğrenç olduğu inancı çok derinlerdeydi. Bu düşüncelerinin enerjisi de şüphesiz ilişkilerine yansıyordu.

Bilinçaltı sıçrama yaptı ve daha yakın bir geçmişe Nurdan’ın üniversite zamanına gitti.

Eşiyle henüz evlenmemişti, üniversitedeydiler ve ders çalışıyorlardı. Biraz da birbirilerine dokunuyorlardı. Nurdan sertleşmiş erkeklik organına ilk kez dokunuyordu ve çok utanmıştı.

Dayısının bornozunun arasından bir anlığına çıkan erkeklik organını gördüğünde utandığı gibi. Annesinin ve üvey babasının sevişme iniltilerini işittiğinde utandığı gibi…

Aynı duygu pekişerek yerleşmiş ve sevişmek aslında utanılacak bir şey inancını bilinçaltına formatlamıştı.

Bilinçaltı bu olayların, duygularının ifadelerini dile getirdikçe, hızlı bir şekilde, bir tehdit ve tehlike olmadığını, hâlâ hayatta kalabildiğini fark etti. Ve daha eski bir olayı hemen açtı. Nurdan 9-10 yaşlarındaydı.

Annesi üvey babası ile nişanlıydı. Birlikte yaşayacakları evin eşyalarını yerleştirmek üzere kendi evlerine gitmişlerdi. Küçük Nurdan annesinin orada olduğunu bildiği için anneannesinin evine çok yakın olan bu eve gitmiş, kapıyı çalmıştı. Kapı defalarca çalınmasına rağmen açılmayınca Nurdan anneannesinin evine geri dönmüştü. Buraya kadar hiçbir şey yoktu. Ama annesi eve gelip de anneannesi avazı çıktığı kadar bağırarak “Utanmıyor musun? Öpüştünüz mü yoksa! Evde ne yapıyordunuz? diye çıkışınca küçük Nurdan tüm kayıtları almış ve korkmuştu. Anneannesinin sevişmeyi imâ eden sözleriyle utanç duygusunu; annesinin sessiz kalarak kendini suçlu hissetmesiyle de annesinden akan suçluluk duygusunu küçük bedenine ve bilinçaltına yüklemişti.

Çocukken duyguların enerjisi, elektrikli süpürgenin tozları çektiği gibi çekilir. Elbette daha derinlerde başka olaylar da vardır. Hatta Nurdan belki de anne karnındayken bile annesinin sevişmekten hissettiği utanç ve suçluluk duygularını da almıştır. Duyguların kökü yedi göbek gerisine kadar gidebilir. O yüzden ancak duyguların serbest kalması ve bilincin değişimiyle dönüşüm mümkündür.

Nurdan, şimdi bilinçaltının yıllarca üzerini örttüğü duygularla ve olaylarla yüzleşmenin rahatlığını yaşıyor. Basit bir eylemi sorgulamaktan yola çıktık; bilinçaltında yatan duyguların davranışlarına nasıl etki ettiğini fark ettik.

Amacım bu gibi gerçek hikâyelerle kendi davranışlarınızı, ön yargılarınızı sorguluyor olmanız. Altında sizi size aynala-yan bir şeyler olabilir de olmayabilir de…

Her ne olursa olsun, sevişmek utanılacak, insanın kendini suçlu hissedeceği bir şey değildir. Çok sevgili kadınlar, artık hipnozlardan uyanma vakti geldi. Kendimi seviyorum sadece kendim için neşe keyif ve zevkle SEVİŞİYORUM diyebiliyor musunuz?




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*