Anasayfa / Sağlık ve Hastalık Bilgileri / İnsan Bedeni Mucizevi Bir Saraydır

İnsan Bedeni Mucizevi Bir Saraydır



İnsanın içinde barınması ve kendisinden beklenen sorumlulukları yerine getirmesi için kendisine verilen bu beden; gerekli tüm cihaz, donanım, ekipman, savunma ve saldırı imkanları, gizemler ve kabiliyetlerle donatılmış bir ülke/şehir gibidir. Muhteşem surları, görünmez savunma mekanizmaları, tehdit ve tehlike arttıkça güçlenen savunma taktik ve kalkanları vardır.

Ondaki cihazlar, donanımlar, savunma sistemleri, onarım ve refleksler o kadar güçlüdür ki insan bunları kasten bozmadıkça bozulacak gibi değildir.

Hiçbir organımız, dinlenmek üzere tasarlanmamıştır. Hepsi biteviye çalışmak üzere, “insan”a takdir edilen zaman dilimi içinde ondan beklenen sorumlulukları yerine getirmesi veya kendisine verilmiş görevleri ifa etmesi için daima onun emrinde ve hizmetinde seferberdir.

Kalbimiz bir saniye duraklamaz. Beynimiz bir saniye durmayı aklına getirmez. Akciğerimiz, nefes almamazlık etmez. Böbreklerimiz, “Dur hele bugün biraz dinleneyim, yoruldum1.” demez.

Her biri, bu “beden ülkesi”ni en verimli halinde tutmak için sürekli çalışırlar ve yiyip içtiklerimizi, hayatımızı sürdürmemize yarayacak enerjiye dönüştürmek için biteviye devinirler.

yanlış beslenme

24 Saat İşleyen Atölye

Vücut muazzam bir atölyedir aym zamanda. Bir yandan ihtiyaç duyduğu iç ve dış enerjiyi üretirken öte yandan da dış etkilere karşı kendi savunma araçlarım da üretir. Çünkü insan vücudu, çepeçevre düşmanlarla kuşatılmış ama etrafı, adeta muazzam surlarla çevrili muhteşem bir kaleye benzer. İnsan vücudu ne kadar yüksek savunma imkânlarına sahip ise düşmanları da o kadar çok ve yüksek taktik ve tekniklere sahiptirler.

Vücudumuzu saran deri, muazzam bir “serhad” gibi dost düşman tanımlamasını yapmakta ve kötü niyetli girişlere asla fırsat vermemektedir. Ama yazık ki hiçbir sınır gibi derimiz de geçilmez değildir. Çünkü ne kadar dikkatli olursak olalım, düşman illa da içeri sızmak için bir yol bulabiliyor. Tabii ki bizim gafletimiz sayesinde yol bulup giriyorlar ama ne yapalım ki insan her daim, sınırlarım koruma teyakkuzunda olamıyor. Yaralanmalar oluyor, her daim temizliğe riayet edemiyor vs.

Mamafih, temizliğe ne kadar riayet etsek de yaşadığımız her yeri, birçok mikro organizmayla paylaştığımız bir gerçektir. Şu anda oturduğumuz odayı bir mikroskopla izleme imkânımız olsaydı, beraber yaşadığımız milyonlarca canlıyı rahatlıkla görebilirdik.

Bu konuya temas etmemin temel nedeni, ileride anlatacağımız mevzulara bir mukaddime yapmaktır. Zaten bu kitabın birinci maksadı bedenin harikalıklarını anlatmak değil. O sebeple konunun bu boyutunu, teknik tıp dilinden ziyade bu bedenin Usta’sını göstermesi yönüyle işleyen kaynak ve kişilerin söylediklerinden istifade ederek izah edeceğim. Çünkü bu kitabın temel amacı, bu mucizevî yapının inceliklerini beslenme açısından değerlendirerek insanları mizaçlarına göre beslenmeye sevk etmektir; yeni bir sağlık sistemi ortaya koymak değil. Benim insan vücuduyla ilgili zaman zaman size aktaracağım bilgiler de bu maksadımı doğru anlatabilme çabasına yönelik olacaktır.



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


İstifade ettiğim eserlerden biri, Harun Yahya’nm, bedenimizin savunma sistemlerini anlattığı, Savunma Sistemi Mucizesi adlı kitabı. İnsan bu konuda bilgilenince vücuduna ve bu muhteşem sarayı bizim için hazırlayan Yaratıcıya büyük hayranlık ve minnet duyuyor.

Bile Bile Ölüm: Tiryakilikler

Bu çalışmada sizlere bu sarayın beslenme yolu ile nasıl tahrip olabileceğini, bu tahribatın giderilmesi için kişinin neler yapması gerektiğini aktaracağım. Temel önceliğim “sünnet /doğal” olan yöntemin, günümüz hayatma bakan yönlerini bulmaktır. Bu sebeple öncelikle vücudumuzun ihtişamım tanımalıyız ki basit ve alelade hazlarımız uğruna nasıl bir imareti, binayı ve kaleyi yerle bir ettiğimizi anlayabilelim. Bir ayette “Onlar ahreti bile bile küçük bir menfaat için dünyayı tercih ederler.” (İbrahim, 3) buyurulur. Yani insan, kendisine dokunacağım bile bile bir yiyeceği veya içeceği sırf tadı ve lezzeti için yahut ona müptela olduğu için yemeyi içmeyi sürdürerek sonunda, bir tür cennet olan sağlıklı yaşamını yitirir ama yine de hazların-dan veya tiryakiliklerinden vazgeç(e) mez. Esasında hepimizi hasta eden, insan sarayını harap eden unsur, kötü beslenme ve tiryakiliklerimizdir, alış-kanlıklarımızdır.

Yaşamım ve tecrübelerim bana şunu öğretti ki basit müptelalıklanmı-zı terk ettiğimiz, hazlarımız peşinde koşmayı bıraktığımız ve en önemlisi bu bünyeyi doğru beslediğimiz takdirde, “kader” sandığımız birçok şey kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Hastalık Bir Tercihtir

Bir .“hayvan” olan ama içinde “insan” \ barındıran şu varlığa, “insanca” beslenme yöntemi belletildiğinde -ki o sünnet-i seniyye çerçevesinde; fıtrata uygun yani doğal beslenmektir-ne kadar huzurlu ve sağlıklı olabileceğini herkes kendi nefsinde tadacaktır.

Şu bir gerçektir ki insan vücudu hastalanmamak üzere tasarlanmıştır. Ama fıtrata uygun biçimde yiyip içme alışkanlığım kaybeden insan, adeta onu kendi tercihleriyle zorla hasta eder. Bu bünyenin hastalanmasının ve kendisinden beklenen fonksiyonları icra edemeyecek hale gelmesinin en birinci sebebi, yanlış beslenmesidir.

Hz. Peygamber (sav)’in “insanoğlunun doldurduğu en kötü kap, midesidir. ” hadis-i şerifi, diğer bütün sakıncaları ile beraber, o kabı tıka basa doldurmanm insan için yeter bela olduğunu ihtar eder.

Yanlış beslenmenin ne büyük bir bela olduğunu anlayabilmek için, önce insan vücudunun ne kadar sağlam ve sistematik bir yapıya sahip olduğunu bilmemiz gerekiyor ki nasıl bir imarı tahrip ettiğimizi, nasıl bir binayı yıktığımızı, nasıl bir kâinatı ateşe verdiğimizi anlayalım. Ayrıca bunca dış tahripçiye rağmen bu beden kalesi kendini nasıl koruyup muhafaza ediyor, konuya bununla başlayalım istedim.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.