Anasayfa / Sağlık ve Hastalık Bilgileri / İdrarınızı tutmak sizin için de imkansız mı?

İdrarınızı tutmak sizin için de imkansız mı?



İdrarınızı tutmak sizin için de imkansız mı?

Uçakta Su Şişesine Çişini Yapan Adam: Gerard Depardieu

Uçaktasınız. Pistte giderek hızlanan uçak kalkışa geçiyor. Yolculardan biri “Acilen tuvalete gitmem gerek” diye hosteslere avaz avaz bağırıyor.

Tuvalet gereksinimi için izin verilmeyince ayağa kalkıyor, pantolonun düğmelerini çözüp, uçakta herkesin gözü önünde çişini plastik su şişesine yapmaya başlıyor. Ancak öylesine sıkışmış ki şişe küçük geliyor ve idrar dışarı taşıyor. Temizlik için uçak tekrar alana geri dönmek zorunda kalıyor.

Bindiğiniz uçakta böyle bir durumla karşılaşsaydınız ne yapardınız? Büyük çoğunluk gibi şişeye küçük tuvaletini yapan adamın sarhoş olduğunu ya da madde kullandığını mı düşünürdünüz? Yoksa akıl sağlığının yerinde olmadığı kanısına mı varırdınız? Kaba, cahil ve kıro biri olarak nitelendiğiniz adama “Hayvana bak!” diye tepki mi gösterirdiniz?

Peki, tüm bunlar aklınızdan geçerken ya da dudaklarınızdan dökülen öfkeli, aşağılayıcı sözcüklere dönüşürken, uçakta idrarım tutamayan adamın idrar kaçırma sorunu olabileceği aklınıza geldi mi hiç? Ya da kalp yetmezliği gibi bir sorunu nedeniyle idrar söktürücü kullandığı?

İDRAR KAÇIRMA YAŞAMI ETKİLEYEN BİR HASTALIK

Böyle bir olay ancak film sahnelerinde olur diye düşünmeyin. Fransız aktör Gerard Depardieu, uçakta yaşanan bu olayın başkahramanıydı. 64 yaşındaki aktör yaptığı açıklamada prostat hastası olduğunu ve idrarını tutmakta zorlandığını belirterek “Ne yapayım fil gibiyim, mesanem büyük!” demişti.

Paris-Dublin seferini yapan uçakta Depardieu’nun başına gelenler aslında idrar kaçırma sorunu yaşayan pek çok kişiye yabancı değil. Şişmanlık, sık ve çok sayıda doğum gibi faktörlere bağlı olarak idrar kaçırma sorunu yaşayan, bu nedenle pazara bile çıkamayan çok sayıda kadın var. Kimi öksürürken, hapşırırken idrarını kaçırıyor, kimi gülerken, kimi de cinsel ilişki sırasında.

Prostat hastalığına ya da prostat hastalıklarının tedavisinde uygulanan bazı yöntemlere bağlı olarak idrar kaçırmaya rastlanıyor. İdrar kaçırmaya neden olan bir diğer hastalık ise diyabet.

Sonuçta idrar kaçırma bir hastalık. Altında ciddi sağlık problemleri yatabiliyor. Bu nedenle ünlü aktör Gerard Depardieu’yu, pet şişeye çişini yaptığı için hiç ayıplamadım. Bazen sanatçı olmak insana ekstra bir stres de getirebiliyor. Kimbilir belki de hostes sarhoş bir sanatçının kaprisi veya ego savaşı olarak nitelendirmiştir bu talebi.



Uçağın kalkışta olduğuna dikkat çeken hostes, tuvalet ihtiyacı için on dakika beklemesini söylemiş Deparideu’ya. Oysa uzmanlara göre hastalığın bazı tiplerinde idrar yapma hissi geldiğinde idrarı tutmak mümkün olmuyor. Urge yani sıkışma tip idrar kaçırma tanısı alan hastalar, tuvalete gidene kadar altlarına kaçırıyorlar. Bence Depardieu plastik pet şişeyi iyi akıl etmiş. Bu konudaki en büyük şansızlığı mesanesinin büyük, idrarının çok, plastik su şişesinin ise küçük olmasıymış!

Depardieu, uçakta su şişesine çişini yapmayıp da ne yapacaktı? Altına yapsa daha mı iyiydi?

HASTA OLMAYAN HASTANIN HALİNDEN ANLAMIYOR!

Giderek bencil ve anlayışsız bir toplum oluyoruz. Banka kuyruğunda, otobüste ya da sokakta yaşlılara, hastalara, hamilelere saygının giderek yok olduğunu üzülerek gözlemliyorum. Ne yazık ki sağlık problemi olmayan kişiler, bir hastanın halinden anlamıyor.

• İdrarını ya da dışkısını tutma sorunu yaşayanlara mağazalarda “Tuvaletimiz yok” yalanı söyleniyor. Ya da daha acımasız bir yaklaşımla “Çalışanlar dışındakilerin tuvaleti kullanması yasak” deniyor.

• Migren başta olmak üzere kronik ağrılar önemsenmiyor. Yöneticiler, migren krizi nedeniyle sık sık işe gelemeyenlere “yalancı”,“sürekli kaytaran” gözüyle bakıyor.

• Gaz çıkartmak, geğirmek ayıp ve görgüsüzlük olarak nitelendiriyor ama bu şikayetler bazen bir sağlık probleminin habercisi…

• Şirketlerde bir kartvizitin gücü sayesinde paraşütle yöneticilik koltuğuna oturanlara astronomik ücretler ödenirken; bütçede kesinti yapmak için toplantı masalarından bisküvi, meyve gibi ikramlar kaldırılıyor. Saatler süren toplantılarda şeker hastalarının, hipoglisemi sorunu olanların yaşabileceği sıkıntı kimsenin umurunda olmuyor.

• İşyerlerinde diyabetliler, kalp ya da böbrek hastaları için özel mönüler çıkmıyor. Şirketlerin mönüleri sadece sağlıklı çalışanlar düşünülerek hazırlanıyor.

• Gittiğiniz bir hastanede sizi radyoloji bölümüne götüren personel, kalp hastalığından kireçlenmeye kadar türlü nedenlerle hızlı yürüyememe ihtimalinizi dikkate almıyor. Hastayı nefes nefese bırakan bir hızla hastane koridorunda yürüyerek ya da merdivenleri çıkarak sözüm ona size yardımcı oluyor. Oysa orası fitness merkezi değil, bir hastane.

• Otobüs, tren gibi toplu taşıma araçlarında yaşlılara yer vermeyi unutan günümüz gençliği, ağzı maskeli, yüzü solgun, belki kanser hastası, belki de yeni organ nakli olmuş yaşıtlarının gözlerindeki bitkinliği haliyle fark edemiyor.

Yaşamın bir yüzü sağlıksa, diğer yüzü hastalık. Başkalarına empatiyle bakmak, insani yaklaşımı yitirmemek, karşınızdaki insanın hasta, yorgun, aç ya da ağrılı olabileceğini düşünmek gerekiyor. Ama nerde?




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*