Anasayfa / Makaleler / Hayat 40’ında Başlar

Hayat 40’ında Başlar



Kayat 40 yaşında başlar: Onun öncesinde ise tek yaptığımız, kendimizi araştırmak.

Yukarıdaki sözü Psikiyatrist Cari Gustav Jung söylemiş. 40 yaş biraz gençliğe veda ediş ve kadınlığın pekişmesi anlamına gelebiliyor. Bilge bir yaşlılığa zemin oluşturma dönemi diyebiliriz.

40 yaş, bedendeki tazeliğin gitmekte olduğunu fark etmeye başladığımız bir dönem aynı zamanda. Kimimiz için yavaş yavaş menopoza hazırlık, kimimizin menopoza girme yaşı.

40 yaşla beraber artık genç olmadığımızı fark etmeye başlarız. Bu yaş sanki bir geçiş pasajı gibidir. Şayet bedenimizdeki geçişi duygularımıza yansıtamazsak, bu dönemi manevi olarak anlamlandıramazsak, bilincimizi ve bilinçaltımızı 50’li ve 60’lı yaşlara hazırlayamayız. Ve işte o zaman gerçekten problem yaşarız. Çünkü bedenimiz artık bize bazı hatırlatmalar (daha çabuk yorulma, ağrı, menopoz öncesi ve esnasında bolca duygusal çalkalanma, hormon değişiklikleri gibi) yapmaya başlar.

İşin keyifli bir yanı da var tabii: “Artık neyse ne, ben buyum!” diyebilmek ve kendini olduğun gibi kabul edebilmek de bu yaşla beraber geliyor. Pek çok kadın, özellikle sosyal ilişkilerine eskisi kadar kafayı takmamayı 40’lı yaşlarında başarabiliyor. Kendini hatasıyla, sevabıyla kabul edişle beraber bir huzur geliyor ve gereksiz enerji kayıpları ortadan kayboluyor. Sanki çalkantılı ve bol dalgalı denizlerden, sakin ve huzurlu bir adaya varış gibi düşün bu yaşları. Yapılacak en güzel şey, manzaranın tadına varmayı unutmamak.

Ben 40 yaşıma, kendime çok sevdiğim Jung’un yukarıdaki sözünü hatırlatarak, büyük bir ritüel ile girdim. Yanıma ailemi ve sevdiğim birkaç arkadaşımı alarak doğanın içinde, hayatımın geri kalanı için belli niyetlerde bulundum. Bu niyetlerimin en önemlisi, “kendimi, tam ve bütün olarak kabul edebilmek” idi. 40 yaş artık kendimizi tam ve bütün bir kadın olarak kabul etmeyi becerebilme ve yaşlılığa ilerleyen yıllarımızda bu iç huzuru ve dinginliği pekiştirme yaşımız.

Çok ağır ve yüksek bir kapı hayal et. Bu kapının bir tarafında maceralar, çalkantılar ve kalabalık gruplar var; diğer tarafında da sakin bir müzik, daha az insan ve bol manzara var. Sen ise tam o kapının eşiğindesin. Bazı şeylere hoşça kal diyebilmenin yaşı geldi. Aradın, atıldın ve artık kendini buldun.

30’lu yaşlarda, hayatın anlamı üzerine pek çok araştırma yaparız, 40’lı yaşlarda artık bunu pekiştirebilmemiz gerekir.

Bir hayat felsefemizin, hayatın keyfine varmamızı sağlayan belirli zevklerimizin ve rutinlerimizin olması, anlam duygumuzu güçlendirir. Sağlıklı, bizi destekleyen insanlarla çevrili bir sosyal hayat, yalnız olmadığımız ve desteklendiğimiz hissi de önemlidir. Yüz yaşını aşkın insanların çok olduğu topluluklarda yapılan araştırmalar, uzun ve sağlıklı bir ömrün en önemli sırrının “tatmin eden bir sosyal hayatın varlığı” olduğunu ortaya koyuyor, insan, insana muhtaç. Atalarımız “Yalnızlık Allah’a mahsus” diye boşuna dememiş.



Nasıl Bir.Kadına Dönüşmek İstiyorsun?

KENDİNE SORULAR SOR.

Ünlü oyuncu Gwyneth Paltrow’un bir yazısını okumuştum ve o yazıdan sonra ilk kez kendime şu soruyu sormuştum: “Ben nasıl bir kadına dönüşmek istiyorum?” Öncesinde, kendime hep nasıl bir insan olmak istediğimi sordum elbette, ancak okuduğum yazı bana “kadın kimliğimin” üzerine çok da kafa yormadığımı fark ettirmişti. Ben de sana sormak istiyorum: Nasıl bir kadına dönüşmek istiyorsun? Bu soruyu şöyle de sorabilirim: Kadın olarak, kim olmak istiyorsun? Sorunun cevabını bir resme dökmeni öneririm. Bunu kendi profilini çıkarmak gibi düşün. Sonra da tüm cevaplarını bir cümleye dönüştür. Danışanlarımdan örnekler verirsem: “Ben mutlu, kendisini seven, şefkatli ve bilge bir kadına dönüşmek istiyorum.” “Ben enerjik, muzip, maneviyatı güçlü, ilham verebilen ve ruhu hep genç kalan, bedensel olarak aktif bir kadına dönüşmek istiyorum.” Bu tarz cümleleri üç ay boyunca gün içinde birkaç kez yüksek sesle tekrarlarsan, bir süre sonra senin gerçeğine dönüşür.

MANEVİ DÜNYANI SAĞLAMLAŞTIR.

Bunun için bir 10 yılın var. Ailah, yüksek bir güç, enerji, kaynak, iyi insan olmak, ahlak, etik, doğa, sevgi… Tam olarak neye inanıyorsun? 40’lı yaşlarımız, içimizdeki boşluk duygusunun yerini anlam duygusuna bırakabildiğimiz ve maneviyatımızı güçlendirdiğimiz yaşlar olmalı. Neye inanıyorsan, onunla ilgili -saplantıya ve dogma katılığına kendini kaptırmadan- huzur veren bazı ritüelleri hayatına almanı öneririm. Kısacası sana ne huzur veriyorsa, başkalarına zorluk çıkarmadan ve yargılamadan, günlük rutinine manevi bir alışkanlık ekle. Bu kimisi için ibadet, kimisi için meditasyon, kimisi için de doğada olmak olabilir.

BEDENİNİ sev.

Hadi dürüst olalım! Artık bedenimizle barışma zamanımız geldi. Bedeninle ve aynadaki kendinle bir dostluk kurma zamanı şimdi değilse, ne zaman? Aynada gördüğün yansımana gülümsemeye başlamanı öneririm.

Bununla beraber, gülümsemek için biraz destek almak istiyorsan sağlıklı beslen ve sevdiğin bir egzersiz rutinini hayatına kazandır. Düzenli yürüyüş, yoga, dans, yüzme, hiking… Sana ne iyi geliyor ise onu yap. Bu yaşlar artık “şunu yapmam lazım, bunu yapmam lazım”lardan kurtulma yaşlarımız.

İLİŞKİLERİNE EMEK VER VE YATIRIM YAP.

Sağlam dostluklara yatırım yapmak için geç kalmadın. En sağlam dostluklar, karakterimizin sağlam damarları üzerinde yükselir. Kimlerle, nasıl insanlarla beraber yaşlanmak istiyorsun? Kimlere emek vermek ve zaman ayırmak istiyorsun?

Bize hizmet etmeyen, kendimizi kötü hissetmemize neden olan, bir alış-verişe ya da karşılık içermeyen yüzeysel ilişkilere veda ederken; bu ilişkilerin yerine gerçek dostluklar ve sahici insanları koyduğumuz yaşlardayız. Yakın olduğun topluluk, dünyaya olan bağlarını sevgiyle güçlendirmeni sağlayacak ve hayatın bir değeri olduğu hissiyatını güçlendirecektir.

 




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*