Anasayfa / Şifalı Bitkiler - Bitkisel Sağlık / Hastalıklara Karşı Şifalı Kürler ve Metotlar

Hastalıklara Karşı Şifalı Kürler ve Metotlar



“Kuru topraktan çıkan, aynı suyla sulanan meyveler ve sebzeler inanılmaz bir çeşitliliğe sahiptir. Meyvelerin ve sebzelerin lezzetleri, kokuları ve tatları düşünüldüğünde akla, böyle bir çeşitliliğin “nasıl ortaya çıktığı” sorusu gelecektir. Aynı topraktan aynı suyu ve mineralleri kullanarak, farklı tatları, kokuları yüzyıllardır hiç şaşırmadan, birbirlerı’yle karıştırmadan tutturanlar elbette üzümlerin, karpuzların, kavunların kendileri değildir.

Şüphesiz bu benzersiz lezzet, görünüş ve tat, onlara ‘şanı yüce bir yaratıcı’ tarafından verilmektedir.”

sifali kurlar

ÂDET DÜZENSİZLİKLERİ, SANCILARI VE KANAMALARI

Her kadın, hayatının bir evresinde âdet düzeninde sapmalar, gecikmeler ya da ara kanamalar yaşayabilir. Yaşanılan stresler, sıkıntılar, ani kilo değişiklikleri, üzüntüler gibi pek çok etken adet düzenini etkileyebilir ve adeta saat gibi işleyen bu mekanizmada sapmalara neden olabilir. Âdet bozukluklarının hiç biri normal değildir ve araştırılması gerekir. Çünkü kadın üreme sistemindeki hemen hemen bütün hastalıkların en sık verdiği belirti âdet düzensizlikleridir.

Adet Düzensizliğine Yönelik Kâinat Şifahanesinden Pratik Bitkisel Formüller

Adet kanamasını söktürmek için maydanoz, civanperçemi, papatya, nane, nergis, safran, kimyon, anason, rezene, havuç tohumu, karabaş otu, adaçayı ve misk gibi bitkiler ayrı ayrı ya da hepsi birlikte çay gibi demlenip, günde 3-4 bardak içilmesi tavsiye edilir. Örneğin, bir bardak kaynamış suya, bir tutam bitki konularak demlenmeye de bırakılır.

Aşırı âdet kanamalarını azaltmak için,

1)    4 Bardak soğuk suya, 2 yemek kaşığı ufalanmış çobançantası ve atkuyruğu bitkisi konulup, ikisi birlikte 10 dakika demlenir. Bu karışımın 1 günde tüketilmesi gerekir.

2)    Birer tutam kereviz ile bir baş maydanoz, yarım litre kaynamış suda 5 dakika daha kaynatılır. 1 Gece bekletilip, 3 gün sabahları aç karnına 1 bardak içilmesi önerilir.

2 bardak kaynar suya 16-20 gr arası nane yaprağı konup, 10 dakika demlenmeye bırakılır. Bu karışımdan günde 2 bardak tüketilmesi tavsiye edilir.

1 bardak kaynar suya 4-10 gr arası kimyon konup, 10 dakika bekletilir. Bu karışımdan günde 2-3 bardak içilmesi önerilir.

2 bardak kaynar suya 12 gr kişniş konur. 10 dakika bekletilip, günde 3 A 1 bardak kaynar suya, 2 gr papatya konur, 10 dakika bekletilir. Bu karışımdan sabahları aç karnına 1 bardak içilmesi önerilir.

2 bardak kaynar suya, 8-20 gr arası ısırgan otu konur, 10 dakika bekletilip, günde 2-3 bardak yemek aralarında tüketilmesi tavsiye edilir.

Kadın Hastalıklarına Yönelik Şifalı Tarif
(Erken Menopoz, Miyom, Kist ve İltihaplar)

1 litre su
1 tutam çobançantası
1 tutam civanperçemi
1 tutam adaçayı
1 tutam hayıt tohumu
1 tutam aslanpençesi
1 litre kaynayan suyun içine birer tutam katılıp, 5 dakika kaynatılır.

Âdet Sorunlarında Kullanabileceğiniz Taşlar, Renkler ve Kokular

Kımızı lal taşı, gamet (granat). Âdet öncesi ve sonrasında bayanlar, kokulara ve renklere karşı duyarlı olurlar. Bu nedenle kırmızı renkler ve gül kokusu gibi hafif rahatlatıcı kokular âdet düzensizliklerine olumlu etki gösterebilir.

Nokta ve Masajla Terapiler

Bel omurlarının her iki ya-nıra baş parmaklarınızla kuvvetli basınç uygulayın

Kuyruk sokumuna o bölgeden 7,5 cm yukarı 5 cm kadar yanlarındaki noktalara basınç uygulayın.

Kozmik Yaşam Merkezi’nden Öneriler

Alfa alfa + spirulina + zencefil + hayıt ekstraktı + adaçayı ekstraktı + çörek otu ekstraktı

Bunun yanı sıra; aslanpençesi, civanperçemi, çobançantası, hayıt tohumu ve adaçayından oluşan kür setimizden faydalanabilirsiniz.

Biorezonans terapiler, ayak detoksu uygulamaları ve Kozmik Beden Temizliği & detoks yapılması, 84 mineralli Kozmik Kristal Tuz kullanılması önerilir.

AFT (AĞIZ ÜLSERİ) HERPES SİMPLEX ENFEKSİYONU

Genelde dilin üzerinde, damakta ve yanakların içlerinde bulunur. (Aft ve ağız iltihabı). Ağızdaki aft kırmızı başlar; acılı grimsi beyaz ülseri üretmek için acı veren kabarcıklar bir alanda toplanır. Yalnız ve gruplar hâlinde oluşabilirler; insanların çoğu aynı zamanda çıkmalarından şikâyetçidir. Nedeni tam olarak belli değildir; fakat bazen neden, açıkça hastalığa yatkın olan protez dişlerdir. Eğer kişi yorgun, stresli veya herhangi bir enfeksiyonla savaşıyorsa, bu etkenler ülserin oluşmasını destekler; ayrıca sindirim problemleri, mide ağrıları ve fungul enfeksiyonlarında bazen ülserlerle ilintili olabilirler. Genelde kendi kendilerine bir hafta gibi bir zamanda yok olurlar.

Ülserler genellikle çok fazla baharatlı yiyecekler, stres sonucu veya bakterilerle ilgili olarak ortaya çıkmaktadır. Yanakların iç kısımlarının ısırılması (gerginliğin bir diğer belirtisi) veya kişinin çok ani ve hızlı hareket etmesine sebep olan b2 vitamini eksikliği de bunlara sebep olabilir.

Kırgınlığı artıracak her türlü besinden sakının ve yumuşak sarımsak kapsülü alın veya bütün sarımsak çiğneyin, yaranın üzerine sürülen birazcık bal ile karıştırılan birkaç damla mürsafi yağı veya az miktarda altıncık tentürüdür.

Uçuklar genellikle ağız çevresinde oluştuğu gibi vücudun diğer bölgelerinde de görülen küçük kabarcıklardır. Aft olarak da bilinen ağız ülseri, ağzın içinde oluşan uçuklardır, diye düşünülmektedir.

Uçuklara genellikle, bulaşıcı bir virüs olan herpes simplex neden olur. Bazı kişilerde sıkça görülürken, bazılarında yalnızca bir defaya mahsus oluşabilir. Stres, soğuk algınlığı, âdet dönemi ve yorgunluk gibi faktörler uçukların ortaya çıkışını tetikler. Mikroplarla ilgisi de araştırılmalıdır.

Ağız ülseri, daha çok yetişkinlerde ve âdet dönemi öncesinde kadınlarda görülür. Stres ve alerji ağız ülserlerini kolaylaştıran faktörler olabilir.

Aft Hastalığına Yönelik Kâinat Şifahanesinden Pratik Bitkisel Formüller

Bağışıklık sisteminin toparlanmasına yönelik olarak ginseng veya sarımsak kapsülü kullanılabilir.

Kurtpençesi, adaçayı, ahududu yaprağı, kadife çiçeği, papatya demlerinden oluşan bitkisel suyla ağız gargarası yapın. Alternatif olarak, 10 damla mira tentürünü bir bardak sıcak suya ekleyip, ağız gargarası yapılması önerilir.

Akşamları bunlara ek olarak kullanılan, çuha çiçeği yağı, çinko ve yoğurt genel bağışıklığınızı ve sağlığınızı güçlendirmenize yardımcı olur.

Bir avuç taze adaçayı yaprağını bir litre kaynatılmış su içine atarak iki dakika daha kaynatın. 5 dakika demlemeye bırakılan karışımı süzdükten sonra içine birkaç damla mürsafi tentürü ilave edin. Bu karışımı diş etlerinize ve aftlı bölgelere sürün.

Bir bardak kaynar suya bir çay kaşığı kurutulmuş adaçayı, bir tutam kuru zencefil ve arnavut biberi ilave edilir. Oluşan karışım soğuk yaralara karşı etkili olacaktır.

Meyankökü bitkisi çiğnenip, şerbetinin içilmesi önerilir.



Bir tutam kişniş her gün çiğnenmeli ya da tableti kullanılması önerilir.

Misvaklı formüller ile yapılan bitkisel kaynaklı diş macunlarının kullanılması tavsiye edilir.

Ardıç meyveleri, ağız yaraları (herpetik simpleks) için bir dezenfektandır. Bölgenin üzerinde otun bir lapasını kullanabiliriz ya da ardıç suyunda etkili bir dozla banyo yapabilirsiniz.

Ahududu ile gargara yapmak; ağız yaralarına ve kanayan diş etlerine iyi gelmekle beraber dişlerindeki tartarı ortadan kaldırmaya yardımcı olmaktadır.

Sıcak suya ilave edilen birkaç damla lavanta esans yağı, diş etlerine sürülür ve durulanır. Bu tazeleyici, kokulu ve antiseptiktir ve ağzın her tarafında karıncalanma yapacaktır.

Sıcak su içine birkaç okaliptüs yağı damlatın ve ağız yıkamak için kullanın.

iki çay kaşığı Kozmik Kristal Tuz ve iki çay kaşığı oksijenli su alın. Bunları büyük bir bardak sıcak su içinde karıştırın, karışım etkilidir. Ağızdaki diş eti iltihabı üzerinde tutulan sıcak su, onun çabucak dağılmasına yardımcı olacaktır. Temizlemek için bol tuzlu su ile durulayın.

Sıcak su içine birkaç damla mürsafi tentürü karıştırılır ve ağız çalkalanır.

Aft İçin Kullanabileceğiniz Taşlar, Renkler ve Kokular

Akik, strin, ametist. Aft ve uçukların giderilmesinde, taşların yanı sıra depresyonu önleyici, stresten uzaklaştıran koku ve renklerde kullanılabilir. Mor, yeşil ve sarı rengi bedeni ferahlatan renklerdir. Lavanta kokusunu tüm rahatsızlıklarda olduğu gibi ağız yaralarında da rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Kozmik Yaşam Merkezi’nden Öneriler

Soyalı zerdeçöp + kişniş+ meyankökü ekstraktı + zeytin yaprağı ekstraktı + sibirya çam fıstığı yağı

Bunun yanı sıra; 1 bardak suya 2 yemek kaşığı katkısız elma sirkesi, bir miktar Kozmik Kristal Tuz katıp, gargara yapılması tavsiye edilir. 84 mineralli Kozmik Kristal Tuz kullanılması önerilir.

AĞIZ KOKUSU

Ağız kokusu, rahatsız edici kokuya sahip nefestir. Aynı zamanda “hali-tosis” olarak da bilinmektedir. Sebebine göre zaman zaman kalıcı olabilir.

Ağızda, özellikle dilin arka tarafında milyonlarca bakteri yaşar. Çoğu insanda ağız kokusunun sebebi bunlardır. Ağzın sıcak ve nemli ortamı, bu bakterilerin büyümesi için ideal koşulları oluşturur. Çeşitli hastalıkların belirtisi olan ağız kokusu, rahatsızlıkların tedavisinden sonra ortadan kaybolur. Diş çürüğü, hazımsızlık, şeker hastalığı, boğaz iltihapları, akciğer veremi, devamlı kabız veya ishal durumunda nefes kokması görülebilir.

Ağız Kokusuna Yönelik Kâinat Şifahanesinden Pratik Bitkisel Formüller

ardıç tohumunun çiğnemesi ve yutulması durumunda nefes kokuları ortadan kalkar.

Hibisküs çayı ile sabah, öğle ve akşamları gargara yapılması tavsiye edilir.

Meyankökü bitkisi çiğnenmeli ve şerbetinin içilmesi önerilir.

Ağza alınan 1-2 adet karanfilin uzun müddet tutulup, emilmesi tavsiye edilir.

Sirkeyle karıştırılan balın ağızda çiğnenmesi önerilir.

Pırasa yaprağı ile defneyaprağı iyice ezilip, bu karışımla dişler ovulup temizlenir.

Yaklaşık 50-60 gr. Taze kişnişi yarım litre suya ekleyip, 3-5 dakika kadar kaynatın. Sonrasında ister için ister ağız yıkama sıvısı olarak kullanın.

Birkaç çay kaşığı anason tohumunu, yarım litre suda birkaç dakika boyunca kaynatın, ılıdıktan sonra süzün ve isterseniz çay olarak için ya da ağız yıkama sıvısı olarak kullanın.

Hindistan cevizi, balla karıştırılıp macun yapılır ve yutulursa mideden gelen kokuların giderilmesinde yardımcı olur.

Hindistan cevizi maydanozla beraber yenilirse, ağızdan gelen kokuların giderilmesine yardımcı olur.

Ağızlarda yaralara ve nefes kokularına karşı ağzımızı her gün birkaç kez adaçayı ile çalkalayabiliriz. Adaçayının tıpkı maydanoz ve nane gibi nefes tazeleyici özelliği vardır.

Ağız kokusu için en çok önerilen şey nane çayıdır. Aromatik nane yağı güçlü bir antiseptiktir. Aynı zamanda toksin bir maddedir. Bu yüzden yutulmamalıdır.

Parlak yeşil renkli maydanoz, güçlü bir nefes tazeleyici olan klorofil bakımından son derece zengin bir kaynaktır. Yemeklerden sonra, bunların neden olacağı ağız kokusunu gidermek için birkaç yaprak maydanoz yenilmelidir.

Anasonun tohumları yıllardır nefes tazeleyici olarak kullanılmaktadır. Birkaç çay kaşığı anason tohumu, yarım litre suda birkaç dakika boyunca kaynatın. Daha sonra süzün, karışımı isterseniz çay olarak isterseniz gargara şeklinde kullanın.

Ağız Kokusuna Yönelik Kullanabileceğiniz Taşlaş Renkler ve Kokular

Akuamarin, lapis ve sitrin. Ağız kokusunda kullanılan taşların renkleri olan lacivert, sarı ve mavinin olumlu etkisi vardır. Lavanta, karanfil, reyhan, nane gibi kokular da ağız kokusunda faydalıdır.

Kozmik Yaşam Merkezi’nden Öneriler

Alfa alfa + zencefil + kişniş + adaçayı ekstraktı + karanfil yağı + nane yağı

Bunun yanı sıra; 1 bardak suya 2 yemek kaşığı katkısız elma sirkesi katıp, gargara yapılması tavsiye edilir. 84 mineralli Kozmik Kristal Tuz kullanılması önerilir.

AlDS (HIV)

Aıds bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Mikrobu hıv adı verilen virüstür. Hıv, girdiği vücudun, mikroplara karşı koyma yeteneğini sağlayan bağışıklık sistemini etkileyip yok eder. Direnci azalan vücutta, hıv’in etkisinin yanı sıra, çeşitli mikroplar da hastalıklara neden olurlar.

Hıv vücuda girdikten itibaren, vücutta bu virüsle savaşmak için özel antikorlar oluşur. Kandaki bu antikorların elısa yöntemiyle saptanmasına “anti-hıv” testi denir. Anti-hıv antikorların elısa yöntemiyle ölçülebilecek düzeye ulaşması için 3 aylık bir süreye (pencere dönemi) ihtiyaç vardır. Bu nedenle test, bulaşma olduktan 3 ay sonra yapılmalıdır. Anti-hıv testinin pozitif olması, kanda hıv virüsünün olduğunu gösterir. Ancak anti-hıv testinin yalancı pozitif çıkma ihtimali de vardır. Bu nedenle, kişinin hıv pozitif (seropozitif) olduğunu söyleyebilmesi için, vvesternblood testi denen doğrulama testinin de yapılıp sonucunun pozitif olması gerekmektedir. Anti-hıv testi, üniversite hastanelerinin mikrobiyoloji laboratuvarlarında, sigorta ve devlet hastanelerinin laboratuvarlarında ve özel laboratuvarlarda yaptırabilir.

Hıv bulaştıktan sonra aıds hastalığı belirtileri, kişinin yaşam koşullarına ve vücut direncine göre, 3-15 yıl, hatta bazen daha uzun bir süre sonra ortaya çıkar. Hıv bulaştığı vücutta çeşitli hücrelere, özellikle cd4t kan hücrelerine yerleşerek çoğalır. Zarar gören cd4t hücreleri giderek azalır ve bunun sonucu olarak vücudun bağışıklık sistemi yıkıma uğrar. Vücut direnci zayıflayan hastada, normalde zararsız olan, hafif geçen ya da ender rastlanan bazı hastalıklar belirir. Ayrıca lenf bezlerinde büyümeler, ağız ve deride tekrarlanan uçuk, pamukçuk, yara ve lekeler, nedeni bilinmeyen uzun süreli ateş, gece terlemeleri, kilo kaybı, ishal, öksürük, tüberküloz, akciğer hastalıkları gibi belirtiler ortaya çıkar. Kişide bu belirtilerin ancak birkaç tanesinin bir arada bulunması durumunda aıds’den şüphe edilebilir. Kaposi sarkomu ve bazı lenfomalarda, hıv infeksiyonunu düşündüren önemli belirtilerdendir. Kesin tanı için anti-hıv testi yapılır.

 




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.