Anasayfa / Şifalı Bitkiler - Bitkisel Sağlık / Gıda dünyasına ‘Fındık ile Sağlık’ mesajı

Gıda dünyasına ‘Fındık ile Sağlık’ mesajı



Fındık, ülkemiz için stratejik bir ürün. İşte, bu nedenle fındık kuşağındaki Ordu, Giresun veya Trabzon’da uluslararası düzeyde fındık tanıtım ve inovasyon sempozyumu düzenlenebilir…

“FINDIK ile Sağlık” başlıklı panel 26 Eylül Pazartesi günü İstanbul’da büyük bir katılımla gerçekleşti. Konuşmacılar arasında benim de bulunduğum panelin en dikkat çeken yönü ‘Türkiye Gıda Sanayii İşverenleri Sendikası’mn mükemmel organizasyonu oldu.

“TÜGÎS” Başkam Necdet Buzbaş’m konuklarla ayrı ayrı ilgilenmesi ve açış konuşmasında fındık sözcüğünün etimolojik gelişmesiyle ilgili tarihsel bilgiler vermesi merak yoğunlaşması sağladı.

Necdet Buzbaş’ın enteresan bir kıyaslamasını ise hemen anında not aldım: Fmdık ihracatıyla ülkemize 3 milyar dolar döviz girdisi sağlandığını; böylece fındık ihraç gelirinin, geçen yılın rakamlarıyla otomotiv sanayinin ihracatla elde ettiği toplam gelirin yüzde 20’sine tekabül ettiğini hayretle öğrenmiş oldum.

“Fındık Tanıtım Grubu” (FTG) Başkanı llyas Edip Sevinç’in yaptığı konuşmada ise bazı gerçeklere tanık olduk. Arz fazlası Türk fındığının müdahale edilmeksizin serbest piyasa ekonomisi içinde değerlendirilmesini savunan Sevinç, dünya genelinde yüzde 70’i bulan ülkemiz pazar paymın yüzde 60’lara inmesinin adeta bir felaket olacağını söyledi.

findik

“Ülker”, “Nestle”, “Ferrero”, ‘Şölen’ gibi çikolata ve fındık katkılı ürünleriyle ünlenen büyük markaların panelist temsilcileri Dr. İrfan Demiryol’un moderatörlüğünde Türk fındığının önemine dikkat çekip, ilginç sunum ve konuşmalar yaptılar.

Toplantının ikinci bölümünde zaman darlığından ancak bir bölümünü izleyebildiğim Prof. Dr. Osman Müftüoğlu ile Necdet Buzbaş’m maharetle hazırlanmış söyleşisinde dikkatimi çeken çok ilginç noktalar oldu: Dr. Müftüoğlu, fındığın sadece bir kuruyemiş olmadığını, onun komple mükemmel bir besin olduğu konusuna dikkat çekti. Bilhassa yüksek miktardaki ‘Omega 9 Yağ Asidi’, ‘E vitamini’ ve giderek önem kazanan ‘magnezyum’ içeriği…

Anlaşılan yakında tüm besinlerde yalnız kalsiyum değil, fındık sayesinde ‘magnezyum’ da çokça konuşulacak…

Dr. Müftüoğlu’na göre fındığın yağını da ürün gamına ilave etmeliyiz. (Fındık tüketimini motive edecek bu fikri ben de özellikle destekliyorum). Toplantı sırasında not aldığım bir başka husus ise sessizce fındık üretimini hızlandıran ve Türkiye’nin liderlik düzeyini aşındırma çabasında olan kimi ülkeler oldu.

Çin bunların başında geliyor. Onu ikincilik koltuğuna oturmaya hazırlanan İtalya izliyor. Yeni üreticiler içinde ismi çok duyulmayan ülkeler de var. Örneğin haritada yerini kolaylıkla bulamayacağımız Çin ile Hindistan arasına sıkışmış “Bhutan” bunlardan sadece biri…

Aralarda TÜBİTAK’a bağlı “Marmara Araştırma Merkezi” (MAM)’m Gıda Enstitüsü yöneticileriyle de tanıştım. Fındık içerikli ilginç inovasyonlara imza atmışlar. ‘Fındık Sütü’, ‘Fmdık Gevreği’, ‘Fındık Cipsi’ ve ‘Fındık Çubukları’ gibi… Benzeri konularda Türk tüketicisini harekete geçirmek isteyen buluşsal odaklı girişimciler için iyi bir fırsat bu!

FINDIK DEYİP GEÇMEMEK LAZIM

Fındığa eşsiz lezzeti yanında gerçek kişiliğini veren unsur içindeki yağ asitleri kompozisyonudur malum. Damak zevki yağla birlikte aromatik bileşikler sayesinde oluşur. Fındığın bunun dışında kendine özgü lezzet skalası vardır. Yetiştiği toprağa göre lezzeti artar ya da eksilir. ‘Türk Fındığı’ -çok şükür-zirvede bugün.

Panelde dile getirdim: Bana göre Fındık Türk Ulusu’nun prestij ürünüdür! Bir ülkenin saygınlığım, yalnız politik söylemler, o ülkenin stratejik konumu, ulaştığı kültür düzeyi ya da kendine özgülenmiş teknolojiler belirlemez. Tarımsal platformda da herhangi bir ürün onun başlıca prestij sembolü olabilir.



îşte, fındık böylesine stratejik bir üründür. Bilirsiniz, onu sadece tanıtmak yetmez. Uluslararası düzeyde markalaşmak her şeydir! Hatırlayalım: ‘Brezilya Kahvesi’ ve onun markalaşmış şekli: ‘Bourbon Santos’, Kolombiya Kahvesi ve onun markalaşmış şekli: ‘Cucuta’, Kaliforniya Pirinci ve onun markalaşmış şekli: ‘Calrose’ örneğin’ Dünyadaki en tipik ‘fındık kuşağı’nda yetişen Türk fındığına ‘Anadolu fındığı’ da diyebiliriz.

Her yıl bu kuşağın en büyük kenti Trabzon’da Giresun ve Ordu’nun da katkısıyla uluslararası bir sempozyum düzenlenmesi ne güzel olur.

Hem de ‘Sümela’ motifiyle festivaller, paneller, turizm içerikli aksiyonlar ve de inovasyon fikirleri. Batı’nm algısı ile gerçeklik arasında duygusal bir tanıtım platformu.

Peki, başka neler yapılabilir’ Bu denli mucizevî unsurları bünyesinde taşıyan fındığı hem içeride hem dışarıda kendi haline bırakıp satışların artmasını mı beklemeliyiz’ İşte, onlarca önerimden bu köşeye sığdırabildiğim birkaç satırbaşı:

ÖZEL DONANIMLI SATIŞ NOKTALARI

Daha önce de yazdım; gerek içeride gerekse dışarıda yalnız fmdık değil, onun alt çeşitleri de devreye konmalıdır. Iç piyasada fındık ve türevlerini satan satış mağazaları açmak gibi…

Uygulama ‘franchising’ sistemiyle de olabilir.

Bu mağazalarda gurme fmdık ürünleri ve diğer fmdık yan ürünleri satılmalıdır. Sistem daha sonra güçlü marka efekti taşıması kaydıyla yurtdışına da kaydırılabilir.

Örneğin, fındığın çikolata dünyasında yeri korunurken (hatta daha da çoğaltılırken) süreç algı yönetimi açısından biraz da fmdık eksenli hale getirilmelidir. ‘Fındıklı çikolata’ yerine ‘çikolatalı fmdık’ gibi…

Açılacak mağazalarda basit uygulamalar yapılabilir. Gösteri gücü ağır basan göz önünde kavrulmuş fındık veya fmdık pelletleri üzerine çikolata sosu koymak gibi.

TÜRKİYE PATENTLİ FINDIK İKONU

Gelelim önemli bir konuya daha: Çağımız ‘ikonografik iletişim çağı’dır malum. Türk fındığını neden her yerde kullanılabilecek bir ‘ikon’ haline getirmeyelim’ Evet, Türk fındığının sempatik bir ikona dönüşmesi ne güzel olur. Yazışmalarda, elektronik aramalarda, reklamlarda ve nihayet ambalajlarda… Sempatik bir fındık karakteri Türk fındığının uluslararası ‘monogramı’ da olabilir.

Bu türden kavrulmuş ürünler tazeliğin ve nefasetin korunması amacıyla Batı’da ‘pull-ring’ ambalajlara konuyor. En yeni uygulama ambalajın halkasını çektiğinizde kısa süreli bir müzikal sinyalin duyulması.

Dahası da var: Şimdi Amerika’da bazı süpermarketlerde ses perdeleri uygulanıyor, ilgili reyona girdiğinizde -diyelim ki- Türk fındığının sinyal müziğini duyuyorsunuz. Reyon dışına çıktığınızda ses kesiliyor. Modem dünya için ilginç bir koşullama tekniği.

Kısa bir süre önce Almanya’da geleneksel ‘Bira Festivali’ yapıldı. Neden böyle fırsatları daha çok değerlendirmiyoruz’ Unutmayalım fındığın uluslararası jargonu ve tüketim edebiyatı bu tür yerlerde de şekilleniyor.

ÜRÜN ÇEŞİTLEMESİNE DOĞRU…

Algı yönetimi açısından kozmetik dünyasına bile girebiliriz. Kadın tüketicilerin çoğu bilir, fondötenler ile bazı saç boyaları fındık rengindedir. Bunları ‘Türk fındığına çevirmek için işbirlikleri ve sempatik bahaneler yaratabilir miyiz acaba’ Türk fındığının rengi kendi hayatımıza da yansımalı. Yazışma kâğıtlarından, tweet mesajlarına kadar’ Unutmayın, ‘Coca-Cola’nın 1954 yılından itibaren yeşil giysiler içindeki Noel Baba’yı kendi marka rengi kırmızıya çevirmesi boşuna değil. Onun fındık rengi torbası içinde neden ‘Türk fındığı’ olmasın’ Sonuç olarak, ‘Türk fındığı aşısı’nı yalnız ülkemizde değil, tüm dünyada tutturabilecek buluşsal odaklı girişimcilere ihtiyaç var. Fmdık içerikli gıda tüketiminde ilginç inovasyonlar yeni kazançların kapısını aralayabilir.

Panelde tanıştığım iki girişimci bana şimdiden bunun ilk işaretlerini verdi bile: ‘Kayısılı, vişneli fındık barları’, ‘fındıktan üretilmiş lezzetli dondurma külahları’, ‘fındıklı süt kremaları’ ve ‘fındık özütüyle hazırlanmış çeşitli soslar’




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.