Anasayfa / Bilgi / Evde Sağlık Ekonomisi Nasıl Yapılır?

Evde Sağlık Ekonomisi Nasıl Yapılır?



Davranışlarınızla, seçimlerinizle sağlığınıza değer katın!

Evde Sağlık Ekonomisi Nasıl Yapılır?

Annemin ecza dolabı kullanılmayan, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlarla doludur.

Doktorunun verdiği yeni ilaçlara, tedavilere hep şüpheyle bakar annem. İlaçların kullanım kılavuzlarını dikkatle okur. Prospektüslerdeki yan etkiler bölümüne bakarken yüzü giderek asılır. İlaçlara bir türlü başlamaz. Hele kendisini muayene eden doktora içi ısınmadıysa… Ya, doktoru çok genç, deneyimsiz bulmuştur ya da hekim kendisini istediği gibi dinlememiş, yeterince dikkatli muayene etmemiştir. Kısacası güven vermemiştir. Aslında doktorun muayene odasından çıktığı andan itibaren kararlıdır hekimin önerdiği ilaçları içmemeye. Ancak ne hikmetse gider eczaneden ilaçlarını alır gene de. İşte bu yüzden annemin evi adeta minik bir eczane gibidir..

İLAÇ ÇÖPLÜĞÜNE DÖNEN EVLER

“Madem içmeyeceksin, niye ilaçları eczaneden alıyorsun? İlaç israfı oluyor. Üstelik ilaç katılım payları maaşından kesiliyor” diye serzenişte bulunurum. “Henüz başlamadım ama içeceğim” diye yanıt vererek konunun daha derinleşmesini önler.

“İlacın yan etkisinden korktum”, “Doktora güven duymadım” gibi bir yanıtı asla duyamazsınız annemden. Konuşurken bunu ima eder ama açıkça dile getirmez. Her defasında ilaçları kullanmaya başlamamasının klişeleşmiş nedenlerini sıralar. O sıralar midesi hassastır, onun için yeni ilacı içi kabul etmiyordur. Soğuk algınlığı vardır. Bu yanıtlara ne annem, ne de ben inanırım. Hekimin verdiği yeni bir reçete sonrasında hep aynı diyalog yaşanır aramızda.

Türkiye’de çoğu kişinin evi anneminki gibi ilaç çöplüğüne dönmüş durumda. Yapılan araştırmalar, evlerdeki ilaçların yüzde 60’ının kutusu dahi açılmadan, kullanım tarihlerinin sona erdiğini gösteriyor.

Sosyal Güvenlik Kurumunun 12 ilde, 1.200 hanede yaptığı araştırma, Türkiye’de bilinçsiz ilaç kullanımının ve ilaç israfının ne boyuta vardığım gözler önüne sürüyor. îşte araştırmanın çarpıcı bazı sonuçlan:

•    Türkiye genelinde her evde 10.6 kutu ilaç bulunuyor.

•    Evlerin yüzde 13 unde 20 kutudan fazla ilaç var.

•    Evlerdeki ilaçların yüzde 8.1’nin son kullanma tarihi geçmiş.

•    Her hanede 1,5 kutu ilaç çöpe atılıyor. Hastaların yüzde 87’si ilaçlarını tedavi amaçlı alırken, yüzde 13’ü hastalık ortaya çıkmadan kullanıyor.

Bir diğer araştırmanın sonucuna göre ise Türkiye’de yıllık 12 milyar dolarlık ilaç kullanımı var. Bu rakamın 500 milyon dolarını hiç kullanılmadan çöpe atılan ilaçlar oluşturuyor. “Bunlar işin devlet politikalarıyla ilgili yönü. Sağlığın ekonomisinden bana ne!” demeyin. Aslında sağlık ekonomisi hepimizi yakından ilgilendiriyor. Mutfağımızdan ecza dolabımıza, doktor kontrollerinden içtiğimiz ilaçlara kadar pek çok konuda sağlık ekonomisi yapabiliriz.

ERKEN TEŞHİSLE İYİLEŞME İMKANI VARKEN…

Sadece kilo vererek, egzersiz yaparak, hekimin verdiği ilaçları düzgün kullanarak, sigara gibi zararlı alışkanlıklara elveda diyerek hastalıkların vücudumuza daha fazla zarar vermesini önlemek ve iyileşmek mümkün. Aksi takdirde hastalıklar ilerledikçe içilen avuç dolusu hapların yan etkilerine; yapılan girişimlerin, uygulanan tedavilerin risklerine maruz kalma ihtimalimiz artıyor. Ve her şeyden önemlisi ilerleyen hastalıklarda tedavinin başarı şansı da düşüyor. Diğer taraftan ameliyat, kemoterapi, radyoterapi, organ nakli gibi tedavilerin, hastalara takılan kalp pili, stent gibi yöntemlerin maliyetleri hem kişinin aile bütçesi, hem de ülke ekonomisi için yük oluşturuyor.

Viral Hepatitle Savaşım Derneği Başkanı Prof. Dr. Fehmi Tabak’ın Hepatit B enfeksiyonu konusundaki sözleri buna en çarpıcı örnek:

“Günümüzde kronik Hepatit B, tedavisi olan bir hastalıktır. Ülkemizde bir yılda kronik hepatit B tedavisine yaklaşık 140 milyon Türk lirası harcanmaktadır. Bu miktar tüm ilaçlara harcanan tutarın yaklaşık binde 7’sidir. Daha da önemlisi zamanında tedavi edilmemiş hastalarda gelişen siroz, karaciğer kanseri ve son tedavi yöntemi olarak yapılan karaciğer transplantasyonuna bu miktarın her yıl yaklaşık 8 katı para harcanmaktadır. Bunun parasal karşılığı yaklaşık 930 milyondur. Bu açıdan erken tanı, gereken vakalarda erken tedavi Hepatit B için çok önemli bir konudur.”55



AŞIYLA KORUNMAK VARKEN…

Hepatit B aşıyla korunmanın mümkün olduğu nadir hastalıklardan biri. Bu, aynı zamanda Hepatit B enfeksiyonuna bağlı gelişebilecek karaciğer kanseri, karaciğer yetmezliği gibi kişiyi nakile kadar götürebilen hastalıkların da aşıyla önlenebilmesi anlamına geliyor. Bakın, bu konuda Türk Gastroentroloji Derneği Başkanı ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurdan Tözüm neler söylüyor: “Hepatit B aşısının üç dozu 75 lirayı geçmiyor. Üstelik Sağlık Bakanlığı tüm yeni doğan bebekleri ücretsiz aşılıyor. Hepatit B’nin tedavi ücreti yılda 1.000 ile 22.000 lira arasında değişiyor. Ancak Hepatit B nedeniyle karaciğer yetmezliğinin ortaya çıktığı vakalarda naklin maliyeti 100.000 TL’yi aşıyor. Hem ülke ekonomisi kayba uğruyor, hem de insanlar aşıyla korunabilecekleri ya da ilaçla tedavi olabilecekleri bir sorun olan Hepatit B nedeniyle maalesef karaciğer nakli olmak zorunda kalıyorlar.”56

İki yıl önce düzenlenen basın toplantısında verdiği bu bilgileri kullanacağımı, verilerde bir değişiklik olup olmadığını sormak için Prof. Dr. Nurdan Tözün u aradığımda şunları ekledi:

“Hepatit B aşısının fiyatları günümüzde 75-111 lira arasında değişiyor. Tedavinin maliyeti ise 1.080 ile 19.760 lirayı buluyor. 90.000 liraya mal olan karaciğer naklinin tedavi ücretini ise devlet ödüyor.”

Hepatit B örneğinde olduğu gibi düzenli kontrollerle hastalıkların erken teşhisini ve tedavisini sağlamak, ilerlemesini önlemek; kendimizin ve ailemizin sağlık harcamaları konusunda ekonomi yapmak da mümkün. İşte bu konuda yapmamız gerekenlerden bazıları:

SAĞLIKLI DAVRANIŞLARLA HEM SAĞLIKLI KALIN, HEM EKONOMİ YAPIN!

•    Sigara içmeyin. Böylelikle akciğer, gırtlak, mesane ve ağız kanserlerinden kalp krizine kadar sigaranın yol açtığı pek çok hastalıktan korunabilirsiniz. Üstelik, sigara tiryakiliğiniz için bütçenizden her ay ayırdığınız para size kalır.

•    Fazla kilolarınızdan kurtularak obezitenin getireceği pek çok hastalığa da dur deyin.

•    Sağlık kontrollerinizi düzenli olarak yaptırın. Kadınsanız meme muayenenizi ve jinekolojik kontrollerinizi; erkekseniz prostat hastalıklarıyla ilgili taramalarınızı ihmal etmeyin.

•    Kalınbağırsak kanseri gibi ailesel risk faktörünün baskın olduğu hastalıklarda doktorlarınızın önerdiği taramalarınızı asla geciktirmeyin.

•    Diyabetin kalp, göz, böbrek gibi organlarda yapabileceği hasarları aklınızdan çıkarmayın. Eğer diyabetli iseniz kan şekeri takibinizin yanı sıra, hastalığın bu üç önemli organınıza vereceği zararlara karşı doktor randevularınızı yarınlara ertelemeyin.

•    Menopoz sonrası kanama, benlerin renk ya da şekil değiştirmesi, ani görme kaybı, memede ele gelen bir kitle gibi vücudun alarm sinyallerine karşı kayıtsız kalmayın. O ana kadar hiç yaşamadığınız bir sıkıntıyı “Nasılsa geçer” diye beklemek yerine, en kısa zamanda bir uzmana başvurun.

•    Hız limitleri başta olmak üzere trafik kurallarına uyarak kazalarla gelebilecek sakatlık ve yaşam kayıplarından kendinizi ve sizinle aynı otomobili paylaşanları koruyun.

İLAÇLAR KONUSUNDA EKONOMİ YARATIN!

•    Dost, ahbap tavsiyesi ile ilaç almayın.

•    “Komşunuza iyi geldi” diye eczaneden cebinizden para ödeyerek alabileceğiniz bir ilacın ciddi, önemli yan etkilere yol açabileceğini unutmayın.

•    Evinizde ilaçları serin ve loş bir yerde muhafaza edin.

•    İnsülin gibi ilaçların yedeklerini buzdolabında, müsaitse buzdolabının yumurta gözünde saklayın.

•    İlaçların son kullanım tarihlerini dikkate alarak kullanın.

•    Fazla miktarda alman ilaçların değil, hekiminizin reçetesine göre uygun dozda, zamanında ve düzenli alman ilaçların etkili olacağım aklınızdan çıkarmayın.

•    Otomobilinizdeki ya da evinizdeki ilk yardım malzemelerinin son kullanma tarihlerine dikkat edin. İlk yardım malzemelerinizi aşırı miktarda stok yapmak yerine, acil bir durumda yetecek kadar bulundurun.

TIBBİ CİHAZLARIN SEÇİMİNDE VE KULLANIMINDA…

•    Şeker ölçüm cihazı (glukometre) ya da evde tansiyon takibi için cihaz seçerken, mutlaka garantisi olan ürünleri tercih edin.

•    Tansiyon ve kan şekeri ölçümü yapan cihazları kullanım kılavuzlarına göre kullanın. Muhafaza ederken de önerilen talimatlara uyun.

MUTFAKTA EKONOMİ

•    Meyvenizi, sebzenizi tüketeceğiniz kadar alın. Aksi takdirde ihtiyacınızdan fazla miktarda alacağınız domates, patlıcan, kabak, elma gibi sebze ve meyveler bozulacaktır.

•    Yemeklerinizi evde yaşayan kişi sayısına yetecek miktarda pişirin. Böylelikle besin değerlerini yitirmezler. Yemeklerin bozulma, atılma ihtimali de ortadan kalkar. Buzdolabında yoğurt, ayran gibi ürünleri muhafaza ederken, son kullanma tarihlerine göre sıralayın. Eski tarihli ürünler önde, yeni tarihli ürünler arkada olsun ki bozulmadan tüketme şansınız bulunsun.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.