Anasayfa / Cilt Bakımı - Cilt Sağlığı / Estetik Kavramına Kısa Bir Bakış

Estetik Kavramına Kısa Bir Bakış



Estetik kavramının hayatımıza girişi çok da eski değil. Aslında Türk kadım estetiği, Ajda Pekkanla tanıdı diyebiliriz. Ancak o dönemde yola çıkanlar onun kadar ince eleyip sık dokuyamadılar.

Dünyada olduğu gibi ülkemizde de estetik zayiatları bir hayli fazla oldu. 80lerin sonu ve 90ların başı silikon enjeksi-yonlan ile birçok kişi için yıkım oldu. Hiç kimsenin bu olguya dair bir bilinci olmadığı gibi bilgisi de yoktu.

Gençler, orta yaş grubu, çoğu estetik kaygısı içinde olan kadınlar, kendilerini “güzel” olma sannsı içinde birçok hekime emanet ettiler. O dönemde yabana hayranlığımız katbekat fazla olduğu için yurt dışından gelen her hekim, her materyal, sosyal statü ölçeği olarak algılandı. Galonlarla düşük maliyetlerle ülkemize gelen silikon enjeksiyonlan yüksek bedellerle uygulandı. Magazin dergilerini ve cemiyet hayatının resimlerinin verildiği gazeteleri, bir anda şiş dudaklar ve şiş yanaklı figürler süsledi. Bu tiplerin hepsi neredeyse birbirlerine benziyordu. Ancak kimse neler olduğunu tam olarak çözemedi.

Ardından aynı tip burunlar yaygınlaştı. Bu burunlar ya ucu çimdiklenmiş gibi ya sırtı oyulmuş ya da burun ön deliklerinin iriliğiyle dikkat çekti. Hepsinin ortak bir özelliği vardı ki; o da hepsi üslama sesiyle nefes alıyor ve ses tonu neredeyse çoğunda aynı genizden geliyordu. “Neler oluyor?..” diye sorgulama bilincine daha geçmemişken bunun bir moda olabileceği hipnozu içine daldık.

En yakın arkadaşlarımız bu durumdayken yüzüne karşı “Çok kötü olmuş, bu nasıl olur?..” diyemedik ve hep arkasından konuşarak, kapalı devre toplumlarda sohbet konusu haline getirdik. Sureti bozuldukça bizlerin de ruhu bozuldu ve evrenin dengesi şaştı.

Evet, yanlış estetik bilinci bize koca bir riyakarlık olarak geri döndü. İş bununla da bitmedi, yanlış burun operasyonlan nedeniyle beynine, akciğerine yeterince oksijen gitmeyen kişiler fiziki olarak da hastalandı. Silikon enjekte edilen dudaklar, zamanla dolaşımı engellediği için, dokularda kayıplar oluştu ve silikonlar kaydı, dudaklar aşağıya engebeli olarak sarktı. Birçok kişide sosyal fobi oluştu, insan içine çıkamaz oldular. Yanaklarına yapılan silikon enjeksiyonları yüzünden dolaşım zayıfladığı ve cilt beslenemediği için cilt zamanla delinmeye ve çukur çukur olmaya başladı.

Ne oldu? Hüsran. Koca bir hüsran!

Neden?

Bilinçsiz estetik yaklaşımlar yüzünden.

Kim suçlu?

Herkes, ama kim cezasını çekti?

Estetik mağdurlan.

Yine 90larda, alanında uzman olmayan, yurt dışından gelmiş, çok havalı hekimler muayenehanelerinde meme ameliyatlan yapmaya başladı. Silikonlar, meme küçültme operasyonlan… Ve sosyetede bir akım başladı.

Kimse şunu düşünmedi. “Bu ameliyatlar neden hastane ortammda yapılmıyor?”

Doğru cevap: “Çünkü plastik cerrah değillerdi ve ameliyat yapma yetkileri yoktu.”

Oysa ki hipnoz içinde olan estetik mağdurlan cevabı ecnebi doktorundan öğrenmişti ve hoşlarına da gitti.

“Gizlilik ilkesine uyuyorlardı ve bu çok basit bir işlemdi!”

Hipnoz içindeki bizler pek memnunduk. “Estetik canım, kolay!” dedik. Estetik işlemlerin kuaför uygulamalan gibi olduğu algısını yarattılar bizde ve başarılı oldular. Gücü ve çevresi olanlar yurtdışına gittiler, onların da birçoğu aynı hüsranı yaşadılar; çünkü, doğru estetik bilincinden yoksundular. Ellerindeki resimleri göstererek “Bu burnu, bu dudağı, bu yüzü istiyorum” dediler.

Oysa her yüzün kendine ait bir estetik planlaması olması gerektiğini bilmekten yoksundular ve kimse anlatmadı, belki de anlattılar, ama onlar da aynı hipnozun içindeydiler. Uyanmadılar, uyandıklannda ise sureti bozulmuş, ruhu suretine uyum sağlayamayan bir sürü estetik mağduru oluştu ve çığ gibi büyümeye başladı.



Sene 801er sonu, 901ar başı… Basit diye tanımlanan bir operasyonun, beyin ameliyata ya da kalp ameliyata gibi önemli ve riskli olduğunu düşünmediler, çünkü hipnozdaydılar. Bu hipnozdan tamamıyla uyanabildik mi? Tam olarak değil.

İşte bu kitap bunun için yazıldı. Ülkemiz insanı, Amerika’yı estetik anlamında da aşağı yukan elli yıl geriden takip etmeyi, orada yapılanlara öykünmeyi uzunca bir süre devam ettirdi. Şimdilerde bu durum başka alanlarda kendini gösteriyor.

“Küçük kadınlar sendromu” şeklinde yeni bir hipnoz çıktı karşımıza. Bu durum geç evrede yakalayabildiğimiz bilince olumlu anlamda yansıdıysa da, erken evrede yetersiz kaldığımız bir durum olarak karşımıza çıkıyor. Doğru estetik bilinciyle bunu da aşacağımız inananı korumayı ve uygulamayı hedefliyorum.

Bu satırları okuyan herkesin, kendisinden başlayarak en yakınındakilere aktarmasını diliyorum. Gençlik, yaşam enerjisinin ta kendisidir. Öyle yoğun bir enerjidir ki bıçak sırtı seyirdedir. Yanlışa kapılmak ve doğrudan aynlmak çizgisi birbirinin içine girmiştir. Doğru estetik bilinci ne kadar yoğun yayılırsa bu bıçak sırtı sınır arasındaki mesafeyi o denli uzaklaştırabiliriz.

Mutlaka estetik müdahaleye ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız dikkat etmeniz gerekenler:

Biyolojik saatini estetik bakışıyla geri almak isteyenler, estetik uygulamalara sıcak bakanlar, yaşının iyisi olmak istiyorsanız, aşağıda sunacağım önerilere lütfen kulak verin.

• Estetik bilincinin sağlam adımlarla yerleşmesi için gerek sağlık kurumlanna gerek hekimlere, vizyonerlere önemli sorumluluklar düşüyor. Ancak en önemli sorumluluk yine de kişinin kendisine ait.

• Hekiminizle görüşmeye gittiğinizde asıl sorunun ne olduğunu öğrenin. Nasıl bir yol haritası belirleyeceğinize birlikte karar verin. Öncelikle yüzünüzün deformasyona açık bölgesini keşfedin. Hangi bölgeden yaşlanacağınızı öğrenin.

• Cildinizle ilgili asıl sorun kırışıklık mı, elastikiyet kaybı mı, cilt renginiz mi bunu tespit edin.

• Görüşme öncesi aynada konuşma halinde ve dinlenme halinde yüzünüzü inceleyin.

• Simetrilerinizi, asimetrilerinizi görün.

• Sizi rahatsız eden sorunlan öncelikli olarak belirleyip hekiminize aktarın. Kulak önünüzdeki ince bir kmşıklık bile olsa başkası için önemli olmayabilir, ancak sizin önceliğinizdir çekinmeden aktarın. Sonra sabırla hekiminizin önerilerini dinleyin.

• Bazen sizin için en önemli sorun, başka bir bölgenin tedavi edilmesini, onanlmasım gerektirecek bir işleme ihtiyaç doğurabilir.

Örneğin; yüzünüzün yorgun ve yaşlı görünmesinin nedeni ilk bakışta sizi rahatsız eden kırışıklıklardan ziyade doku kaybı olabilir. Önce bu karanlık minik gölgeler, küçük dokunuşlarla doldurulup onarıldıktan sonra bakın kmşıklıklannıza. Eskisinden daha az rahatsız edecektir şüphesiz.

Veya yanak ve burun arasındaki koyu gölgeler sizi rahatsız ediyor olabilir. Oysa yanaktaki düşmeyi öncelikle onarmak gerekebilir. O bölgedeki doku kaybı onarıldıktan sonra yanak aşağı çekmeyecek ve burun yanak arası gölgeniz daha da hafifleyecek ve bir sonraki seansta daha az dolgu maddesi kullanılacak.

Belki de size göre yüzünüze dolgu yaptırmanız gerekirken hiç dolgu maddesi kullanılmadan derinin orta tabakası ve üst tabakasının mikro enjeksiyonlarla onarılması yeterli olacak. Belki de bambaşka bir müdahale gerekecek.

• Hekiminizin önerilerini aldıktan sonra tekrar ayna karşısında kendinizi test edin.

• Daha bilinçlenmiş olarak doğru uygulamayı doğru zamanda yaptırmayı seçin.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.