Anasayfa / Makaleler / Esas ruhunuz detoksa ihtiyaç duyar!

Esas ruhunuz detoksa ihtiyaç duyar!



STRES-SAVAR DETOKS

Kendinize uygun bir gün seçin. Önce ruhsal olarak kendinizi detoksa alıştırın. O günden önceki akşamdan itibaren alkolü, sigarayı bırakın, kahve ve kafein içeren içeceklerden uzak durun. Detoks günü boyunca tüketeceğiniz besinleri belirleyin ve bir alışveriş listesi hazırlayın. Özellikle toksinlerden arındırıcı etki gösteren detoks sebze ve meyvelerini tercih edin. Alışveriş listenizde havuç, kereviz, lahana, ıspanak, kabak, Brüksel lahanası, brokoli gibi sebzeler; elma, portakal, kivi, şeftali, kayısı ve greyfurt gibi meyveler; nane, kekik, maydanoz, dereotu gibi yeşillikler bulunsun.

detoks

Müzikle uyanın!

Ruhunuzu detokslamak için güne müzikle başlayın ve gün boyunca fırsat buldukça sevdiğiniz müzikleri dinleyin.

Sabah kahvaltısından önce…

Bir ya da iki bardak ılık su için. Ardından esneme hareketleri, yoga veya nefes terapisi gibi rahatlamanızı sağlayacak egzersizler yapın.

Yürüyüşe çıkın!

Yürüyüşleri, gün içinde iki-üç kez ortalama 30 dakikanızı ayıracak şekilde planlayın. Özellikle parklar, bahçeler, ormanlık alanlar gibi oksijenin bol olduğu yerleri ve mümkünse şehir yaşamından uzak olan yeşil alanları tercih edin. Üzerinize rahat kıyafetler giyin ve terledikçe, temiz hava soludukça tüm bedeninizin toksinlerden arındığını hissedin.

Gün boyunca…

Detoks günü süresince bol bol temiz su, soda ve az miktarda meyve suyu karışımları içmeyi unutmayın. Yiyeceğiniz besinleri ve miktarlarını doğru planlayın. Öğünlerinizi asla atlamayın.

Akşam yemekleri

En geç 19.00da akşam yemeğiniz bitmiş olsun. Hafif pişmiş mevsim sebzeleri, limon suyu, sirke ya da çok az zeytinyağı ilave edilmiş salataları tercih edin. Salatanıza yağsız hazırlayabileceğiniz bitkisel soslar da ekleyebilirsiniz. Yemekten sonra yapılacak hafif akşam yürüyüşleri, vücudunuzdaki toksinlerin atılmasına yardımcı olacak ve daha iyi uyumanızı sağlayacaktır.

Ara öğünler

Meyve, çiğ sebze, meyve ve sebze sularını tercih edin. Kendinize farklı kokteyller hazırlamak, damak tadınıza uygun detoks karışımları yaratmak keyifli bir deneyim olabilir.

Günü müzikle bitirin!

Yatmadan önce dinlendirici bir müzik ve hafif bir duş sizi rahatlatacak. Duş esnasında ölü derilerden arınmak ve gözeneklerinizi açmak için cildinizi fırçalayabilir, ovabilir ya da duş sonrasında hafif bir nemlendirici kremle vücudunuza masaj yapabilirsiniz.

Odanızı teknolojiden arındırın!

Günün sonunda tüm kaslarınız artık yeterince gevşer. Kendinizi daha huzurlu ve bedeninizi daha hafif hissedersiniz. Televizyonsuz, radyosuz, elektromanyetik kirlenmenin olmadığı, iyi havalandırılmış uygun ısıda bir yatak odası sizi rahat bir uyku için bekliyor olacak. Cep telefonunuzu.kapatmayı ve düşüncelerinizi yatak odanızın dışında bırakmayı unutmayın.

KÖTÜ DÜŞÜNCELERİ DETOKSLAYIN

Detoks sürecine sadece yedikleriniz, yemedikleriniz olarak bakarsanız yanılırsınız. Bu dönemde ruhumuzu nelerle meşgul etiğimiz de, en az ağzımiza girenler kadar önemlidir. Detoks bedensel ve ruhsal bir süreçtir. Ama ruhsal tarafı, bedensel tarafından çok daha önemlidir. O günü yaşamak, geçmişte takılı kalmamak, geleceğe yönelik iyimser tutumlar geliştirmek, sizi öfkeli, endişeli, korkulu olmaya yönelten düşüncelerden uzak durmak, insanlara ve en önemlisi kendinize karşı nazik olmak bu süreci gerçek bir arınma ritüeline dönüştürür.

Hastalarıma her zaman, “En önemli insan sizsiniz, siz biriciksiniz. Her şeyden, herkesten önce kendinize değer vermelisiniz,” derim. Başkaları için yıpranıyor, koşturuyor, hatta kendinizi paralıyor olabilirsiniz ama hiç olmazsa detoks yaparken bu zamanı kendinize ayırın; dua edin, ruhani ve manevi güçlerinizi harekete geçirin, müzik dinleyin, güzel kitaplar okuyun ve biraz Polyannacılık oynayın…

VİCDANİ DETOKS YAPMADAN, BEDEN DETOKSU İŞE YARAMAZ!



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Yaşadığımız hayat, bize bedenen ve ruhen toksinler yüklüyor. Tabii beynimiz de bu toksinlerden nasibini alıyor. Bütün dinlerde yatsı vakti dua edilir. Bundan maksat bir günün yükünü üzerinizden atabilesiniz diye. Ruhunuza bir ruhsal detoks yaptırabilesiniz diye. Kendi başınıza kalıp farkın-dalıklarınızı geliştirebilesiniz diye. Manevi bağlarınızı ve inanç dünyanızı zenginleştirip, gün içinde yaşadığınız streslerden uzak kalasınız diye.

İşin dini kısmı benim işim değil. Ama şunu belirtmek istiyorum ki, detoks bir bütündür. İşin bir kısmı bedensel detoks ise, diğer kısmı da ruhsal detokstur.

Aslında biriktirdiğimiz toksinlerin yüzde doksanı ruhsal toksinlerdir. Detoksun vicdani ve ruhsal tarafı çok önemlidir. Başkalarını kıskanmak, hayatla ilgili endişeler duymak, affetmemek, kindar ve öfkeli olmak, başkalarının ayağını kaydırmaya uğraşmak, dedikodu yapmak derken beynimizin bagajı doluyor. Vicdani, ruhani detoks yapmadan, beden detoksu işe yaramaz. “Bunu yersem karaciğerim temizlenir, bunu içersem böbreğim temizlenir,” mantığıyla işin sadece yüzde 10’unu halletmiş olursunuz. Karaciğer, böbrek zaten tıkır tıkır çalışır, aslında sizin çok şey yapmanıza gerek yok. Toksinlerden arınmada zorlanan esas organımız zavallı beynimizdir.

Beyin uykuda bile detoks yapamıyor, çünkü uykularımız kâbuslarla, kötü rüyalarla geçiyor. Zaten insanoğlu vicdan detoksunun önemini, beden detoksu ile tanışmadan çok önce anlamış ve maneviyat diye kocaman bir kâinat oluşturmuştur. Hafiflemek istiyorsanız mutlaka vicdan detoksu yapacaksınız, ruhsal detoks yapacaksınız.

Bütün dinlerde oruç vardır. Bu, bizim dinimizde olduğu gibi otuz gün ya da diğer bazı dinlerdeki gibi üç gün de olabilir. Bunun nedenini düşündünüz mü? Çünkü oruç arınmadır. Hem ruhsal, hem de bedensel bir detokstur. Bütün günü dualarla geçirir ve hiçbir şey yemezsiniz.

Detoksun sağlık üzerindeki etkileri konusunda en ufak bir şeyin bilinmediği zamanlarda bile oruç vardı. Bu anlamda, ruhsal detoks insanlık tarihi kadar eskidir.

SADELEŞİN, ŞÜKREDİN

Mimar Sinan üstada sormuşlar, demişler ki “Ey üstat, bu kadar güzel camileri, köprüleri nasıl yaptın?” Demiş ki; “Fazlalıkları aldım, bunlar kendiliğinden ortaya çıktı.” Sadeleşmek çok önemli. Sadeleştiğimiz ölçüde geleceğe daha rahat, daha sakin ve daha kendimiz olarak gireriz. Sadeleşmek, şükretmek, manevi dünyamızı zenginleştirmek ve geleceğe yönelik iyi beklentiler içinde olmak. Tüm bunlar ruhsal detokstur.

Sadece yediklerinize, bedeninizi güçlendirmeye odaklanmayın. Çünkü bedenin merkezi beyindir. Ruhsal yaşam eksik olursa, bedeniniz istediği kadar güçlü olsun, o sistemin doğru dürüst çalışması mümkün değildir.

Şefkat göstermek, doğayı dinlemek, bir kuşun ötüşünü fark etmek. Tüm bunlar ruhu besler. Mevlana şöyle diyor, “Hiçbir zehir ve hiçbir panzehir, aynı anda hem zehir hem de panzehir değildir.” Zehir yılan için hayat, insan için ise ölümdür. Hayatın kendi içinde dengeleri vardır. Bunları anlamaya çalışmalı, şükretmeyi, affetmeyi öğrenmeli ve yetinmeyi bilmeliyiz.

Maalesef, hiçbirimiz şükretmeyi bilmiyoruz. Bir elin fonksiyonlarını düşünün. Tüm gün boyunca ellerimizle yaptıklarınızı bir aklınıza getirin. Suyu alıyorsunuz, ağzınıza götürüp içiyorsunuz. Elinizin farkında bile değilsiniz. Sonra bir gün anneniz, dedeniz felç geçiriyor ve yemek kaşığını bile kavrayamıyor. Bir bardak suyu kavrayıp ağzınıza götürebilmenin bile ne kadar önemli olduğunu anlamak lazım. Şükretmeyi, yetinmeyi öğrenmeliyiz. “Evim, barkım var, yemeğim var, çocuğum sağlıklı,” diye düşünüp tüm bunlara şükretmeyi öğrenmek en güzel detokstur.

Nasıl belli iklimlerde belli meyveler yetişirse, bizim tohumlarımız da bizim manevi geleneklerimizde gizli. Her manevi tohum sadece kendi toprağında yeşerir. Bizde yogacıların yaptığı gibi bağdaş kurup, baş ve işaret parmağını birleştirip “Ommm” çekmek pek çalışmaz! Bizim kendi arınma, kendi inanç sistemimiz zaten var. Bizim Mevlana’mız var, bizim Hacı Bektaş’ımız var. Sufizm bizim topraklarımızdan, Anadolu’dan çıktı. Sufizm arınmanın tepe noktasıdır. O insanlar dönerken bir elleri yukarıya, diğeri aşağı doğrudur. Bunun anlamı Allah’tan alıp toprağa, topraktan alıp kâinata vermektir.

Yaşamın temel kurallarından biri yavaşlamaktır. Yavaşlamadığınız zaman hayatı ıskalarsınız. Biz hızlandıkça bedenimiz ruhumuzdan kopuyor. Beden ruh kopukluğu da bugün insanlığın temel sorunu. Depresyonun, uykusuzluk probleminin yaygınlaşmasının nedeni yine bu hızdır.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*