Anasayfa / Bilgi / Endüstriyel sirkeler

Endüstriyel sirkeler



Endüstriyel sirkeler

Tabiî sirkenin bu olumlu etkileri, market raflarında oldukça ekonomik fiyata pazarlanan ‘sirke’ etiketli asitler için geçerli değil elbette!

Hiç kuşkusuz Hz. Peygamberin (s.a.v.) özgüsüne mazhar olan; eski hekimlerin hastalıkların tedavisinde kullandığı; günümüzde bilim adamlarının faydalı etkilerini araştırmalarla gösterdiği sirke, doğal fermantasyon yöntemi ile elde edilen ‘hakiki’ sirkedir. Bu sirke, toprak küp, ahşap fıçı veya cam damacanalarda, sadece meyvenin kendi suyu veya su ile karıştırılmış meyve, mayalanması için içine az miktarda bal veya şeker katılıp bekletilerek elde edilir. Hakiki doğal sirkenin aksine, endüstriyel yöntemlerle elde edilen sözde sirkelerde üretim süreçlerini yani fermente süresini kısaltmak/mayalama amacıyla ‘Asetik Asit-E260 konulur. Koruma amacıyla antioksidan olarak sodyum metabisülfıt-E223 kullanılır. Ayrıca bu tür işlemlerle üretilen sirkelerin çoğu kükürt dioksit içerir. Endüstriyel yönetmelerle üretilen sirkelerin her zaman aynı renk, tat ve kokuda olmasının sebebinin de bu katkı maddelerinden kaynaklandığını unutmamak gerekir.

Endüstriyel sirkeler

Hâlbuki her yılın üzüm veya elmasının tadı ve rengi farklı olabilir. Doğal olarak da her sirke üretiminde farklı bir renk ve tat ortaya çıkması gerekir. Oysa günümüz fabrika sirkeleri her zaman aynı renk, tat ve kokuya sahiptir.

Sirke tarihi incelediğinde, genellikle üzümden elde edildiği görülür. Üzüm suyunun fermantasyonu/mayalanması ile asırlardır pekmez, sirke ve şarap elde edilir. Üzümden elde edilen pekmez ve sirke Müslümanlar için helâl, şarap ise haramdır.



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Bazı sözde uzmanlar, tarif, diyet ve önerilerinin arasına zararları konusunda bütün dünya ittifak ettiği halde şarap türü alkollüleri sıkıştırlar. Alman araştırmacılar yıllardır antioksidan etkili bir içecek olduğu iddia edilen şarabın aslında antioksidan olmadığı; bilakis siyah üzüm suyundaki antioksidanın kırmızı şaraptakinden çok daha yüksek olduğu ve daha iyi emildiğini ortaya çıkardılar. Ayrıca 2005 yılında Brezilyada yapılan bir araştırmada da siyah üzüm suyunun koroner atardamar yetmezliğine karşı, alkolün olumsuz etkilerini taşımaksızın koruma sağlayabildiğini ortaya koydu. Her ikisinin de hammaddeleri üzüm suyu olmasına karşın, bu iki ürünün birbirinden bileşim ve tat olarak çok farklı olasının sebebini şöyle özetleyebiliriz:

Şarap; üzüm suyunun saccharomyces cinsi mayalarla ve oksijensiz şartlarda (anaerobik) fermantasyonu ile üretilen alkol bakımından zengin, keyif verici ve sarhoş edici bir halidir. Şarabın oluşumunda meydana gelen bu fermantasyona, alkol fermantasyonu denir.

Sirke yapımı ise üzümün şarap haline dönüştürülmesinden sonra gelen aşamadır ve bileşiminde alkol yoktur. Şaraptaki alkolü, sirke bakterileri olan acetobacter ve gluconobacter cinsi bakteriler oksijenli (aerobik) şartlarda asetik asidi (sirke asi-di)ne dönüştürürler. Şarap ve sirke arasındaki en temel fark, şarapta etil alkol, sirkede ise asetik asidin bulunmasıdır. Bu ise, mekanizmasını açıkladığımız fermantasyonlarla meydana gelmektedir.

Üzüm sirkesinde, tabiî (doğal) asetik asidin dışında vitaminler, mineral tuzları, aminoasitler, polifenolik bileşikler (gallik asit, kateşin, kafeik asit, ferulik asit vb.), ve uçucu olmayan tabiî asitlerin (tartarik, sitrik, malik, laktik asit vb.) bulunur.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.