Dünkü un ve ekmek



Dünkü un ve ekmek

Buğday, yakın zamana kadar köylerde su değirmenlerinde, iki büyük taşın arasında ezilerek una çevrilirdi. Kepeğinden ayrılmadan ve hiçbir katkı eklenmeden elde edilen bu ‘gerçek una, ek bir isim verilmezdi. Un fabrikalarının yaygınlaşması ve endüstriyel süreçlere tâbi tutulmasıyla, un büyük bir değişime uğradı ve birçok isim aldı. Türkiye’nin endüstriyel ‘beyaz un’la tanışması, 1950’li yıllarda yapılan ‘Marshall yardımı’ sürecinde meydana geldi.

Beyaz un-beyaz ekmek



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Ekmek geçmişte genellikle köylerde ‘yufka’, ‘tandır’ gibi isimlerle anılan türlerde yapılırdı. Yufka pişirildikten sonra kurutulurdu. Kurumuş ekmek küflenmez, bozulmaz ve uzun süre dayanırdı. Yenileceği zaman su serpilerek yumuşatılırdı. Bu nedenle de israf yok denecek kadar azdı. Modern hayat tarzının dayatması sonucu tembelleşen kadınların mutfakla olan ilişkisi, ekmeğin de tümüyle endüstriyel ürüne dönüşmesine yardım etti. Aslında, teknolojinin gelişimi ile iyileşmesi beklenen ekmek kalitesi, aksine hızla bozulmuştur. Köylere kadar uzanan ‘beyaz un ve dolayısıyla ‘beyaz ekmek’ hastalığı, insanları esir almıştır. Bu nedenle, artık ücra Anadolu kasabalarında bile, sağlıklı ekmek bulmak neredeyse imkânsızlaşmış durumda. Geçmiş yıllarda türüm türüm kokan, katıksız bile yenilebilecek kalitede ekmeklerin yerini; sağlıksız unlardan yapılmış, temizlik koşullarına riayet edilmeden üretilmiş, yeterince pişmemiş, yanık, su ve tuz oranı dengesiz, mayası sorunlu ve 20’ye yakın problemli katkı maddesi eklenmiş ‘yeni ekmekler’ almıştır. Bu yeni ekmeklerin gerçekten ekmek olduğu söylenebilir mi? Geçmişte tüketilen ekmek ise, şimdiki ne? Geçmişte ekmeğine, birkaç katık ekleyerek işini gören insanlarla, şimdiki insanlar arasındaki fark nedir? Üzerinde biraz düşünmek gerekmez mi?




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*