Anasayfa / Çocuk Sağlığı / Çocuklarınızı zehirlemeyin

Çocuklarınızı zehirlemeyin



Anne ve babalar, bebek mamaları ile bakkal ve marketlerde satılan endüstriyel ürünlere, aman dikkat! Çünkü en basitinden, içinde GDO’lu soya lesitini’ var. Ve ‘bu ülkede, GDO’lu ürün satılmaz’ masalına asla kanmayın! Bir ürünü çocuğunuza yedirmeden önce içeriğini öğrenin ve üretim süreçlerini anlatan ilginç uyarılara kulak verin! Özge Olcay’ın uyarılarını ciddiye almakta yarar var:

“Güvenim parça parça…

Bugün neşesiz, adetten bir merhaba…

Neden bu mutsuzluk? Ben oldum olası güvenmezdim ki şu koca gıda şirketlerine; masumane bir filizi bir canavara dönüştürüp, o ruhsuz makinelerle besledikten sonra, bin bir türlü gürültüden, ısıdan, basınçtan, şekillendirmeden geçirip, bir de doğama en aykırı maddeye, plastiğe hapsederler!

cocuklara abur cubur

Yine de insanlık hâli… Reklâmlara kanmak, binlerine, bir şeylere güvenmeyi isteme hâli… Bebeğin masumluğuna iliştirilmiş, ‘taze sütlü, taze yumurtalı, anne elini hatırlatırcasına mama kokan bisküvilere kanma hali…

Şu pakete bakıyorum da; o pek sevimli sarışın, maviş gözlü bebecik neşeyle gülümsüyor. Taze süt, iştah açıcı biçimde akıyor kenardaki ufak resimde. Paketin önünde bir de logo: ‘Trans yağ içermez’. Oh! Ne güzel, ne iç açıcı paket bu!

Meraklıyım ya, paketin bana hatırlattıkları da merakıma eklenince, paketin arkasındakileri okuyup, bebeklere ne iyi geliyormuş, ne kadar vitaminliymiş, faydalıymış, öğrenmek ve gönül rahatlığıyla pakettekileri yemek istiyorum. Yazılar ne hoş başlıyor, bebek bisküvisi ya, bu yazılanlar âdeta bir masal!

‘Değerli anneler ve babalar!… 4 aydan sonra bebekler için geliştirilmiş uygun bir ek gıdadır. … bisküvisini bebeğinize güvenerek yedirebilirsiniz! Altta da belirtilmiş: ‘Türk Gıda Kodeksi Bebek ve Küçük Çocuk Ek Gıdaları Tebliğine uygundur.’

Bak işte ben şimdi ne güzel güvendim! Hem güvenerek yedirebileceğimi söylemişler hem de arkasında koskoca, kanuni düzenlemeye uygunluğu, destek göstermişler. Önde de ‘trans yağ yoktur’ diyor, ‘taze süt ve yumurta katılmıştır’ diye de ekliyor.

Ama merak işte, okumaya devam ediyorum. ‘… Bisküvi – İçindekiler: Buğday unu, şeker, hidrojene bitkisel yağ, …’ Gerek var mı, bundan sonrasını gözüm öfkeden karardığı için okuyamadığımı belirtmeye. Yine de listede göz ucuyla görüyorum ‘soya lesitini’, ‘doğala özdeş aroma’ gibi kelimeleri…

Öfkeleniyorum, niye, kime? Bebeğin sağlığını bile hiçe sayan paragözlere mi dersiniz? Yoksa, utanmadan hidrojene yağlara, soya lesitinlere izin veren devlet gıda tebliğine mi? Güvenimi hangisi daha çok parçaladı? Ben küçükken de, böyle miydi gerçekten? Bebek kokusu, annemin samimiyetle pişiren ellerinin kattığı tat, şu zavallı, ne oyunlara maske edilmiş maviş gözlü bebeğe iliştirdiğim anılar…

Utanmazlık kelimesi ‘bebeğinize güvenerek yedirebilirsiniz’ demelerindeki ikiyüz

lülüğün hakkını verir mi? Riyakârlık yeter mi? Yalancılık? Açgözlülük? Vurdumduymazlık?

Nedir bu böyle? Sorumsuzluk böyle canavarlaştırabilir mi?

Yok yok… Ancak ‘insanlıktan çıkmak’ açıklar bu kadar rezilliği! Ağır mı konuştum? Ağır olsun! Güvenime, kanıp da bir paket bisküviye iliştirdiğim güzel duygulara indirdikleri darbeye, ne yapıp edip satalım, ‘tükettirelim’şu ürünü deyip, aptal yerine konmama, az bile bu sözler…



Kızdım! Kızalım! Hepimiz kızalım! Kızdıralım henüz kızmamış olanları da! Ne canıma, ne de annenin kendi canından çok sevdiği canlara yapılmamalı bunlar. Uzak görmeyin bunları kendinize dostlar. Markete giden sizsiniz, paketi tutan sizin eliniz, parayı çıkarıp veren de, lokmaları ağzına götüren de. Kendinizden vaz mı geçtiniz? Çocukların güvenerek, sevinçle ‘ham yaptığı’ lokmalar da sizin elinizden değil mi? Ya da ileride öyle olmayacak mı?

Vazgeçmeyin. Vazgeçmeyelim. Kızgınlığı endişe, umuyorum ki bunları hareket takip edecek, vazgeçmeyeceğiz, anne elinin güveni o güzel ellerde kalacak, hep olduğu ve olması gerektiği gibi”

Yanlış/Kötü

Beyaz un
Vals öğütme
Kimyasal maya
Kimyasal katkılar
Fabrika ekmeği

Doğru/İyi

Tam un
Kara değirmen
Ekşi maya
Tabiî katkılar
Ev ekmeği

Un ve Ekmek

Un alırken ne yapmalıyım?
Herhangi bir ayrıştırmaya tâbi tutulmayan kara değirmende öğütüldüğünden emin olduğun, ‘tam buğday unu’ satın almalısın.

Evde ekmek yapmamı mı öneriyorsunuz?
Evet.

Buna vaktim yok, hem de çok zor.
Hayır. Siz hiç evde etmek yapmadığınız için zor zannediyorsunuz. Ekmek alıp gelme vaktinizi ayırmanız yeterli. Ayrıca sende vakitten bol ne var ki?

Bana zor geliyor.
Hesap gününü düşünün…

Ekmek yapmak için ne yapmalıyım?
Tam buğday unu alman yeterli. Ancak ben hamur yoğurmakla uğraşamam, malzemeyi katayım, hamuru yoğursun, mayalanma süresini beklesin ve pişirsin istiyorsan, ekmek makinesi alabilirsin. Ancak buna gerek olmadan, evdeki fırında kendin de pişirebilirsin.

Her gün maya mı yapacağım?
Hayır. Tarifini verdiğimiz üzere bir kez yapacaksın, oluşan hamurdan bir kısmını, maya olarak müteakip gün için ayıracaksın.

Dışarıda yemek yiyince ne yapacağım?
Tam buğday unundan yapılmış katkısız ekmek isteyeceksin. ‘Yok’ diyorlarsa oradan yemek yemeyeceksin ve neden olarak tam buğday unundan katkısız etmek bulundurmadığı için yiyemeyeceğini belirtip çıkacaksın. Birkaç kişi senin gibi yapsa en kısa zamanda oraya istediğiniz ekmek gelecektir. Ya da ekmek yemeden, yemek yiyeceksin.

Söylediklerinizi uygulamak çok zor.
Zor olduğunu kabul ediyoruz. Aynı zorlukları biz de yaşıyoruz. Fakat zorlar, direndiğinizde çok kolay oluyor. Ateşte kalmak kolay mı?

Bir şey yapsak da bu zahmete girmesek. Ekmeklerimiz böyle olsa.
Bunun için bakkalına, fırınına gidip, ‘Artık sizden bu bu nedenlerle ekmek almayacağım. Tam buğday unundan yapılan ve hiçbir katkı içermeyen ekmek getirir/üretirseniz alırım’ diyebilirsin. Başbakana, sağlık ve tarım bakanlarına, belediye başkanına dilekçe ve e-posta gönderebilirsin. Yüzlerce kişi bu talepte bulunsa, yetkililerin en azından siyasi geleceklerini düşünerek, bu talebin karşısında duramadıklarını göreceksin
Diyorsun ki tepki koymadığımız ve talepte bulunmadığımız için bunlar olmuyor.
Aynen öyle. Ne sunarlarsa alır ve yersen, seni niye ciddiye alsınlar ki? Her seçimde sadece oy verip, hiçbir talepte bulunamazsan, senin ihtiyaçlarını niye karşılasınlar ki? Ağlamayana meme verilmeyen bir dünya burası…

Dilekçe yazsam başıma bir şey gelir mi?
Bu güne kadar kaç dilekçe yazdığımı bilmiyorum. Sayısı on binlerle ifade edilebilir. Dilekçe yazdığı için başına bir şey gelene de rastlamadım.

Çözüm öneriniz bu mu?
Evet bu. Daha iyi bir çözüm var mı bildiğin? Elbette olabilir. O halde hemen kalkıp harekete geçmelisin. Hem geçici bir dünyada, midene ateş dolduracaksın, hem de kalıcı dünyada. Bu mu yaşamak dediğin şey? Aklını kullanmalısın, aklını!




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.