Anasayfa / Çocuk Sağlığı / Çocuk sağlığı ve hastalıklarında mucizelere inanmak

Çocuk sağlığı ve hastalıklarında mucizelere inanmak



Mucizelere inanıyorum

Aklın kabul edemeyeceği imkânsızlıklar… Bilgiyle izah edilemeyecek olağanüstü olaylar… Mucizeler… Çoğu insan için mucizeler, hep arzulanan ama benlik tarafından yaşanması imkânsız kabul edilen ve o yüzden de reddedilen olaylardır. Ben mucizelere inananlardanım.

Mucizelere inanmaya doktor olduktan sonra başladım. Çocuklar hep çok narin ve masum görünmüşlerdir bana. Tıp fakültesini bitirip uzmanlık seçimi yapacağım sırada tek bir alanda uzmanlaşacağımdan emindim. Çocuk sağlığı ve hastalıkları

Çocuk sağlığı ve hastalıkları

İstanbul’un en yoğun eğitim hastanelerinden biri olan Göztepe SSK Hastanesi’nde çocuk ihtisasına başladığım yıllardı. Gecede 500-600 çocuk hastanın acile geldiği nöbetler, hepsi birbirinden farklı bir hastalık denizinde boğulmak gibiydi. Her hastalığın modern tıp bilimi ışığında farklı tedavileri beynimize adeta kitap gibi yazılıyordu. Bir çocuk iyileştirmenin ve anne babanın yüzündeki mutluluğu ve minnettarlığı görmenin verdiği haz, nöbetin bütün yorgunluğunu alıyordu.

Bir meslek olarak doktorluğu seçmiş, en az 6 yıl zorlu bir eğitim sürecinden geçmiş bir insan olarak defalarca, çocukların hiç hasta olmaması karşılığında her şeyden vazgeçmeye, mesleksiz kalmaya hazırım diye düşünürdüm.

Bugün bunun imkânsız olduğunu, insan var oldukça hastalıkların hep var olacağını ve biz doktorların da insan vücudu denilen mucizeyi çözmeye uğraşmaya devam edeceğimizi çoktan kabul etmiş olduğumu görüyorum.

Evet, fazla aramaya gerek yok. Herkesin var olmasını çok normal kabul ettiği insan vücudu etiyle, kanıyla, ruhuyla başlı başına bir mucize aslında. Vücudumuzda mikroskopla görebileceğimiz her hücre hâlâ tıbbın çözmeye çalıştığı bir iletişim ağıyla birbirine bağlı; insanı her durumda yaşatacak şekilde tek elden idare ediliyor. Evet, tek elden beyin ve ruh tarafından.

iyileşmesine imkânsız gözüyle bakılan ancak mucizevi şekilde hayata tutunan çocuklar… Öte yandan ne yaparsak yapalım hayata tutunmak istemeyen ve elinden kayıp giden ruhlar… işte o zaman insan söz konusu olduğunda kontrolün hiçbir zaman bütünüyle kendi elinde olmadığını hissediyorsun. Tedaviye yanıt verip vermemeye karar veren bilinmeyen bir güç var.

insan vücudu evrende nasıl var olduysa, hayatta kalıp kalmayacağına da aynı güç karar veriyor. Biz doktorlarsa bu gücün eli kolu gibiyiz. Yapılması gerekeni yapıyoruz, ancak sonuca biz karar vermiyoruz. Bu bilinmezlik içinden tek bir gerçek yükseliyor: insan, beden ve ruh olarak bir bütün.



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


Bugünse fiziksel hastalıklarda ruhsal durumun etkisi çok daha belirgin olarak fark ediliyor. Buna moral deniyor. En iyileşmez denilen kanser hastaları sadece yaşama tutunan bir ruh sayesinde mucizevi şekilde iyileşebiliyor. Öte yandan stres ve ruhsal problemler mide ülserinden, kansere, kalp hastalıklarına kadar birçok hastalığa davetiye çıkarıyor.

Bugün tıp çevrelerinin de farkına vardığı bir gerçek var. Ruh bedene, beden ruha etki ediyor. Hastalık ve tedavisi söz konusu olduğunda insan bedeninin mucizesine ve iyileşmeye olan inanç ve yaşam sevgisi elbirliğiyle hayata tutunmayı sağlıyor.

Bu yüzden hastaların ve hasta yakınlarının önce hastalığı tanıması, doktoruna ve tedaviye güvenmesi ve insan vücudu bir mucizeyse yeni mucizelere açık olması, iyileşeceğine inanması gerekiyor.

Siz anne babalar tıbbın bütün gereklerini en iyi bilen, en güncel şekliyle yerine getirmek için önce içinize sinen bir hekime güvenmelisiniz. Güvenmek, yeri geldiğinde bütün sorumluluğu bırakmak demektir. Bu sizlerin bütün sorumluluğu üstlenmemenize ve rahatlamanıza imkân veren bir şeydir.

Bırakmak, rahatlamak ve tıbbın gereğini yerine getirmenin her şeyi çözeceğine inanmak evinize huzur getirir. Huzur, evin üzerindeki hastalık bulutlarını dağıtır, çocuğunuzun da hastalıklı hissetmesine engel olur. Çocuklar çok hassas varlıklardır. Onlardan birçok şeyi gizlediğinizi zannedersiniz, ama onlar her şeyi hissederler. Sizin hastalık hakkında endişenizi hissederler. Bu onlara en güvendikleri varlıklar, anne babalarının, iyileşeceklerine inanmadığını gösterir. İşte onların inancının sarsılması en kötüsüdür. O yüzden çocuğunuz için onun iyileşeceğine inanın.

Gerçekten sevmek, bazen sevdiğiniz kişinin hoşlanmayacağı şeylere onun adına karar vermek ve bu kararın arkasında durmaktır. O yüzden çocuğunuz çok istese bile sağlığına zararlı olan besinleri tüketmesine izin vermemeli ve gerektiğinde onunla sürtüşmeyi göze almalısınız. Çocuklar anne babalarını örnek alırlar. Eğer siz çocuğunuza uygulanan beslenme düzeninin genel sağlık kurallarının gereği olduğuna inanır ve uygularsanız çocuğunuz da uygular. Çocuğa yasak getirip, ondan gizleyeceğinizi düşünerek bu zararlı maddeleri tüketmeniz asla onların gözünden kaçmaz. “Gerçekten zararlı olsa annem babam da yemezdi” deyip fırsat bulduğunda o da tüketir. Bu yüzden yararına inanmadığınız bir şeyi çocuğunuza da uy-gulatamazsınız.

Özetle sizlere önerim, önce kendinizi hastalık hakkında geliştirin. Okuyun, öğrenin. Sonra modern tıbbın en güncel uygulamasını yapacak, içinize sinen, size güven veren bir doktor bulun. O doktorla aklınızdaki bütün sorulan paylaşın. Sonra modern tıbbın gereğini yapın, iyileşeceğine inanın ve gerisini bırakın, inanın iyileşecekler.

Sizi seviyorum.

Prof. Dr. Yonca Tabak




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*