Anasayfa / Cilt Bakımı - Cilt Sağlığı / Cilt Gençleştirme Teknolojileri

Cilt Gençleştirme Teknolojileri



Cilt gençleştirme teknolojileri isimli farklı farklı olsa da temel olarak 3 ana sistemle çalışır. Cilt gençleşme teknolojilerinde sıkılaşma ve cilt kalitesinde artma sağlıklı bir cilt hedeflenir.

cilt genclestirme

1) Lazer Teknolojileri

Estetik üp bilimindeki gelişmelerden teknoloji, nanoteknoloji, biyo-teknoloji derken en önemli gelişmelerden ışık teknolojilerinden bahsetmek istiyorum. Modem teknoloji, güzelliğini ve gençliğini uzun yıllar korumak isteyen, ancak işlem sonrasında iş ile sosyal yaşamdan uzak kalmak istemeyen kadınların bu arzularını karşılamak için vargücüyle çalışıyor.

Estetik sektöründeki en pahalı yatınmlann olduğu alan; ışık teknolojileri, yani çoğumuzun lazer teknolojileri diye bildiği alan.

Işık teknolojileri, yani lazer teknolojileri birçok alanda kullanıldığı gibi estetik sektöründe antiaging, vvellaging rejuve-nation gibi akımların gerçekleşmesindeki en etkin teknolojiler. Dünyadaki gelişen trend de operasyon öncesinde ve sonrasında lazer tedavileri uygulanmakta. Cilt dokusu güçleneceğinden operasyonun başansım da olumlu anlamda artırmaktadır.

Israrla hep anlatmak istediğim; bütün medikal estetik uygulamalarının cerrahiyle birbirini tamamladığı yönünde. “Nasılsa bir gün bıçak altına yatarım ve biter, hiç uğraşmama gerek yok!” felsefesi son derece yanlışür. Gerek plasma en-jeksiyonlan, mesoliftler, dolgular, gerekse lazer tedavileri cilt dokusunun güçlenmesi, hacminin artması elastikiyet kaybma direnmesi ve cildin sıkılaşması için olmazsa olmazlardan. Hal böyle olunca yapılacak olan ve yapılan operasyonların başansı daha da artacak ve yüz güldürücü sonuçlar giderek çoğalacaktır.

Dünyada lazer sistemlerinin teknolojisi ilerledikçe, uygulama alanlan da genişliyor. Daha hızlı, daha güçlü, hedef dokuyu daha iyi ayırt edebilen, nüfuz ettiği derinliğin tam anlamıyla kontrol edilebildiği akıllı lazer sistemleri, hem hekimlerin hem de hastaların ihtiyacı olanı, güvenli bir şekilde sağlıyorlar.

Lazer Sistemleri ve Uygulama Alanları

Fraksiyonel lazer, artık tüm dünyada tercih edilen bir yöntem oldu. Klasik lazerlerden en önemli farkı ise yüzde yara oluşturmaması ve iyileşme süresini kısaltması. Eskiden karbondioksit veya erbium lazer yöntemleri ile cilt tamamen yakılıyordu. İşlemin ardından bir, hatta iki ay boyunca toplumdan uzak kalmak gerekiyordu. Ama sonrasında pırıl pınl bir cilt ortaya çıkardı. İyileşme süresinin bu kadar uzun sürmesinin nedeni ise lazer ışınının cilde ışık huzmesi halinde düşmesiydi. Bugün ise karbondioksit ve erbium lazerler, fraksiyonel, yani bölünmüş hale getirildi. Artık bu lazer ışınları cilde sanki süzgeçten geçmiş gibi çok daha ince huzmeler halinde veriliyor. Bu gelişme sayesinde, işlemin yapıldığı gün ciltte hafif pembemsi bir görüntü veya kızarıklık oluşsa da hasta ertesi gün hiçbir sorun yaşamadan iş hayatına devam edebiliyor.

Cilt yenilemede kullanılan teknolojiler

Cilt yenilemede bundan on yıl öncesine kadar kullanılan yöntemler hep, cildi soyarak yeni cilt oluşumuna zemin hazırlamak esasına dayanıyordu. Bu amaçla cildi zımparalama, kimyasallarla soyma gibi yöntemler kullanılıyordu. Tabii ki lazerler de yalnızca soyucu özellikler taşıyordu. ‘Karbondioksit’ lazerleri ve ‘Erbium’ lazerler bunlara örnekti. Bu sistemler halen mevcut. Ancak bu alanda en büyük yenilik, ‘soymadan cilt yenileyen’ lazer sistemleri. Bu sistemlere genel anlamda ‘Fraksiyonel lazerler’ adı veriliyor.

Fraksiyonel Lazerler Nedir ve Ne Vaad Ediyorlar?

Bu tip lazerler, aynı, bir fotoğrafı oluşturan pikseller gibi, deriye, mikro termal ışınlar olarak bilinen, binlerce küçük noktacık halinde etki ediyor. Böylelikle cildin 1-1.5 milimetre altında odaklanan lazer ışınlan, dokunun kendi kendini tamirini sağlıyor. Mikro termal ışınlar, dermişin derinlerine nüfuz ederek cildin kendini yenilemesi için uyarıyor.



En önemli avantajları ise cildi soymadan onarmaları. Bu şekilde, cilt yenileme ve sıkılaşmada etkili olurken, yara izlerinin ve çatlakların onarımında da yüz güldürücü sonuçlar elde ediliyor. Cildi soymadan, soyulmuş ve yenilenmiş etkisi sağlıyor. FDA onaylı bu son teknolojinin en önemli yeniliği, deriyi daha kısa zamanda, nokta nokta uyararak; doğal bir iyileşme sağlamasıdır. İşlem sonunda kişinin cildinin normale dönmesi için de özel bir zamana gerek kalmamaktadır. Ancak yenileme devam ettiği için sonuçlar zamanla daha belirgin ve fark edilir hale geliyor. Akne izlerinin azaltılmasında, dekoltenin ve ellerin yenilenmesinde de oldukça etkili oluyor.

Fraksiyonel lazerlerdeki yenilik

Aslında fraksiyonel lazerler arasında da bu alanın markalaş-mış isminin yanında pek çok benzerleri de üretildi. Teknolojik farklılıklar elbette ki sonuçlan da ciddi şekilde etkiliyor. Bu sistemlere eklenen yeni özellikler ise soymadan cilt yenilerken, bir miktar soyma da meydana getirerek sonuçların başarısını daha da artırmak.

Çatlaklarda yüz güldürücü sonuçlar

Çatlak tedavisi yakın bir zamana kadar mümkün olmazken, bu yeni lazer sistemleriyle ‘başarılı’ olarak tanımlanabilecek sonuçlar elde ediliyor. Burada tabii ki çatlağın ne kadar zaman önce oluştuğu da önem taşıyor.

Kılcal Damar Çatlamaları için IPL, Dye ve Nd-Yag Lazerler

Kılcal damarlar da hem estetik hem de fonksiyonel açıdan sorun oluşturuyorlar. Bunların tedavisinde de kılcal damar çapı, yoğunluğu, derinliği veya vaka durumuna göre en sık tercih edilenler KTP, Dye ve Nd-Yag lazerler. Kimi kılcal damar sorunlarında ise, IPL olarak adlandınlan yoğun ışık sistemleri yüz güldürücü sonuçlar veriyor.

Dövmelerden kurtulmak için Q-Switched lazerler

Gelişen lazer teknolojileri sayesinde artık dövmeleri sildirmek daha kolay. Lazerin etkisi, renk pigmentlerini, derinin öteki yapılarından ayırarak, seçici bir şekilde, yoğun bir ısı ve enerji bombardımanına maruz bırakarak, toz haline getirmek oluyor. Bu şekilde bağışıklık sistemimizin hücreleri tarafından sindirilebiliyor ve ortamdan uzaklaştırılıyorlar. Sonuçta dövme silinmiş oluyor. Bu alanda çalışan hekimlerin ortak görüşü, 532 ila 1064 nm. ışık dalga boyları arasında çalışan son jenerasyon lazer türlerinin, çalıştıkları dalga boyu, ışık şiddeti ve süresinin esnekliği sayesinde, pek çok renk pigmentine (siyah, yeşil, kırmızı gibi) etkili edebilmesi açısından, en doğru seçim olduğudur.

2) Ultrasound Teknolojileri

Ultrasound, en bilinen tanımı ile anne kamındaki fetüsü izlemeye imkan tanıyan bir teknoloji.

Ultherapy, lazer teknolojilerinin çözemediği, sadece cerrahi operasyonlarla başanlabilen yüz germe operasyonunu yakın enjeksiyonsuz, iyileşme sürecine ihtiyaç duyulmadan, risksiz çözebilen bir teknoloji.

Tüm yüz için otuz dakika süren Ultherapy uygulamasının ardından, uygulamanın yapıldığı kişiler günlük aktivitelerine hemen dönebilmektedirler.

Ultheraphy sisteminde kullanılan ‘Deep sea’ adı verilen teknoloji de ‘fokus ultrasound’ ile cildin alt tabakalarında ‘sıcak noktalar’ yaratılıyor. Bu sayede cilt kendi onarım sürecini oluşturarak yeni kolajen üretimine başlıyor ve ciltte sıkılaşma ve ‘lifting’ etkisi kendini göstermeye başlıyor. Uygulamanın hemen ardından toparlanmaya başlayan cilt istenen ideal görünüme üç ayın sonunda ulaşıyor. Tek bir uygulamanın ardından elde edilen sonuç en az bir sene boyunca muhafaza ediliyor.

3) Radyofrekans Teknolojileri

Radyofrekans tedavilerinde lazer ve ışık teknoljilerinde hedeflenen daha derin cilt katmanları hedeflenir. Cildin derin katmanlarına iletilen radyo dalgalan ısıya dönüşür ve ısının etkisiyle sayısı azalan kolajen lifleri uyarılarak artması hedeflenir.

Kolajen lifleri uyarıldığında yeniden şekillenir ve çoğalmaya başlar. Böylelikle ciltte sıkılaşma hedeflenir.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.