Anasayfa / Şifalı Bitkiler - Bitkisel Sağlık / Buğday hem yaşatır hem öldürür

Buğday hem yaşatır hem öldürür



Glüten, insanların çoğunluğu açısından yararlı bir proteindir. Ancak bazı kimseler, tahıllardaki glüteni sindiremezler. Glüten alerjisi olan ‘çölyak hastaları’glüten içeren gıdaları yediklerinde, bağışıklık sistemleri ince bağırsağa zarar vererek karşılık verir. Farklı rakamlar telaffuz edilse de, Türkiye’de üç yüz bin dolayında çölyak hastası vardır. Çölyak hastalığı, ailelerde gözlenen genetik bir hastalıktır. Bazen hastalık; ameliyattan, hamilelikten, doğumdan, viral enfeksiyondan veya ciddi duygusal streslerden sonra ilk kez tetiklenir veya aktif hale gelir. Buğday, çavdar, arpa, yulaf gibi tahıllar çoğu insan için bir yaşam kaynağı iken, bu tahılların içinde bulunan glüten, çölyak hastaları için ölümcül olabiliyor. Bu durum da, bize gıda etiketlerinin ne kadar önemli olduğunu göstermesi bakımında manidar bir örnektir. Meselâ bir üretici, ürettiği gıda glüten içerdiği halde veya glutenli bir tahılı, ürettiği ürüne eklediği halde, ister ihmal, ister gizleme, isterse de başkaca bir nedenle etikete yazmadığı zaman, bu ürünü tüketip kriz geçiren ve tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybeden bir kimsenin katili olmuyor mu? Bu tür bir gizleme, sehven bile olsa kabul edilebilir mi? Bir kişinin bile hayatına mâlolabilecek ihmalleri işleyenler, helâl kazanç elde ediyor olabilirler mi?

Buğday

Kerim olana hürmet

Anadolu halkı ve de insanların geneli, ekmeği kutsal sayar. Yeni nesil pek aldırış etmese bile, eski insanlar yerde bir ekmek kırıntısı görürse onu alır, üfler ve öper.

Yenilebilir durumda ise yer, yenilemez durumda ise onu kaldırarak muhafaza eder. Şimdilerde önemli bir kısmı çöplere atılsa”,mendil yerine ağız silme malzemesi olarak kullanılsa da, böyle davranılmadığı dönemlerde ekmek israf edilmezdi.

Hz. Âişe (r.a) anlatıyor: “Rasülullah (s.av.) hücreme girmişlerdi. Atılmış bir ekmek parçası gördüler. Hemen onu alıp, silerek yediler ve: ‘Ey Âişe! Kerim -kıymetli-olana ikram -hürmet- et! Zira şu ekmek, bir kavme nefret edip kaçmışsa, bir daha dönmemiştir’ buyurdular.” Yine Peygamber (s.a.v.), “Allah’ın (c.c.) şereflendirdiği ekmeği bıçakla kesmeyin. Onu, bölerek onurlandırın” buyurmuştur.

Ekmeğe hürmetle ilgili, yaşanmış çok sayıda hikâye vardır. Geliniz, bu örnekten hareketle Peygamber’in (s.a.v.) yasağını ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Türkler beyaz ekmek yiyerek, gizli açlık çekiyorlar’ tespitinin manasım anlamaya çalışalım…

Müslümanlar tüketebilir mi?

Bir ürünün Müslümanlarca tüketilebilmesi için en az üç temel vasfa haiz olması gerekir. Bunlar:

• Kesin olarak haram edilmemiş, helâl ürün olması,

• Tayyib yani temiz olması,



• Sağlıklı olmasıdır.

Bu maddelere, Mü’min ve yahut takva sahipleri için ‘her türlü şüpheden’ arî olmasını da ekleyebiliriz.

O halde, günümüzdeki beyaz un ve ekmekler bu şartlara haiz ürünler mi? Gönül rahatlığı ile tüketilebilirler mi?

Ümmi Eymen ve Ebu Hâzım’m rivayet ettiği hadis-i şeriflerde, unun kepeğinden ayrıştırılmasının, Hz. Peygamber tarafından nehyedildiğini görüyoruz. Ayrıca, günümüzde beyaz unun çok sayıda hastalığa neden olduğu apaçık ortada. Un ve ekmeğe eklenen katkı maddelerinin bir kısmının kanserojen olduğu da şüphe gö-türmemektedir. Bunlardan bir kısmının hayvansal olması ve domuz gibi haram bir hayvandan elde ediliyor olması ve de bu durumun mevcut teknoloji ile analizinin ülkemizde yapılabilmesinin imkânsızlığı, gayet açık ve nettir. Bu da bu ürünleri, tayyib olmaktan çok uzak kılmıştır. Ekmeğin, üretimle tüketim zinciri arasında geçirdiği süreçte, âdeta bir mikrop deposuna dönüşmesi ile bu ürünlerin sağlıksızlığının daha da arttığı çok açık bir gerçektir.

Nu’man İbn-i Beşir’den nakledilen “Kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da korumuş olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur” hadis-i şerifi de Müslümanlara bu tür şaibeli ve sağlıksız ürünlerden kaçınmayı emreder. Artık hiçbir kuşku yok ki, en iyi un, tahılların kara değirmenlerde öğütülen ve kepeği elenip, ayrıştırılmadan elde edilenidir. Buğday, çavdar, yulaf, arpa, nohut gibi tahılların unlarından ayrı ayrı veya karışımlarından yapılacak ekmek, insan için iyi bir besindir. Kalp, mide, bağırsak hastalıkları ile kanser içinde iyi bir koruyucudur. Bu nedenle beyaz veya beyaz katkılı unlar yerine, tam buğday unundan yapılmış ekmekler tüketilmelidir. Market raflarındaki, tam buğday unundan elde edilmiş unların katkı maddesi içerme ihtimaline karşın, araştırılmalı, tetkik ve tahkik edilmelidir. Çişti’nın önerileri şöyle: “Sıcak, bayat ve küflü ekmekler tüketilmemelidir. Sıcak ekmek, mide hastalıklarına neden olabileceği gibi, susuzluğa da neden olur. Bayat ekmek, kalın bağırsakları tıkar. Kepekli ekmek, hem çok besleyicidir, hem de kolayca sindirilir. Yumuşak ekmeğin de, hem sindirimi kolaydır hem de besleyicidir!’

Dr. Elif Güveloğlu ekmek tüketimiyle ilgili şu uyarılarda bulunuyor: “Bayat ekmek aflatoksin kaynağıdır. Aflatoksinin; mide, bağırsak ve karaciğer kanseri oluşumunu tetiklediğine dair, binlerce araştırma sonucu var. Görüntüde bir şey olmasa bile, en ufak bir küf kokusu alınırsa, o ekmek tüketilmemeli. Hazır ekmek alınıyorsa, son kullanma tarihine değil, üretim tarihine bakmalı ve üretim tarihinden sonra en fazla 3 gün içinde, buzdolabında saklayıp tüketmeli. Un, ekmek, salça, turşu, şalgam türü mayalı yiyecek-içeceklerin üzeri küflü olanlarının küfünü sıyırıp, altını kullanmak, son derece yanlış. Çünkü bu mikroorganizma, gıdanın derinliklerine ulaşıyor. Yani, üzeri küflenmiş salçanın tümü atılmalıdır.”




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.