Anasayfa / Beslenme / Ben Nasıl Diyet Yapacağım?

Ben Nasıl Diyet Yapacağım?



İradesine hakim olamayan bir kadının öyküsü…

Ben Nasıl Diyet Yapacağım?

“Diyet yapabilmek için öncelikle irade sahibi olmak ve kilo vermeye kararlı olmak gerekir” diyorlar.

Çikolataların, tatlıların, makarnanın, pizzanın, patates kızartmasının baştan çıkartan lezzetlerine direnmeye bunlar yeter mi sizce? Ben söyleyeyim: “Yetmez!” Neden mi? Disiplinli bir diyet programıyla zayıflayabilmek için aynı evi, aynı ofisi paylaştığınız insanların da size destek olması gerekir. “Onlar da durup dururken size eşlik etmek için diyet yapsın” demiyorum tabii. Elbette öğle yemeğinde siz salataya talim ederken, iş arkadaşınız spagettisini yiyecek. Yeter ki sizi diyet bozma suçuna teşvik etmesin. Bunun için zemin yaratmasın.

Örneğin, siz tam ton balıklı salata söylemişken, iş arkadaşınız pizzayı, tiramisuyu paylaşma konusunda ısrar etmesin. Aynı durum ev için de geçerli.

DİYET BOZMAYA AZMETTİRENLER…

Açıkçası, benim başarılı bir diyet programı uygulamam çok zor görünüyor. Zaten sütlü tatlıları, dondurmayı gördüğünde iradesine hakim olmakta zorlanan biriyim. Üstelik, “Aman canım öyle fazla kilom da yok. Alt tarafı altı-yedi kilo. Üç ayda kurtulurum” diyerek diyetimin hedefini küçültmekte de üstüme yok. Aynadaki görüntümle ilgili memnuniyetsizliğim de olmadığından “40’lı yaşların sonunda olmama rağmen, vücudum fena sayılmaz. Biraz balıketliyim, Bu yaştan sonra manken olacak halim yok” diye avuntular, bahaneler yaratmakta ve diyeti hep bu nedenle bir sonraki pazartesiye ertelemekteyim. Tüm bunlara, beni diyet bozmaya azmettiren yakın çevremdeki kişiler de eklendiğinde, zayıflayabilmem iyice zorlaşıyor.

Aylardır sözde rejimde olmama rağmen, bir kilo dahi veremememin birinci sıradaki sorumlusunu burada ilan ediyorum: Doktorların tüm uyarılarına karşın fazla kilolarını hiç takmayan; sürekli dışarıdan poğaça, börek, kek ısmarlayan annem.

Yemek yapmayı sevmez ama nerede kızartma, hamur işi, aşırı yağlı, şekerli, sağlığa zararlı şey varsa, yemeğe bayılır. Telefon defteri civardaki tüm muzır yiyecek satan pastanelerin, kebapçıların, pizzacıların iletişim bilgileri ile doludur. O kadar sadık bir müşteridir ki, Lahmacuncu Orhan Usta daha “Alo’sundan tanıyıverir annemi.

SEBZE YEMEĞİ YERİNE BÖREĞİ TERCİH EDEN BİR ANNE…

Öğünlerde sağlıklı seçimleri yememek için sürekli bahaneler üretir. Salata yediğinde midesi eziliyor, kan şekeri düşüyor, bu nedenle fena oluyordur. Sebze yemekleri ile doymuyordun Kepek ekmeğini diş protezleriyle yemekte zorlanıyordur. Vesaire vesaire…

Şimdi benim halimi düşünün! Trafik, iş stresi derken ruhsal ve bedensel yorgunlukla eve gelmişim. Annem bizde. Üstelik ben de açım. Diyetisyenimin verdiği salata, sebze yemeği, yoğurt ve bir dilim kepek ekmeğine talim edecekken, annem suçuna ortak arayan biri edasıyla soruyor: “Bugün çok yorgunum, bütün gün yattım kızım. Canım lahmacun ve pide çekti. Sana da söyleyeyim mi”



Böyle bir teklife birincisinde, İkincisinde hayır desem de üçüncüsünde mutlaka “Evet” demekten kendimi alamıyorum. Tabii bir haftalık diyet çabam, bir öğünlük kaçamakla boşa gidiyor. Büyük bir suçluluk duygusuyla “telafi diyeti uyguma” telaşına girmişken, üç gün sonra annem gene yaramaz bir çocuk edasıyla soruyor:

“Canım çok tatlı istedi. Sen deprofıterol ister misin yavrum?”

İNSANIN GURME KOCASI OLUNCA İŞİ ZORLAŞIYOR!

Diyet konusunda suça teşvik edici bir annem olsa gene iyi. Disiplinli bir rejim programı yapmamın önündeki engellerden biri de eşim. Mutfağı seven, yemek yapmaya meraklı gurme bir eşi olan kadınlar beni çok iyi anlar.

Boş zamanlarda yabancı kanallardaki tüm yemek programlarını takip eder. Seyrettiği programlardaki, gittiği restoranlardaki değişik yemeklerin çok daha güzelini evde yapar.

Örneğin sabah kahvaltısında kepekli lavaş ekmekleriyle nefis pizzalar yaratır. Malzemeyi bol kullanır. Kahvaltıda bir dilim peynir hakkım vardır ama onun pizzasında, tostunda üç, dört dilimden aşağı peynir olmaz.

Tatlı sevdiğimi bilir, gecenin ilerleyen saatinde “Bir dondurma yapayım da yiyelim” der. Yoğurt ve meyveyi karıştırarak sağlıklı dondurma yapsa da; porsiyonları o kadar bol kepçedir ki onunla birlikteyken sağlıklı beslenseniz de kilo vermeniz pek mümkün olmaz. Çok şükür bugünlerde çok ciddi bir diyete girdi de, ben de o açıdan rahatladım.52

PASTANELERE RAKİP OLABİLECEK BİR KOMŞU!

Bir de yan komşumuz eklendi şimdi onlara. Geçen gün bize mutfak balkonundan güler yüzüyle bir tabak dolusu vişneli kek ikram etti. O kadar nefisti ki bir değil iki dilim yemekten kendimi alamadım.

Nurcan önceki gün de “Size cevizli ekmek yaptım” demez mi?

Diyetisyenimin reçetesine göre bir dilim kepekli ekmek, sekiz kaşık semiz otu yemeği ve salata midedeki yerini çoktan almıştı. Yatana kadar sadece bir porsiyon meyve hakkım vardı.

Akşam yemeğinden yeni kalkmışız, eşimle bahçede çay keyfi yaparken Nurcan’ın bana uzattığı sımsıcak, mis gibi kokan cevizli ekmek tüm dengemi alt üst etti bir anda. Ben de irade kalmadı tabii. Önce bir dilim kesip çayla birlikte kek gibi yedim. Sonra ağzımda kalan nefis tadın etkisiyle bir dilim daha mideye İndiriverdim.

Anlayacağınız, Bermuda Şeytan Üçgeni gibi diyet çevrem: annem, kocam ve sevgili komşum. Kimi iştahıyla, kimi gurme özelliğiyle, kimi bol kepçesiyle zaten zayıf olan irademin zincirlerini kırıyorlar.

Şimdi söyler misiniz ben nasıl diyet yapacağım? Böylesine suça teşvik edici bir ortam içindeyken, tatlılardan, hamur işlerinden, aşırı yemekten uzak kalmayı nasıl başaracağım?

Onlar mı suçlu yoksa ben mi çok iradesizim?




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*