Anasayfa / Sağlık ve Hastalık Bilgileri / Annemiz, Babamız Hastalandığında…

Annemiz, Babamız Hastalandığında…



Onlar çocuk, biz anne-baba olup roller değişince!

Annemiz, Babamız Hastalandığında…

Annemizin ya da babamızın yaşlandığı gerçeğiyle yüzleşmek zordur. İsteriz ki, çocukluğumuzda ateşimiz yükseldiğinde başucumuzda uykusuz gecelere demir atan annemiz hep genç, sağlıklı ve güçlü olsun. Torun sahibi olacak yaşa geldiğimizde bile, bir annenin kollarında tüm sorunlarını unutan minik bir çocuğun ruhunu yaşatırız içimizde.

Oysa gerçek çok farklıdır ve acıdır. Annemiz, babamız giderek yaşlanmaktadır. Hızla savrulup giden yıllar saçlarına ak düşürmenin yanı sıra, onların sağlıklarını da, enerjilerini de tüketmektedir.

Annelerimizde ve babalarımızda diyabet, kalp ve hipertansiyon gibi hastalıkların; katarakt, sarı nokta hastalığı gibi görme problemlerinin sıklığı yaşla birlikte giderek artmaktadır. Yaşlılık döneminde depresyonlara sık rastlanmakta, halk arasında “bunama” olarak bilinen demansın altında çoğunlukla alzheimer gibi bir hastalık çıkabilmektedir. Dışkı ya da idrar kaçırma sorunları, düşmeler sonucu oluşan kırıklar da yaşlılarda sık görülen sağlık problemleri arasında yer almaktadır. Annelerimizde ya da babalarımızda ortaya çıkan bu tip hastalıklar; artık rollerin değiştiğini gösteren, evlat olarak biz-lerin onlara bir bebek gibi bakmasını gerektiren zamanlardır.

YALNIZ YAŞAYAN YAŞLILARDA SAĞLIK PROBLEMLERİ

Evlatlar anne, baba; ebeveynler ise ilgiye, bakıma muhtaç çocuklar olmaktadır. Hele alzheimer gibi bir tablo da eklendiyse, işler daha da zorlaşır. Bir yanda korktuğumuzda kollarına sığınıp ağladığımız, bizi el bebek, gül bebek yetiştiren annemizin, babamızın güçsüzleşmesinin yarattığı karmaşık duygular, diğer tarafta onlara en iyi şekilde bakabilme arzusu…

Bu tür sorumlulukların stresi ve kaygı düzeyi özellikle çalışan kadınlarda dahayüksek olur. Hele aile büyükleri ayrı evde ve uzak oturuyorsa… Anne ya da babadan biri eşini kaybettiyse ve tek başına yaşıyorsa…

Çocuklarının dersi, yemeği, doktoru; ev işleri ve ofisteki sorumluklar derken zamanın yetmediğinden yakman kadınlar; giderek çocuklaşan annelerin, babalarının sağlığıyla ilgili derin bir kaygı duymaya başlarlar.

“Acaba babam kalp ilaçlarını zamanında alabiliyor mu?” “Şeker hastası annem insülinlerini düzenli uygulayabiliyor mu?

“Son günlerde hafıza sorunu yaşayan babam ya ilaçları karıştırırsa?”

“Sesi kötüydü. Ya yemeğini yapacak hali yoksa?”

Aslında kadınları annelerinin, babalarının sağlığıyla ilgili endişelere sürükleyen bu sorular kuruntu değil. Yapılan araştırmalar yaşlılarda, özellikle yalnız yaşayanlarda yanlış ilaç kullanımının ve beslenme problemlerinin sık rastlanan bir sorun olduğunu gözler önüne seriyor.

YAŞLILIKTA İLAÇ KULLANIMINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ?

Yaşlılıkta ilaç kullanımıyla ilgili bilgi veren Hacettepe Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Servet Arıoğul, yaşlıların yakınlarının ve bakıcılarının dikkat etmesi gerekenler konusunda şunları söylüyor:

65 yaş ve üstündeki kişilerin yani yaşlıların yüzde 90’ının bir, yüzde 35’inin iki, yüzde 25’inin üç, yüzde 15’inin dört kronik hastalığı olduğu saptanmıştır. Dolayısıyla yaşlılıkta ilaç kullanımı son derece yaygındır. Hacettepe Tıp Fakültesi Geriatri Polikliniğine başvuran hastaların ortalama 4,5 ilaç kullandıklarını, muayene ve tetkikleri sonucunda bu rakamın 7’ye kadar çıkabildiğini gördük. Tabii sahip olunan kronik hastalığın cinsine bağlı olarak 10-12 ilaç alan yaşlılar da bulunmaktadır. Ancak yaşlılarda çoklu ilaç kullanımının tek nedeni kronik hastalıkların sayısı değildir. Çok sayıda ilacın reçetesiz satılması, yaşlı hastaların aile bireylerinin veya çevrelerinin tavsiyesiyle bazı ilaçları kullanmaları, hekimlerin fazla sayıda ilaç yazmaya eğilimli olmaları, hastaların da bu arada fazla ilaç beklentileri, farklı doktorlara gidilerek çok sayıda reçete alınması da diğer nedenler arasındadır. Ancak hemen ekleyelim ki, ilaç sayısının fazlalığından değil, gereksiz ilaç kullanımından ve ilaçların birbirlerini olumsuz etkilemelerinden sakınılmalıdır.

İlacın adı, dozu, alınacağı saatler, aç-tok alınma şekli gibi bilgiler yaşlıların okuyabileceği büyüklükteki harflerle bir çizelge halinde hazırlanmalı ve görünür bir yere aşılmalıdır.

O gün kullanılacak ilaçların sabah, öğle ve akşam başlıklı kutucuklara konulması, ilacın tüketimiyle ilgili kontrol sağlanması açısından yararlı olur.

Demanslı hastaların ilaç kullanımları mutlaka bakıcı kontrolünde yapılmalıdır. Hastanın kendisi tarafından kullanılmaya çalışılması ilaç aliminin unutulmasına veya tam tersi fazla alınmasına yol açabilir.

İlaçların veriliş şekline de dikkat etmek gerekir. Yaşlıda ağız mukozasının kuruması nedeniyle yutma güçleştiği için oral ilaçlar bol su ile verilmeli, ilacın yutuldu-ğundan emin olunmalıdır. Bir diğer önemli konu da; solunum yoluna kaçma riski nedeniyle ilacın yaşlılara oturur pozisyondayken içirilmesidir.

YAŞLILARDA SÜREKLİ DÜŞMELER VE KIRIKLAR

Yaşlılarda görülen önemli problemlerden biri de düşmelere bağlı kırıklar. Annesi sık sık düşen bir kadın olarak bu konuda çocukların yaşadığı endişeleri ve neler hissettiklerini çok iyi biliyorum.

Annem son 8 yılda belki 15 kez düştü. Düşmelere bağlı olarak omzu incindi, kalçaları, baldırları morardı. Bir keresinde başını şiddetli bir şekilde merdivene çarptı. Geçtiğimiz yıl düştüğünde ise kolu kırıldı ve bu nedenle ameliyat olmak zorunda kaldı. Sağ elinde radial sinir felci gelişti. Bilekten itibaren aşağı düşen sağ elini kaldırması, parmaklarını açması mümkün değildi. Ameliyat sonrasında 4 ay kadar koluna takılı cihazla yaşadı. Kış ayına denk gelen soğuk günlerde giysilerini giyebilmesi için tüm kazaklarının, hırkalarının sağ kolunu kesmek zorunda kaldık.

İşte, bu zorlu süreçte sağ elini hiç kullanamayan anneme bebek gibi bakmamız gerekti. Yemeğini yerken, banyo yaparken, giyinirken ya da yatağına yatıp kalkarken…

Annem, tüm bu olumsuzluklara rağmen moralini hiç bozmadı. Bir gün bile of demeden, hayıflanmadan büyük bir sabırla haftalarca fizik tedavi, rehabilitasyon için hastaneye gitti.

Baharda Boğaz’ın tepelerini eflatuna boyayan çok sevdiği erguvanlar açana kadar elinin iyileşeceğine inandı.

Hedeflenen tedavinin sonuna yaklaşıyorduk artık! Ev egzersizlerini yaptırırken el bileğinin hareket ettiğini, yukarı doğru kalktığını fark ettim. Annem sevinçle doktorunu arayıp müjdeyi verdi. Tedavisi tamamlandığında elindeki felç tamamen ortadan kalkmıştı. Artık dikiş bile dikebiliyordu.

Annemin sürekli düşmelerinin ben de bir kaygı ve stres bozukluğu yarattığını itiraf etmeliyim. Artık annemden gelen her telefonda yüreğim ağzıma geliyor. Anneler çocuk oluyor; biz evlatlar ise onların rolünü üstleniyoruz gerçekten. Kendimi okul idaresinin “Kızınız düştü, başı yarıldı, kaşı açıldı” diye sık sık telefonla aradığı afacan bir çocuğu olan anne gibi hissediyorum. Ama bu sadece annemin yaşadığı bir sorun değil. Yapılan araştırmalara göre 65 yaşın üstündeki kişilerde; özellikle kadınlarda düşme sıklığı artıyor. Daha önce düşen kişilerin düşmeye daha meyilli olduğu belirtiliyor. Uzmanlar yaşlılarda düşmelere bağlı gelişen kırıkların; özellikle kalça kırıklarının yaşamı tehdit ettiğine dikkat ediyorlar.

YAŞLILARDA SÜREKLİ DÜŞMELERİN NEDENLERİ

Peki, yaşlılarda sürekli düşmeler neden kaynaklanıyor? “Sürekli düşmeler ve sebepleri” konusunda Medikal’de konuk ettiğim Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi uzmanı ve spor hekimi Doç. Dr. Tolga Aydoğ’u annemin de yaşadığı bu problem nedeniyle ilgiyle dinledim. Doç. Dr. Tolga Aydoğ’a göre yaşlılarda sürekli düşmeye yol açan faktörler şöyle sıralanıyor;32

• Kemik, eklem ve kaslarla ilgili problemler

• Katarakt, sarı nokta gibi göz hastalıkları

• İç kulak, beyincikle ilgili sorunlar

• Parkinson gibi hastalıklara bağlı denge problemleri

• Kansızlık

• Diyabete bağlı kan şekerindeki oynamalar

• Halk arasında şah damarı olarak bilinen “karotis” damarındaki darlıklar

• Kullanılan bazı ilaçların yan etkileri

YAŞLILARIN YAŞADIĞI EVLER NASIL GÜVENLİ HALE GETİRİLMELİ?

Peki, yaşlı aile büyüklerimizi düşmelerden ve düşmelere bağlı kırıklardan korumak için evlerde ne gibi önlemler almalıyız? Acıbadem Fulya Hastanesi Fizik Tedavi uzmanı ve spor hekimi Doç. Dr. Tolga Aydoğ, bu konuda şu tavsiyelerde bulunuyor:

• Yaşla birlikte iyi huylu prostat büyümesi, diyabet gibi hastalıklara bağlı olarak gece tuvalete gitme ihtiyacı artar. İyi aydınlatılmayan ortamlar yaşlılarda düşmeye zemin hazırlayabilir. Yaşlıların tuvalet gereksinimi için uyandıklarında etraflarını görebilmeleri için yatak odasının ve koridorun loş ışıkla aydınlatılması iyi olur.

• Yaşlılarda tansiyon düşüklüğü de önemli bir sorundur. Tuvalete gitmek için uyanan bir yaşlı kalkmadan önce bir süre yatakta oturmalıdır.



• Banyoların ve koridorların zemininde kaymayan malzemeler tercih edilmelidir.

• Banyolar, duş ya da çamaşır sonrası asla ıslak bırakılmamalıdır.

• Hastaneye başvuran ileri yaştaki kırık vakalarının çoğu küvetten çıkarken düşen hastalardır. Bu nedenle yaşlıların yaşadığı evlerde banyolar küvet tarzında olmamalıdır.

• Yaşlı bir kişinin yaşadığı evde eşiklerin olmaması tercih sebebidir.

• Evler ya tamamen halıyla kaplanmalı ya da halisiz olmalıdır. Genç ve orta yaşlı kişiler için önemsiz yükseltilerin yaşlılarda tehlike yaratabileceği unutulmamalıdır.

• Yaşlıların kullandığı terlikler doğru seçilmeli; topuksuz, mümkün olduğunca kaymayan tabam olanlar tercih edilmelidir.

• Evin içinde merdiven varsa, mutlaka merdivenlerin geçiş bölgeleri ışıklandırılmalı ya da farklı renk koyarak dikkat çekmesi sağlanmalıdır.

• Salon, oturma odası gibi alanlarda mümkünse orta yerde sehpa olmamalıdır. Yaşlı ve denge sorunu olan bir kişinin rahat ve kolay yürümesini sağlamak temel amaçtır.

• Yaşlıların yürürken denge sağlayabilmeleri için evlerdeki banyolara, tuvaletlere ve uzun koridorlara mutlaka tutunabilecekleri destekler konulmalıdır.

• Yaşlılar için ev olarak giriş katları ve asansörle çıkma imkanı olan birinci katlar idealdir.

• Yürüyüş şekli de önemlidir. Özellikle sürekli düşme sorunu yaşayan yaşlılar küçük adımlarla ve düşük hızda yürümemeye dikkat etmelidir, çünkü bu tarz yürüme denge sorununu arttırabilir.

• Denge sorunu olan yaşlılar mutlaka baston, hatta üç ayaklı baston kullanmalıdır.

• Merdiven inip çıkarken tırabzanlardan destek alınması ihmal edilmemelidir.

YAŞLI YA DA HASTA AİLE BÜYÜĞÜNÜZ VARSA…

Sağlık sorunu yaşayan aile büyüklerine kendileri bakanlarda da var, bakıcı tutanlar da.. .Ya da gündüzlü bakım, evde bakım, alzheimer gibi konularda hizmet veren merkezlere başvuranlar da…

Peki, yaşlı hastaların bakımları konusunda ihtiyaç duyduğunuz bilgileri nasıl ve nereden alabilirsiniz? Anneniz ya da babanız için yatılı ya da gündüzlü bir bakıcıya gereksiniminiz varsa nelere dikkat etmelisiniz? Huzurevi, yaşamevi, yaşlı hizmet merkezi, alzheimer merkezi gibi kurumların listesine, iletişim bilgilerine nasıl ve nereden ulaşabilirsiniz? İşte, ihtiyaç anında faydalı olabilecek bazı adresler:

AİLENİZDE ALZHEİMER HASTASI BULUNUYORSA…

• Azheimer Vakfı

www.alz.org.tr

Alhezimer hastalığının toplumda tanınmasının sağlanmasını, hastaların ve yakınlarının desteklenmesini hedefleyen vakıf, 2 bin yılından bu yana faaliyet gösteriyor. Vakfın web sitesi aracılığıyla alzheimer hastalarına hizmet sunan özel huzurevi ve yaşam evleri konusunda bilgi alabilirsiniz.

• Alzheimer Derneği

www.alzheimerdernegi.org.tr

Eğer, demans ve alzheimer hakkında bilgi almak, uzmanlara ulaşmak, hasta yakını olarak destek almak, aynı sorunu paylaşanlarla iletişime geçmek istiyorsanız yıllardır faaliyet gösteren Alzheimer Derneğiyle bağlantı kurabilirsiniz.

HUZUREVİ YA DA YAŞLI HİZMET MERKEZİ ARIYORSANIZ…

Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü

www.ozurluveyasli.gov.tr

Huzurevlerinin listesine ihtiyacınız varsa; Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Özürlü ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğünün web sitesinde sırasıyla kuruluşlarımız ve yaşlı başlıklarını tıklamalısınız. Burada huzurevleri çeşitli kategorilere ayrılmış. Genel müdürlüğe bağlı Türkiye genelindeki huzurevleri ayrı bir başlık altında veriliyor. Eğer, özel huzurevi ya da yaşlı bakımevi arıyorsanız,“Gerçek kişilere ait huzurevleri” listesini tıklamalısınız. Açılan sayfada huzurevlerinin kapasitelerinden adreslerine ve telefon numaralarına kadar il bazında ayrıntılı bilgiler yer alıyor.

Web sitesinde derneklere, vakıflara, azınlıklara, yerel yönetimlere ve kamu kurumlarına ait huzurevlerinin Türkiye genelindeki ayrıntılı listeleri de bulunuyor. Yaşlı hizmet merkezleriyle ilgili bilgilere de gene aynı yerden ulaşabilirsiniz.

ALZHEİMER HABERCİSİ BELİRTİLER…

Alzheimer Vakfı Başkam ve aynı zamanda Geropsikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Engin Eker, alzheimer hastaltğı ve belirtileri konusunda şu bilgileri veriyor: “Bunama, Latince aklın yitirilmesi anlamına gelir. Başta bellek olmak üzere bütün zihinsel fonksiyonların, sosyal yeteneklerin kişinin sosyal hayatını etkileyecek şekilde bozulmasıdır. Alzheimer hastalığı bütün bunama çeşitlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturur.

Alzheimer hastalığı yedi evreden oluşur. Ancak hastalık pratik açıdan hafif, orta ve ileri evre olarak üçe ayrılır. Hafif evre yaklaşık 2-4 yıl; orta evre ise 2-5 yıl sürer. Başlangıçtan 9-10 yıl sonra ise ileri evreye gelinir. Ancak vakadan vakaya farklılık gösteren bu süre, iki yıldan başlayıp 20 yıla kadar da uzayabilir. Alzheimere bağlı başlıca belirtiler şöyle sıralanır:

Hafif evre:

• Kısa süreli bellekte bozukluk, yakın zamanda yaşanan olayların unutulması (Uzak bellek genellikle henüz etkilenmemiştir)

• Eşyaları yanlış yere koyma

• Daha önce bildiklerinin isimlerini, çatal, kalem gibi objelerin adlarını unutma

• Daha önce bildiği yerleri bulamama

• Çevreye ilgi kaybı, mesleksel, sosyal aktivitelerden uzaklaşma

• İklime uygun şekilde giyinememe

• Lisan yeteneklerinin bozulması

• Soyut düşüncede bozukluk (Örneğin atasözlerin anlamını açıklayamama)

• Zamanı ve nerede olduğunu çoğunlukla bilememe, ancak kişileri tanıma

• Kişilikte bazı değişikler (Örneğin o zamana kadar çok sakin olan bir kişide inatçılık, problem çıkarma görülmesi)

• Takıntılar, alınganlık

Orta evrede:

• Bellekte belirgin bozulma

• Aynı şeyleri defalarca tekrarlama

• Konuşma kusurları (afazi), muhakeme yürütücü işlevlerde bozukluklar (örneğin plan yapamama) belirginleşir.

• Çabuk kızma, tartışmaya eğilim gibi davranış sorunları ortaya çıkar

• Hezeyanlar ve halüsinasyonlar

• Akşamüstleri belirtilerde artma

• Bulunduğu ortamda sürekli dolaşma

• İdrar kaçırma

• Sağlıklı eşe veya bakıcıya gittikçe bağımlı olma

• Hastaya çoğu kez banyo yapma, elbise giyme, yemek yeme gibi günlük aktiviteler için yardım gerekir

Son evre:

• Aile bireylerini duygusal olarak tanıyabilir ama kişiliğin kesin olarak belirlenmesi ve isimlerinin söylenmesi mümkün değildir.

• Şaşkınlıkta ve ajitasyonda artma

• Hezeyanlar, halüsinasyonlar

• İdrarını kaçırmada artma

• Hareket yeteneğinin azalması

• İletişim kurulamama, konuşmanın kısa cümleler veya kelimelerin tekrarı şeklinde kısıtlanması

• Günlük yaşam aktiviteleri için tamamen yardım ihtiyaç duyma

• Hastanın sürekli bakım için bir kuruma yerleştirilmesi gerekir

• Yemek yemesi zorlaşır, beslenme ancak özel bakımla mümkün olur

• Bakıcı ya da yakını etrafından kaybolduğunda hemen onu gözleriyle dahi olsun takip etmek ister

• Çok eski hatıralar artık yavaş yavaş unutulmaya başlar

• Sosyal yaşantıda genel kültüre, eğitime bağlı bilgiler giderek kaybolur

• Son evrede parkinsona bağlı belirtiler de görülebilir. Yatağa bağlı hastalarda yatak yaraları, enfeksiyon, beslenme bozukluğu gibi problemler ortaya çıkabilir.

Yüksel Aytuğ (Televizyon yazarı) BABAMDA ALZHEİMER HIZLI İLERLEDİ”

“Unutkanlık babamın 60’lı yaşlarından sonraki en büyük şikâyetiydi. Babam ağır ceza hakimiydi. Hastalığının ilk dönemlerde ajandasına davaları kaydetmeyi unuttuğu, davalarını atladığı bile oldu. Daha sonra sohbetlerden biraz geri çekildiğini fark ettik. Dost sohbetlerinde kabuğuna çekiliyor, başka şeylerle ilgileniyordu. Bunların çok önemli ipuçları olduğunu ve tanının erken konmasındaki önemini daha sonradan anladık. Babamın bilinci ve hayatla irtibatı dönem dönem kesilmeye başladı. Gözlerini belirli bir noktaya dikerek, tavanda ona has şekillere bakıyordu. Adeta kendi yarattığı bir senaryonun içine yaşıyordu. Alzheimer tanısı konması bizim için çok üzücü oldu.

Daha sonra idrarla ilgili problemleri oldu. ‘Hidrosefali’ denen beyinde su toplanması, alzheimerla birlikte ilerleyen bir hastalık olarak ortaya çıktı. O suyun yaptığı basınç beynin çeşitli melekelerini etkiledi. Hafızası çok zayıfladı; idrarını tutamamaya başladı. Ve nihayetinde yürüme yeteneğini yitirdi. Geçici dönemlerle şuur kaybı yaşadı. Halüsinasyonlar görmeye, çok kaygılı, tedirgin ve depresif hareketlerde bulunmaya başladı.

Babam yaklaşık bir yıldır tedavi görüyor. Doktorları babamda hastalığın bir hayli hızlı ilerlediğini söylüyorlar. Kalıtımsal olarak ne kadar riskim var tam bilmiyorum ama alzheimer benim de en büyük kaygılarımdan biri haline geldi. Bu hastalığın ilerlemesinin en büyük nedenlerinden biri, insan beyninin tembelliği. Beyin jimnastiğini ihmal etmemek, sosyal hayata kendini kapatmamak, çevreyle iletişimi gençliğindeki kadar sürdürmek; yani şalteri asla indirmemek gerekiyor.”




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.