Anasayfa / Sağlık ve Hastalık Bilgileri / Alerjik hastalıklar neden artıyor?

Alerjik hastalıklar neden artıyor?



Alerjik hastalıklar neden artıyor?

Peki, bugüne kadar gayet dengeli çalışan bağışıklık sistemimizi dünya genelinde alerjik hastalıkları artıracak şekilde bozacak hangi yanlışları yapıyoruz?

Hastalıkları gelişmeden önlemek modern tıbbın hedefi sayılmaktadır. Bu bağlamda yapılan yanlışları bulup düzeltmeye başlamadan önce gelin isterseniz bağışıklık sistemimizin nasıl çalıştığına şöyle bir bakalım.

Alerjik hastalıklar

Bağışıklık sistemi ve alerji

Yaşamı gökyüzüne, bedenimizi ise gökyüzünde uçmaya çalışan bir kuşa benzetirsek, bağışıklık sistemimizi iki yanımızda hareket eden kanatlar olarak tanımlayabiliriz. Bu kanatlar eşit ve dengeli bir şekilde hareket ettiğinde yaşam bulutsuz bir gökyüzü olacakken, kanatlardan biri daha az veya daha fazla çalışıp dengeyi bozduğunda kendimizi birden fırtınanın ortasında bulabiliriz.

Vücudumuz, yaşamda sorunsuz süzülebilmek için mutlak bir dengeye ihtiyaç duyar. Tıp bu dengeyi “homeostaz” olarak adlandırır. Bağışıklık sistemi de içinde barındırdığı, kendi beyni olan yüzlerce hücre ve bunların kurduğu eşsiz iletişim ağı sayesinde bu dengeyi korur. Bağışıklık sistemi hücreleri birbirlerinden farklı yönlerde hareket eden iki kanadı andırır.

Bu kanatlardan bir tanesinin temel işlevi vücut için tehlike oluşturan ve hücrelerimizin içine giren mikroorganizmalarla savaşmaktır. Bu kanadı T1 hücreler ve bunların iletişim salgıları oluşturur. T1, bağışıklık sistemi çalışırken genellikle etkenin içine girdiği hücreyi de öldürerek etkeni vücuttan uzaklaştırır.

Vücuda giren zararlı madde hücre içine sığmayacak kadar büyükse, örneğin alerjik bir madde veya parazitse, dokularda veya kanda serbestçe dolaşıyorsa, T1 hücrelerin bu etkeni tamamen vücuttan uzaklaştırma imkânı olmaz. Ancak hücreler sürekli o etkene ve çevresindeki dokulara saldırmaya devam eder, işte sonuçsuz kalan bu çaba sürekli olarak vücudun zarar görmesi demek olacağından, T1 hücrelere karşıt çalışan ve vücudun zarar görmesini engelleyen T2 hücre sistemi devreye girer.



Sağlıklı ve hızlı zayıflamak, sağlıklı doğal güzellik bakım listesi için tıklayınız.


T2 kanat, vücuda giren ancak öldürülemeyecek ya da vücuttan atılamayacak kadar büyük bir alerjik madde ya da parazit gibi bir canlıya tolerans geliştirmek, bağışıklık sistemi saldırmadan o maddeyi vücutta tutmaktan sorumludur. T2 hücreler bu işlevini genellikle ürettiği bir tür yara iyileştirici doku veya iltihapla etkenin etrafını kuşatarak sağlar. Bu duruma parmağımıza batan bir yabancı cismin etrafında gelişen iltihabı örnek verebiliriz.

Ancak T1 hücrenin aşırı çalışması nasıl vücuda zarar verebiliyorsa, aynı şekilde vücudu T1 bağışıklık sisteminin aşırı çalışmasından korumakla yükümlü olan T2 hücrelerin de aşırı çalışması vücuda zarar verebilir. Bu nedenle bu iki kanadın terazinin iki kolu gibi birbirini dengeleyecek şekilde eşit çalışması gerekir. Vücudumuzda bu terazinin dengede durmasını sağlayan üçüncü bir hücre sisteminin daha var olduğu anlaşılmıştır. Bu üçüncü hücre sistemine “dengeleyici T hücre sistemi” (regülatuar T hücreler) denir.

Diyabetten tiroit hastalıklarına ve tabii alerjiye kadar yaşamda karşılaştığımız birçok kronik hastalığın temelinde dengeleyici sistemin düzgün çalışmaması ve T1AT2 kanat dengesinin bozulması yatar. Bazı durumlarda, T1 çok, T2 az çalışır ve Tip 1 diyabet, tiroit iltihabı (tiroidit), eklem iltihabı (artrit), multipl skleroz, Çölyak ve kanser gibi otoimmün dediğimiz vücudun kendi hücrelerine karşı antikor (savunma hücresi) ürettiği kronik hastalıklar gelişir.

Bazı hastalıklarda ise T2 çok, T1 sistem az çalışır. T2 sistemin çok çalıştığı durumların başında alerjik hastalıklar gelir. Son yıllarda T2 sistemin aşırı çalışmasıyla gelişen alerjik hastalıklardaki artış daha çok dikkat çekmekle birlikte, karşıt sistem T1 bağışıklık sisteminin çok çalışmasına bağlı gelişen otoimmün hastalıkların da bu durumla paralel olarak aşırı derecede arttığı görülmektedir.

Olaya bütüncül yaklaştığımızda, problemin bağışıklık sisteminin kanatlar arası dengesini sağlayan kısmında, T regülatuar-dengele-yici sistemde bir bozuklukla ilişkili olduğu ortaya çıkmaktadır. Bağışıklık sisteminde terazinin dengesini ne bozuyorsa ona yönelmek genel toplum sağlığı açısından insanları sadece alerjiden değil diğer birçok kronik hastalıktan da koruyacak bir yaklaşımdır.

Alerjik hastalıklar açısından bozulan bu dengeden sorumlu olan etkenin ne olduğuna yönelik birçok teori ileri sürülmüştür. Bunlann içinde en çok kabul göreni “Hijyen Teorisi”dir. Hijyen Teorisi, vücutta bağışıklık sisteminin dengesini mikropların sağladığını ileri sürer.

Hijyen Teorisi’ni daha iyi anlamak için yaşamın başlangıcına dönmemiz gerekiyor.




Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.